Tesettüre girmek isteyen yakın bir arkadaşım var. Uzun zaman önce tesettüre girmiş biri olarak onun bazı kaygılarını asla anlayamıyorum. Hatta o kadar ki gerçekten tesettüre girmemek için bazen kendini ikna etmeye çalıştığını düşünüyorum. Çok uzun zamandır bir ikilemin içerisinde. Aslında girmek istiyor ama çeşitli sebeplerden dolayı da asla cesaret edemeyecekmiş gibi. Şimdi derseniz "Tesettüre girmek zorunda değil." Tabii değil ama benimle sürekli bu konuyu konuştuğu ve fikir almak istediği için alemimde beni de iyi hissettirmeyen bir konu. Tesettüre ya girersin ya da girmezsin, sürekli bu durumu konu etmeye gerek yok bence.
Peki tesettüre girmek isteyen bir insan neden tesettüre giremiyor?
- İlk olarak toplum baskısı söz konusu. Birinci dereceden akrabaları başta olmak üzere arkadaşlarının, komşularının bu konuyu olumsuz değerlendireceğini düşünüyor. Bilinçaltında "Elalem ne der?" cümlesi yankılanıyor. Ama bu konu tamamen sizinle ilgili, ikinci bir şahsı alakadar etmiyor. Tabii ki annenin, babanın ve eşinin istememesi aşırı zor bir durum. Onun dışında kalan sebepler çok fazla düşünülmemeli. Örneğin; bende birkaç aile efradının ve üniversite hocalarımın konuyla ilgili düşüncelerini merak etmiştim, fakat tesettüre girince çok abarttığımı fark etmem uzun sürmemişti.
- İkinci olarak kişi evlenmediyse veya erkek arkadaşı yoksa tesettüre girerse evlenemeyeceğini düşünebiliyor. Aslında bu da tamamen şeytanın safsatası. Çünkü tesettüre girdiğin an belirli bir islami çizgide olan insanlar seninle evlenmek istiyor. Tesettüre girmediğinde ise insanlara kendi çizgini tamamen belli edemiyor oluyorsun. Bu nedenle dini hassasiyetleri olmayan insanlarda seninle birlikte olmak isteyebiliyorlar. Tesettürle bu durumun önüne geçiliyor. Çünkü tesettür vesilesiyle İslami bir kimliğe bürünmüş oluyoruz.
- Üçüncüsü ahir zamanın dehşeti. Sokağa çıktığımızda herkesin çok açık ve çok güzel olduğunu görüyoruz. İnsan bu nedenle "Ne var bende açık olsam, zaten herkes açık..." diye düşünebiliyor. Unutulmamalı ki; herkes sana kabir kapısına kadar eşlik eder. Yaşlanınca kapanırım dersin ama yarına garantin yoktur. Bu konuyu bu şekilde değerlendirmek gerek. Herkes uçurumdan atlıyor diye bizde mi uçurumdan atlayalım?
- Tesettüre girmek zorlu bir süreçtir. Çünkü nefis tesettüre girmek istemez. Bu yüzden nefsin dizginlerini elimize almamız gerekir. Bunun için en önemli yol, tabii ki namaz kılmaya başlamak ve sürekliliğini sağlamaktır. Namaz oturmaya başlayınca nefisi dizginlemek daha kolay olacaktır.
- Birde tesettüre girmek isteyen insanları zorlamayalım. Günahkarsın, neden hala giremiyorsun diye... Hepimizin bir imtihanı var. Bazımıza namaz, bazımıza oruç, bazımıza tesettür zor gelir. Bu yüzden ayıplamamalıyız. Yalnızca fikir isterse müdahale etmeliyiz. Mesela ben artık arkadaşımla bu konuları konuşmuyorum. Kendisi yaşayarak tecrübe etmeli. Sonuçta doğruyu gösterecek olan Rabbim...
- Son olarak bu kardeşlerimize dua edelim. Zaten tesettüre girmek isteyip de giremiyorlarsa vicdanen acı çekiyorlardır. Dua ederek gerekeni yapmalarına yardımcı olabiliriz diye düşünüyorum.
Şimdilik yazacaklarım bu kadar,
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere,
Sevgilerimle...
Kuklanız!
Merhaba,
Uzun zaman bu gibi düşünceler benimde kafamda dolaştı. En çok da "Senin her şeyin tam mı da tesettüre girmek istiyorsun?" sorusunu yönelttim kendime. Tabii ki böyle korkularımız olabilir ki benim de oldu. "Acaba yapabilir miyim, acaba başarabilir miyim, çevrem ne diyecek, iş bulabilir miyim?" gibi tonlarca soru belirdi kafamda.
Sonuçta tesettüre girdiğinizde insanlar, -tesettür sadece size farz olmuş- gibi davranıyor, hatalarınız devleşiyor ya da açık olduğunuz zamanlarda bile yakınlarınızdan, tesettürlü insanlara dair; "Birde kapalı olacaklar, korkacaksan açıklardan değil, kapalılardan korkacaksın" gibi çirkin genellemeler duyuyorsunuz. Bunlar da zaman içinde bilinçaltınıza yerleşiyor.
<<Önceki Yazım
Tesettür fikri aklımda
adım adım oluşmaya baslamıştı. Haziran ayıydı. “Acaba bende tesettüre
girebilir miyim ki?” diye düşünmeye başladım. İlk defa böyle şeyler
düşünüyordum. O zamana kadar "30' lu yaşlarımda kapanırım belki" diyen benin
aklına böyle bir düşünce düşüvermişti işte. “Nasıl giyinilmeli, hakiki
tesettürlü insan nasıl olmalı, tesettürün ölçüsü ne olmalı?” sorularına
cevap aradım önce. Bunu araştırarak başladım. Bu süreçte çok garip yazılarla
karşılaştım. Tesettüre girmek isteyen insanları korkutan mı dersin, soğutan mı
dersin? Her telden insan mevcuttu. Örneğin 14 yaşında tesettüre girmek isteyen
küçük bir kardeşimize “Çarşafa girmeyeceksen, tesettüre hiç girme, böyleleri
tesettürü lekeliyor. Hakkımı helal etmiyorum” gibi söylemler. Akıl işi
olmayan sözlerdi. Ama ben bunu o hassas dönemimde üstüme alındım. Tesettür
zaten zor bir iş. Bu şekilde insanları korkutmak da büyük bir günah. Bu şekilde
davranarak kendinizi hakiki Müslüman mı sanıyorsunuz anlamıyorum. Köstek
olmanın bir mantığı olduğunu düşünmüyorum. Sinirlendim bak yine.
Neyse.
Hayatımı düzene sokmaya başlamıştım.
Rabbimden onun yolunda olan sevdiği kullarla yolumu kesiştirmesini istemiştim.
Rabbimde teker teker çıkardı karşıma şükürler olsun.
Şu yazımda yeni bir yazı dizisine başlayacağımı ifade etmiştim. Biraz geç oldu çünkü nereden başlayacağımı bilemedim. İnşallah tesettüre girmek isteyen birine dahi yardımcı olursam diyerek yola koyuluyorum. Rabbim muvaffak etsin İnşallah. Sorularınızı bekliyor olacağım. "
Bana Ulaşın" kısmındaki mail adresimden ulaşabilirsiniz. Vira Bismillah !
***
Aslında amiyane tabiriyle "lay lay lom", hayata geliş maksadını bilmesine rağmen unutmaya odaklanmış, doğru yolun ne olduğunu bilen ancak yola girmemekte direten, mutlu olduğunu zanneden biriydim. Maddi anlamda herhangi bir sıkıntı yaşamıyor, istediğim her şeyi alabiliyor ve gerçekleştirebiliyordum. Şimdi bakıyorum da geriye, ne kadar da boş yaşanmış vakitler..
Dilediğince yaşamak suç değil inanın ama dilediğince yaşadığını zannetmek suç. Ben bu suçu bilmemeye çalışarak uzun süre işledim. Çevremdeki insanlar da benim gibi habersiz ve unutmuş bir şekilde yaşıyorlardı ki böyle ortamlarda bilirsiniz, hatalarınızı görmek çokta kolay olmaz.
Dünyalık tüm işlerim tıkırındaydı anlayacağınız. En ufak bir şey ters gitse, sıkıntılarımı devleştiriyor ve dünyanın tüm yükünü ben omuzluyorum gibi saçma düşünceler vücuduma sirayet ediyordu.
Yaşamak, insanca yaşamak gerçekten bu muydu? Sahi benim dünyaya geliş amacım, bu hayatı dilediğimce yaşamak mıydı?
Bu sorular girmek istediğim kapının kilidiydi ve ben artık anahtarları da aramak istiyordum. Anahtarı arama maceramda, hayatımda doğru olmayan kimseler yolumu kesip bana nereye gittiğimi soruyorlardı. Evet, ben bir anahtar arıyordum ve bir şeyleri doğru yapmak istiyordum. Ancak bir şeyleri doğru yapmak istediğinizde, hayatınızdaki yanlışlar önünüze önünüze gelirdi. Çoğu zaman "Doğruyu arıyorum." demeniz yeterliydi. Ne de olsa yanlışlar koşarak önünüze yığılacaktı.
O zamanlar tek duam oldu Rabbimden. "Beni senin yolunda olan, düzgün insanlarla karşılaştır. Unuttuğum şeyleri hatırlatsınlar." Bu esnada Rabbim dualarımı kabul etti. En zorlu anlarımda güzel insanlar çıkageldi. Bazı insanlarla ilk tanıştığınızda o insanları daha önce sanki tanımışsınız hissine kapılırsınız ya işte öyleydi. Hiss-i kablel vuku. Yani ruhlar tanıdı birbirini.
Ruhum tanıdığının sinyallerini verdi. Çok belli belirsizdi ancak bir sinyal olduğu apaçıktı. İşte hayatım değişmeye başlayacaktı.
Sezdim ama anlayamadım.
Hissettim ama kavrayamadım.
Merhaba sevgili dostlar,
Uzun zamandır buralarda yoktum.
Son yazımda radikal kararlar almak üzereyim, aman dualarınızı
eksik etmeyin demiştim(yazım için)
Etmemişsiniz...
Nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Sonunda
yapmak istediğim şeyi gerçekleştirdim.
Başlıktan anlayacağınız gibi bu konuda
kararlar ve adımlar atma sürecindeydim.
Çok şükür ki Rabbim nasip etti. Bu süre zarfında tesettür
hikayeleri aradım ama tam anlamıyla bu konuya derinlemesine giren bir kaç kişi
haricinde kimseye rastlamadım. Genelde kızlarımız “Benim küçük yaşlardan
beri hep aklımda vardı zaten.” demişler. Böyle denilmesi benim -o zamanlar-
hevesimi kırıyordu. Çünkü bu düşünce “Benim aklımda gayette yoktu.”
Tesettüre girme kararım ve sürecim hiç kolay
olmadı. Çünkü tesettürün sadece başını örtmekten ibaret olmadığını biliyordum. Aklımdaki
soru işaretlerine nasıl cevap bulduğumu, bu süreçte neler yaptığımı, nasıl bu
fikrin aklıma girdiğini sizlere tüm samimiyetimle anlatacağımdan emin olabilirsiniz.
Bu yazı dizisinin kaç yayından
oluşacağını kestiremesem de minimum 5 yazı yazmayı düşünüyorum. Tabii
sizlerinde merak ettiği sorular olacaktır.
"Yazında şu noktaya da değinir
misin?" diyecek olursanız; bu yazıma yorum atabilir veya kalemkuklasi@gmail.com mail adresime
düşüncelerinizi iletebilirsiniz.
Bu yazımdan sonraki ilk yazımda, kendimden
ve geçmiş yaşantımdan bahsederek yola koyulmak istiyorum.
Yorumlarınızı ve maillerinizi bekliyor
olacağım.
Sevgilerimle.