28 Ağustos 2016

Allah Dualarımı Neden Kabul Etmiyor ?

Allah Dualarımı Kabul Etmiyor



Hayatta çok istediğimiz şeyler olur. Belki de ilk defa, bir şeyi bu kadar yürekten istiyoruzdur.
Sabah akşam o şey için dua eder; yalvarır, yakarırız.
Bir türlü dualarımıza, istediğimiz şekilde cevap verilmediğini görüp, isyan ederiz.

 "Dualarım kabul olmuyor. Kimse zaten sevmiyor. Allah da beni sevmiyor

şeklinde vesveselere kapılırız.

Belki de o kadar günahkarızdır ki dualarımız dahi Allah'ın katına ulaşmıyordur, kim bilir...

Peki;
Hiç düşündün mü?
Rabbinin duana cevap vermemesi de bir cevaptır !
O şeyi sana vermeyerek, senin için en iyisini yapıyordur.
Senin için daha güzelini hazırlıyordur.

24 Ağustos 2016

Yabancı Kitap Yorumu - Albert Camus


Yabancı Kitap Yorumu - Albert Camus


Merhaba arkadaşlar,

Bu sene yaz mevsiminde, hayatım boyunca okumadığım kadar tasavvufi kitap okudum. Tasavvuf okumayı da çok sevdim ancak biraz sıyrılarak Modern Klasik okuma kararı aldım. İlk durağım Albert Camus'un 1957 yılı Nobel Edebiyat Ödülü alan Yabancı adlı kitabı oldu.

Dipnot: Çok fazla tasavvuf okuduktan sonra damdan düşer gibi modern klasik okumaya başlamak akıl işi değilmiş bunu anladım. Sakın benim gibi olma Sevgili okuyucu.

Kitap hakkında biraz ön araştırma yaparak elime aldım. Franz Kafka'nın Dava kitabı tadında bir eserdi.
İlk satırından kitap sizi düşündürmeye başlıyor. Zaten o ilk satır ana karakterin hayata bakış açısını tamamıyla özetliyor:

Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum. Bakımevinden bir telgraf aldım:  Anneniz öldü. Cenazesi yarın kaldırılacak. Bundan pek bir şey anlaşılmıyor. Belki de dün ölmüştür.

Karamsar bir ruh hali içinde, hayatın anlamsızlığından dem vuran ana karakterimiz, başkası yaşıyormuşcasına nesnel ve kayıtsız bir şekilde yaşıyor başından geçen olayları.
Bu arada ana karakterimizin ismine de rastlayamıyoruz kitap boyunca. Öyle ki kendini adım adım ölüme götüren süreci de sadece izlemekle yetiniyor. Ruhsuz, duygusuz ve hissiz bir vaziyette.

22 Ağustos 2016

SatırArasıMİM




Çok sevgili Özgürlük Savaşçısı yakın bir zamanda beni mimlemişti. Bende acizane yanıtlamaya çalıştım.

Bu arada unuttuğum mimler olduğunu biliyor ancak hangi mimleri unuttuğumu bilmiyorum. Kasıtlı yapılmış bir şey değildir sevgili dostlar. İnşallah kimseyi bu sebeple kırmamışımdır. Bir dönem, bloga vakit ayıramamıştım zira. 
Bu sebeple kıyıda köşede kırılan bir dostum varsa özür dilerim :)


Blog yazmaya nasıl başladım





Soru 1 : Nasıl blog yazmaya başladınız?

Aslında blog yazıları okumaya başladım ilk önce. Sonra da “Ben yapabilir miyim? Bence yapabilirim.” düşüncesi sardı beni ve kolları sıvamaya karar verdim. İlk yazılarım acemilikle pek güzel olmamış olabilir. Zaten detaycı bir insan olduğum için olayın içine girdikçe çıkışı bulamam.
Neyse.



Soru 2 : Blogunda daha önce yazmadığın bir tarzda yazacak olsan bu ne olurdu ?

-Bu bir itiraf yazısıdır-

Aileleriyle, çocuklarıyla ve eşleriyle geçirdiği güzel vakitleri burada paylaşan çok becerikli, neşeli ablalarım var benim. İlerde İnşallah bende bu tarz yazılar yazmak isterim.
Ama ilerde.
Baya bir ilerde.
Ne kadar da çok ilerideymiş öyle haha.
Şaka bir yana Rabbim isteyen herkese nasip etsin.


Not: Hayallerimizde ölmedi ya  


Soru 3: Bloglarda okumayı en çok sevdiğin konular nelerdir ?


Aslında ben her şeyi okumaya çalışıyorum ama en çok kişisel yaşanmışlıklar, kitap ve dizi yorumlarını seviyorum. Birde sevdiğim blogger arkadaşlarım ne yazarsa yazsın okumaya özen gösteriyorum. Çünkü gerçekten hepsi birbirinden değerli. Onların yazılarını okumaktan keyif alıyorum.



Soru 4: Hayatta en çok yapmak istediğin üç şey nedir ?

1. Kendi e-ticaret sitemi kurmak.

2. Tasavvufi bir roman yazmak istiyorum.

3. Gerçekleşmesini yürekten istediğim bir hayalim var. İnşallah Rabbim nasip eder de o hayalim gerçek olur. İşte o zaman sanıyorum, en bahtiyar insan ben olacağım.


Bu mim, yapmak isteyen tüm dostlara armağanımdır.
Sevgilerimle 
 







19 Ağustos 2016

Yusuf ile Züleyha - Nazan Bekiroğlu | Kitap Yorumu



Yusuf ile Züleyha - Nazan Bekiroğlu Kitap Yorumu


Merhaba sevgili dostlarım,
Bugün de, Nazan Bekiroğlu'ndan okuduğum ilk eserle karşınızdayım.


Benim çokça tasavvuf okuduğum ve kafamdaki sorulara çözüm aradığım bir zaman diliminde, Yusuf ile Züleyha kıssası dikkatimi çekti. Haliyle bu kıssayı layıkıyla kim yazmıştır diye gezinirken, Nazan Bekiroğlu ile yollarımız kesişti. Normalde postmodern yazan romancıların eserlerini pek okuyan biri olmasamda bir adım atmam gerektiğine inanarak Okuoku alışverişimde bu kitabı satın aldım.

Yusuf ile Züleyha'nın kıssasını bilmeyenimiz yoktur. Züleyha'nın bir çok uğraşına rağmen Yusuf'un onu istememesi ve sonunda Züleyha'nın Yusuf'dan vazgeçerek Rabbini bulması. Rabbinin de ikram olarak Yusuf'u artık ona vermesi...

16 Ağustos 2016

Huzur Sokağı Kitap Yorumu ve İncelemesi - Şule Yüksel ŞENLER





Şule Yüksel Şenler’in en ses getiren, en önemli kitabı.


Huzur Sokağı Kitap Yorumu ve İncelemesi

Bu kitapla benim tanışma faslım, çok ilginç bir şekilde gerçekleşti. Başka bir kitabı almak için kütüphaneye gittim. Son bir kez rafları kurcalarken bu kitabı gördüm ve gözlerimde o an şimşekler çaktı. Sanki uzun zamandır bu kitabı okumayı bekliyormuşum gibi bir hisse kapıldım.


Kitap Hakkındaki Düşüncelerim;

  • Kitap 550 sayfa kadar ve çok çabuk sıkılan bir insan olarak, bu kitabı bir an olsun elimden bırakamadım.
  • Edebi niteliği umduğumdan daha başarılıydı.
  • Yazılmak için yazılmamıştı bu eser..
  • Aklınızda en ufak bir boşluk bırakmayacak şekilde, ince işçilikle kalemden kağıda aktarılmış.
  • Kadın-erkek ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini harika bir şekilde anlattığını düşünüyorum.
  • Çeşitli ilmihal kitaplarından örnekler barındırıyor içinde. -Risaleinur gibi-
  • Gençlere baş ucu kitabı niteliğinde. Birçok sorunuzun cevabını bu kitaptan almanız mümkün.
  • Şunu da söylemem gerekir diziyle hiçbir bağlantısı yok. Sadece kitap karakterleriyle, dizide ki karakterlerin isimleri aynı.
  • Kitabın tasavvufi bir nitelik taşıdığını söyleyebilirim. Sizde benim gibi tasavvufa ilgi duyuyorsanız kesinlikle okumalısınız.

Kitaba Puanım : 5 üzerinden 6 :)

14 Ağustos 2016

2016 Kore Dizileri Kısım 3



2016 senesinde izlediğim Kore dizilerini şimdilik 3 kısma ayırdım. İlk iki kısım için ;

2016 Kore Dizileri Kısım 1
2016 Kore Dizileri Kısım 2




1. W


W : Two Words Kore Dizisi Konusu

Tür: Romantik, Fantastik,Dram
Durum : Güncel

Aslında W dizisinden Kısım 2 de bahsetmiştim ama burada da yer vermek  istedim. Konusunun özgün olması sebebiyle ilk bölümüyle izlenme rekorları kırdı. Bende bu diziyi çok çok beğendim. Uzun zamandır bir diziyi bu kadar merak etmiyordum arkadaşlar.
Ben hala şiddetle tavsiye ediyorum. Kaliteli bir dizi izlemek istiyorum diyorsanız, sizi böyle alalım :)


2. Cinderella and Four Knights

Cinderella and Four Knights Kore Dizisi Konusu

Tür: Romantik,Gençlik
Durum : Güncel

Dizimizin henüz 2 bölümü yayınlandı. Bende duyar duymaz bir koşu izledim geldim. TVN reklamlarında çok sık görünce dikkatimi çekmişti. 
Güzel bir işlenişi olduğunu düşünüyorum -en azından şimdilik öyle- 
Konusu: Kendi ayakları üzerinde duran ve zengin bebelerine ahlak dersi veren koca yürekli bir kızın hikayesi. 

13 Ağustos 2016

Acımak - Reşat Nuri Güntekin | Kitap Yorumu

Merhaba dostlar,
Şu sıra Reşat Nuri'ye taktığım bir dönemdeyim sanıyorum.


Acımak - Reşat Nuri Güntekin | Kitap Yorumu
Kitap Hakkındaki Düşüncelerim;

Acımak kitabının içinde bu kadar dokunaklı ve vurucu bir dramın varlığını tahmin etmediğimi söylemem gerekir.
Kitabın son sayfalarını okurken, sinirimden yerimde duramadım.
İnsanın evleneceği kişi, onu rezil de eder vezir de diye bir söz vardır.
Kitapta “rezil” olma kısmına şahit oluyoruz.


Kitapta ana karakterin aşka ve evliliğe olan bakışını okurken tüylerim diken diken oldu bakınız;

 


Ben aşkı şiirlerde, romanlarda olduğu gibi bir parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya addedenlerden değildim. Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti.


Bu kadar ince düşünceye sahip olan bir adamın, sonrasında “rezil” olma durumunu layıkıyla yerine getiriyor olduğunu görmek beni okurken dumura uğrattı.




Konusuna gelecek olursak;

11 Ağustos 2016

Bu Aralar Ben #2 : Bu Yazıyı En Çok Sen Anla Diye





Bu yazıyı en çok sen anla diye



Bu aralar karmakarışık olduğumu itiraf etmeliyim. Önüme çıkan yollardan birini saniyeler içinde seçmem gerektiğini hissediyor ancak harekete geçmek için yeterli kuvveti kendimde bulamıyorum.

Yine ve yeniden alışkanlıkların bende yarattığı derin izlere rast geldim. Alışmamaya alışmaya çalışırken bile alışıyorum. 


Gerçekten yüzleşemediğim bir çok düğüm var içimde. Bunları tedavi etmek yerine üstlerini örtmeyi tercih ediyorum.


Yine alışkanlıklarımın bana kattığı öfkeye olan tahammülüm, sınırlarımı zorluyor. Anlayacağınız kendime tahammül edemiyorum.

Bozuk bir kaset gibi aynı yerlere takıldığım an, saatlerce o anı geriye sarıp sarıp "kafamda kuruyorum."


-bu arada "kafamda kurma" lafzını en çok senin yanında kullandım, bu yazıyı en çok sen anla diye-

İçimden "Anlar, anılara dönüşmese miydi?" diye geçiriyorum bazen.
Ama anlar olmasa bugünkü aklımın olmayacağı düşüncesi, kaldırıyor umutsuzluk perdesini gözlerimden.

Buradan çıkan sonuç mu?
umutluyum ya ben.
gerçekten bak.
umutsuzlukla değil ama umuda olan inancımla ciddi düşünüyorum.
O halde karmaşık da değilim.

Ah başta kurduğum cümleyi, yazımın sonunda çürüttüm :)
Aslında huzurluymuşum da ben.
Tamamdır, yoluma devam etmeli o zaman.
Bir gün yeniden yolların kesişmesi ve sonrasında hiç paralel olmaması ümidiyle.
Dünyada ki tüm güzellikler seninle, en çokta seninle olsun.

5 Ağustos 2016

Bir Kadın Düşmanı(Çirkinin Romanı) / Reşat Nuri GÜNTEKİN

Bir Kadın Düşmanı(Çirkinin Romanı) / Reşat Nuri GÜNTEKİN


Okunacak listemde adı geçmeyen bu kitabın varlığından bile haberdar olmadığımı, sevdiğim bir takipçimin önerisi üzerine okumaya karar kıldığımı söylemekle yazıma başlıyorum.

Kitap mektuplaşmalar şeklinde yazılmış 2 kısımdan oluşuyor. Osmanlıca birçok sözcüğe yer verildiği içinde kitabın arkasında sözlük kısmı yer alıyor.

Kitapta iki ana karakterimiz var;
Biri erkekler tarafından beğenilmeyi iş bilen, işgüzar, dünya lezzetlerine tabi olmuş Sara Hanım. Diğeri ise dış görünüşce pek çirkin olan, “Bu kadar çirkin bir yüze, çirkince de bir ruh yakışır” diyerek çevresindeki kadınlara kaba davranan, bunun sonucunda da “kadın düşmanı” olarak nitelendirilen Homongolos lakaplı Ziya Bey.

1 Ağustos 2016

Yeni Dünya Kitap Yorumu /1943 - Sabahattin Ali


Yeni Dünya/1943 - Sabahattin Ali


"Türk Edebiyatında en sevdiğin yazar kimdir?" denildiğinde hiç düşünmeden söylediğim ilk isim Sabahattin Ali olmuştur. Kalemine bayıldığım, okurken bahtiyar olduğum bir yazardır kendisi.

Öykü okumayı seven biri değilim ama Sabahattin Ali’yi daha yakından tanımak adına bir öykü kitabını okumak istedim ve kardeşimin hediye ettiği “Yeni Dünya” kitabını elime aldım.

Kitabın içinde Yeni Dünya öyküsüyle beraber toplamda 13 öykü var. Öykülerinde sözde “yeni dünya” ile birlikte gelen toplumsal edebi, saygıyı, ahlaki değerleri hiçe sayan insanları konu edinmiş, bu insanların toplumda nasıl karşılandığını çok naif bir dille anlatmış.

Bu 13 güzel yazı içinde şüphesiz benim en etkilendiğim, hikaye içinde güzel bir hikaye barındıran Hasanboğuldu adında bir öyküydü.

Daha sonra sırasıyla Asfaltlı Yol, Hanende Melek, Selam, Sulfata hikayelerini beğendim. Aslında bakınca tüm öykülerini beğendiğimi fark ettim :)

Her biri dokunaklı, düşündüren kimi zaman hüzünlendiren, üsluplarıyla ön plana çıkan, gerçekçi bir o kadar da güçlü öykülerdi.

Sabahattin Ali’nin kaleminin ne denli kuvvetli olduğuna bir kez daha tanıklık etmiş oldum.

Büyük ustaya saygıyla.


designed by Charming Templates