19 Ağustos 2016

Yusuf ile Züleyha - Nazan Bekiroğlu | Kitap Yorumu



Yusuf ile Züleyha - Nazan Bekiroğlu Kitap Yorumu


Merhaba sevgili dostlarım,
Bugün de, Nazan Bekiroğlu'ndan okuduğum ilk eserle karşınızdayım.


Benim çokça tasavvuf okuduğum ve kafamdaki sorulara çözüm aradığım bir zaman diliminde, Yusuf ile Züleyha kıssası dikkatimi çekti. Haliyle bu kıssayı layıkıyla kim yazmıştır diye gezinirken, Nazan Bekiroğlu ile yollarımız kesişti. Normalde postmodern yazan romancıların eserlerini pek okuyan biri olmasamda bir adım atmam gerektiğine inanarak Okuoku alışverişimde bu kitabı satın aldım.

Yusuf ile Züleyha'nın kıssasını bilmeyenimiz yoktur. Züleyha'nın bir çok uğraşına rağmen Yusuf'un onu istememesi ve sonunda Züleyha'nın Yusuf'dan vazgeçerek Rabbini bulması. Rabbinin de ikram olarak Yusuf'u artık ona vermesi...


Kitabın üçüncü bölümünde Züleyha'nın Gelecek Zamanlara Seslenmesi kıssası vardı. Benim en etkilendiğim kısımlardan biriydi.

Züleyha'nın Seslenişi:
      
Hanım hanımcık ol, böyle denecek Leyla'ya. Ve o da öyle olacak. Çöle düşen Mecnun, Leyla değil. Leyla ağlamak için bile bahane bulmak zorunda. Ben öyle miyim ya? Şirin'in bahtına düşen, uğrunda dağlar delinen olmak olacak, dağları delen değil. Suyu bulmak Ferhad'ın bahtı. Aslı, en fazla bir ah, felekleri tutuştursa da. Açılıp kapanan düğme Aslı boyundan ayağa. Yanıp küle dönmek Kerem'in hakkı olacak. Ben Aslı gibi miyim ya? Evli evinde, yerli yerinde, bana yazılansa, benim alnıma, Yusuf'un gömleğini yırtmak boydan boya, nasıl karşı çıkarım yazgıma? Adım, ey geçmiş ve gelecek zamanların dişil ve doğurgan, duygusal ve duyarlı, hanım hanımcık, durağan ve çaresiz ve lekesiz bütün hikaye kahramanları. Adım adınızla birlikte anılsa da, dağlar ve ırmaklar arasında, gökler ve yer arasında olduğu kadar mesafe olacak adımla adınız arasında. Siz, yazgınızla iffetli, çaba harcamayacaksınız eteğinizdeki çamuru akıtmaya. Ben yazgımı yükleneceğim önce sonra yazgımdan iffet çıkaracağım. Bu yüzden Yusuf'un arka tarafından yırtılan gömleğinden Züleyha'nın önden yırtık eteğine kadar uzanacak yolum, adım adım. aşk benim hakkım.

Züleyha Mısırlı kadınlara bir yemek ziyafeti tertip eder. Yemek sonunda hepsine bir portakal ile birlikte gümüş bıçak verilir. Mısırlı kadınlar tam portakalı doğramaya koyulmuşken, Züleyha Yusuf'a içeri gelmesini emreder. Yusuf odaya girer girmez Mısırlı kadınlar ellerini doğrar.


Ne bir acı, ne bir çığlık, ne bir ünlem! Sadece birkaç damla kan. Hepsi kendi ellerinden kendi elleriyle akıttıkları kanla lekelerken eteklerini, dediler ki Ya Züleyha, sen haklıymışsın bağışla bizi. Bu ki yaratılmışların en güzeli, Züleyha bağışla bizi.

Züleyha oturduğu yerden doğruldu usulca. Dedi, siz ellerinizi doğradınız, ben yüreğimi doğradım. Bir kez gördünüz siz, ben yıllardır bu güzellikle sınanmaktayım. 

Beni en çok etkileyen diğer kıssa ise Yusuf'un Duası kıssasıydı. Züleyha gecesinin güzelliğini sererken Yusuf'un gözlerinin önüne. Yusuf da insandı. İstek, insanın zaafıydı. Züleyha ne kadar ateşse Yusuf o kadar iffetti. 


Yusuf'un Duası: Rabbim bana İstememeyi İsteyebilmeyi Nasib Et


Rabbim, dedi, Yusuf, sen bana, kendi isteğimin dışında şu iklimde ve şu odada bulunduğum şu anda, Züleyha'yı istememeyi nasip et. Katından bir esirgeme ver. Değil mi ki isteğe yaklaşınca, istememeyi istemek artık imkansızlaşır. Bu yüzden değil mi Rabbim, senden gelen yasaklar "yapma" ile değil "yaklaşma" emri ile başlar. Yaklaşırsam eğer şu içimdeki doğal olan akışla Züleyha'nın ırmağına, yaklaştıktan sonra "yapmam" diyemem. Üstelik yaklaşırsam eğer yapmamayı da artık dua edemem. Daha kolay olan "yapma" değil "yaklaşma". Öyleyse aslolan: "Yaklaşma". Öyleyse Rabbim, insan yaratılmışlığımın sorumluluğuyla en fazla baş başa kaldığım şu anda, şu odada, sen bana istememeyi istemeyi nasib et. Beni insan yaratılmışlığımın en doğal akışını kendine ait olmayandan sakındıracak güçle insan et. 


Kitabın en en sevdiğim kısmı ise Züleyha'nın Yusuf'u neden ve nasıl sevdiğini merak ettiği kısımdı. Benim kitapta en sevdiğim kısımda buydu, en etkilediğimde..


Sonra: Aşkın Hülasası, Yusuf Seni Sevdiysem...

O kısımdan;
Yusuf seni sevdiysem, dedi Züleyha, hükümdarın tahtına hükümdardan başkası oturamayacağından. Şehzade için saklanan giysiler ancak şehzadenin bedenine uyacağından. Seni sevdiysem, seni her görmemde ikinci kez görmediğimden. Her görmemde seni yenidenmiş gibi değil, yeniden gördüğümden. Odama her girişinde ilk kez girdiğinden. Kendi kendinde bile tekrarlanmadığından sen. 




Kitaba Dair Yorumum;

Okuduğum ilk Nazan Bekiroğlu eseriydi. Çok beğendiğimi ifade etmem gerek. Gerçekten özgün bir kalemi olduğuna kanaat getirdim. Öyle ki ilk kitaptan diyebilirim ki, Nazan Bekiroğlu'nun bir yazısını isimsiz bir şekilde görsem, bu yazı Nazan Bekiroğlu'nun kaleminden çıkmış diyebilirim.

Bu kadar güzel bir kıssayı yazmakta büyük bir cesaret ister. Büyük bir ustalıkla kaleme aldığı ve yazmak için büyük bir uğraşı sarf ettiği kitabın ilk satırlarından dahi anlaşılıyordu.

Tek olumsuz eleştirim: Keşke, keşke, keşke daha uzun olsaydı da, bu kitaba doyabilseydim...

Sevgilerimle...


14 yorum:

  1. Aynı şekilde ben de bittiğinde keşke biraz daha uzun olsaydı dedim. Çok güzeldi ve o Yusuf'un duası beni de çok etkiledi. Çok güzel kitaptı, hikayeyi daha da derinleştiren bir yönü vardı. Senin de beğenmene çok sevindim! :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet seninle konuşmuştuk zaten. Çok çok beğendim bende ^^

      Sil
  2. Çok emek verilmiş bir yazı olmuş ellerinize sağlık. bende tasavvufi tarzda yazılmış eserleri çok seviyorum. Bu anlamda İskender Pala'nın baz eserleri beni mest etmişti. Şimdi de bu yazarın bu eseriyle tanışmak isterim. Yusuf'un duası ve Züleyha'nın Yusuf'u neden sevdiği bölümlerden yaptığınız alıntılar çok hoşuma gitti. Vaktini bulur bulmaz okumayı düşündüğüm eserlerden. Emeğinize saplık :) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim canım :)
      Bende tasavvuf çok sevdiğim için okumaya karar kılmıştım. Yusuf'un kıssası da Kuran'da en güzel kıssa olarak geçiyor zaten. Bu dönemlere ışık tutuyor taa o zamanlardan.
      İskender Pala'yı bende çok seviyorum. Od romanı muhakkak benim en etkilendiğim eseridir. Ancak Od'dan sonra Şah & Sultan ve Leyla ile Mecnun eserlerini okumaya çalışsam da Od romanının yerini tutmadı.

      Sevgilerle...

      Sil
    2. Evet od bir başkadır benim gönlümde de. Bu eseri De onun peşisıra geleceğe benziyor. Sevgilerimle :)

      Sil
    3. İnşallah yorumlarınızı beklerim o vakit.
      Sevgilerle :)

      Sil
  3. Canım arkadaşımmm 😊 Ben bilmiyordum ilk kez hikayeyi senin yazınla beraber bir nebze de olsa öğrenmiş oldum, inan merak ettim fırsat bulduğum an okumak istiyorum 😌 Öpüyorum seni koskocamann

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende öpüyorum canım.
      Okuması çok keyifliydi :)

      Sil
  4. Kalemine sağlık Kuklacım, güzel bir inceleme olmuş, bir hayli de detaylı ;)
    Tasavvuf okumayalı baya oluyor, iyi geldi diyebilirim ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende uzun zamandır tasavvuf okuyorum. Biraz Modern Klasik araya sıkıştırsam da tasavvuf okumaktan vazgeçemiyorum :)

      Sil
  5. Çok detay eklemişsin ya! :)
    Nazan Bekiroğlu sürekli karşıma çıkan bir yazar olmasına rağmen okumak nasip olmadı. Umarım en kısa zamanda okuyabilirim. Çok merak ettirdin :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merak etmenize çok sevindim. Gerçekten okumaya değecek bir kitap :)
      Teşekkür ederim yorumunuz için :)

      Sil
  6. Çok uzun yıllardır ve gerçekten uzun artık yaklaşık beş altı yıldır :), Nazan Bekiroğlu okumaya niyetlenip, okumam. Bakalım ne olacak :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun yıllar deyince 6 yıldır olacağı hiç aklıma gelmemişti :)
      İnşallah okursun.
      Üslubu farklı bir yazar :)

      Sil

Fikirlerinizi önemsiyorum,
Lütfen benimle düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin ! :)
Not: Siyasi, ideolojik ve hakaretvari yorumlarda bulunmadığınız için teşekkür ederim.

designed by Charming Templates