Ana içeriğe atla

Yayınlar

EKİM AYI RAPORU - 2020

Son yayınlar

KEDİ ALMADAN ÖNCE BU YAZIYI OKUYUN!

  B ir yılı aşkın bir süredir kedi annesiyim. Scottish Fold Beyaz erkek bir kedim var. Kedimi 6 aylıkken sahiplendik. (Fotoğrafını görüyorsunuz) 3 hafta öncede bir British Shorthair Gri Dişi kedi sahiplendim. Aslında kedi sahiplenmeyi hiç düşünmemiştim ama eşimin çocukluk hayaliymiş bu sebeple almış olduk.  Kedi gerçekten çok güzel bir şey, ama zorlukları genelde göz ardı ediliyor. " Kedi zaten tuvaletini kuma yapıyor, yemeğini ve suyunu veriyorsun o kadar. Geriye sadece bu tatlı yavrucukları sevmek kalıyor " diye anlatıyorlar ama kedi beslemenin zorlukları da yok değil. Size bugün zorluklarından bahsedeceğim: 1- Temizlik Evet, kediler tuvaletlerini kuma yapıyorlar, bu doğru. Ama bazen yapmayabiliyorlar. Bunun birçok nedeni olabilir. Örneğin; bir erkek kediniz varsa ve etrafa idrarını yapıyorsa çiftleşmek istiyorum demek istiyordur. Bizim yavrucuk 7 aylıkken çiftleşmek istedi ve idrar püskürtmeye başladı. Benim için o kadar zordu ki anlatamam. Çünkü 7 aylıkken çiftleşmeleri v

ATATÜRK'ÜN OKUNMASINI İSTEDİĞİ KİTAP: BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE - GRİGORY PETROV

     A tatürk'ün okuyup etkilendiği ve okullarda okutulmasını istediği " Beyaz Zambaklar Ülkesinde " kitabıyla karşınızdayım. Kitap, İsveç ve Rusya egemenliği altında sıkışmış kalmış Fin ülkesinin kalkınma sürecini ve halkın mutlu bireyler haline geliş serüvenini anlatıyor.  Finliler ülkelerine Suomi yani "bataklıklar ülkesi" adını veriyor. Çünkü her yer bataklıklarla çevrili. Önemli işlerde İsveçliler çalışıyor, Fin kültürü ve halkı İsveç kültürü altında eziliyor. Aydın kesim İsveçlilerden oluşuyor ve bu durum uzun yıllar bu şekilde sürüp gidiyor. Ülke de İsveçliler zengin, Finliler ise fakir. Bir zaman sonra İsveç, Fin topraklarından çekiliyor ve ülke Rusya'nın hakimiyetine giriyor. Bunun bir olumlu sonucu oluyor, Finliler kendilerini geliştirmeye odaklanıyorlar. Aslında toplum çok fakir ve yılgın. Ayrıca halk(avam) ve yüksek zümre birbirinin sesini duyamayacak kadar uzak. İsveç'in, bu topraklardan çekilmesiyle birlikte önemli görevlere getirilecek ay

İSLAM AHLAKININ ESASLARI KİTABI - BABANZADE AHMED NAİM

S iyer Vakfı "Ahlak Okumaları" kapsamında okunacak 5. kitap Babanzade Ahmed Naim'den " İslam Ahlakının Esasları " kitabıydı. Babanzade'yi ilk defa bu kitapla tanıdığım için, kitabın ayrı bir ehemmiyeti doğdu gözümde. Mehmet Akif Ersoy'un yakın arkadaşı ve kabir komşusu Babanzade ile ilgili bilgi almak isterseniz; Mehmet Akif'in Kabir Arkadaşı Babanzade Ahmed Naim Kimdir? yazımı okuyabilirsiniz. Ahmed Naim eserin yazılma nedenini şöyle ifade eder: 1912 Ağustos'unda ikinci defa olarak Lahey'de "Ahlak Terbiyesi Kongresi" toplanmış idi. Hükümetimiz, ilk ilmi toplantıya iştirak etmemiş/katılmamış olduğu için buna olsun temsilci gönderilmesi ve Şark'ta ahlak terbiyesinin dayanağı olan esasları anlatan bir raporun Kongre'de bulunan temsilcilere sunulması resmen rica olunmuştu. Bu resmi talepte, Şark terbiyesi hakkındaki malumatın, vaktiyle Korfo'lu bir Yunan tarafından yazılmış kısa bir eserden ibaret olduğu da açıklanmıştı. M

MEHMET AKİF'İN KABİR ARKADAŞI "BABANZADE AHMED NAİM" KİMDİR?

  İ stiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy'un Edirnekapı Şehitlik'de bulunan kabrini ziyaret edenlerin, muhakkak gözlerine Babanzade Ahmed Naim'in kabri çarpmıştır. Peki  kimdir bu adam? Akif'in alelade bir kabir komşusu mudur?  Babanzade Ahmed Naim ; Mütefekkir * Felsefe grubu dersleri müderrisi ** Mütercim *** Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) mezunudur. Öğrencilik yıllarında çalışkan, terbiyeli ve mazbut bir yaşam tarzıyla tanınır ve lise yıllarında dahi tavizsiz dini yaşantısıyla dikkat çeker. Arap ve Fas dilleriyle birlikte Fransızcayı da iyi bir şekilde öğrenir. Böylelikle doğu ve batı kültürünü yakinen takip eder.  Öğrencileri için Arapça gramer ve alıştırma kitabı yazar, bunun yanı sıra hadis tercüme, milliyetçilik, kadının konumu, fıkıh/hukuk usulüne dair yazılar yayınlar. Darulfünun Felsefe grubu derslerinin hocalığını üstlenir. Fransızca olan yeni felsefe terimlerin Osmanlıca'ya aktarımı konusunda ciddi bir mesai harcar. Lisan incelemeleriyle ilg

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Ahlak Ders Kitabı / AHLAK - NURETTİN TOPÇU

  S iyer Vakfının Ahlak okumaları kapsamında belirlediği kitaplardan biri Nurettin Topçu'nun Ahlak kitabıydı. Kitabın yazılma amacı ise 1970'ler Türkiyesi'nde okullarda Ahlak derslerinde kullanılmak üzere bir ders kitabına ihtiyaç duyulmasıdır.  Kitap; dönemin en önemli kitaplarından biridir çünkü 1970 lere kadar Ahlak üzerine yazılmış kayda değer bir kitabımız bulunmamaktadır.  Nurettin Topçu'dan bahsedecek olursak; Nurettin Topçu, büyük bir fikir ve mücadele adamıdır. Aynı zamanda çok iyi bir muallimdir. Çeşitli okullarda, Felsefe grubu dersleri(Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji, Mantık) vermiştir. Aynı zamanda Robert Kolejinde Tarih derslerine girmiştir. Ocak 1974' te kurulan CHP-MSP koalisyonu protokolünde ilk ve ortaöğretime Ahlak derslerinin mecburi olarak konulması kararı alınmıştır. Nurettin Topçu'ya ders kitabı yazması için bir teklif gider. Bunun üzerine Topçu; Ocak 1975 de Lise 1, Mart 1975 de Lise 2 kitabını yayınlar. Ancak ortaokullar için Ahlak kitabın

MUHTEŞEM AHLAK OKUMALARI - Ahlak Üzerine Kitap Önerileri

  Siyer Vakfı hicri 1442 yılını Ahlak yılı ilan etti. Bu nedenle ön hazırlık olarak Muhteşem Ahlak Okumaları düzenlendi. 1 ay aralıklarla 5 ay sürecek 5 ayrı kitap belirlenmişti. Bunlar sırasıyla; 1- İnsani İlişkilerde İlahi Ölçü - Muhammed Emin Yıldırım 2- Ahlak - Nureddin Topçu 3- El Edeb'ül Müfred - İmam Buhari 4- Ahlak-ı Alai - Kınalızade Ali Çelebi 5- İslam Ahlakının Esasları - Babanzade Ahmed Naim oldu. Benim okuma sürecim hala devam ediyor. Birde Siyer Vakfı Youtube kanalında her ay, bir kitabın kritiği yapılıyor. Kitabı okumayacaksanız bile, kritikleri dinlemenizi tavsiye ederim. Bende biraz geri kalmış bulunmaktayım ama kitaplar o kadar güzel ki, bu nedenle okumalarımı tamamlamaya çalışacağım ve kitaplar hakkında da size bilgi vermeye çalışacağım. Şimdilik aktaracaklarım bu kadar. Kitap yorumlarında görüşmek üzere. Allah'a emanet olun.

Neden Ambalajlı Süt?

  Çocukluğumda en sevdiğim şeylerden biri de  ben okuldan geldikten sonra yemeğimi yerken kapının çalması, sütçünün gelmesi ve annemin tencerelere doldurttuğu sütü kaynatmasıydı.  Niye derseniz, mis gibi tazecik sütü kaynadıktan sonra ılıtıp lıkır lıkır içmeyi çok severdim. Her ne kadar kaymağını ayırsam da o kaymak sonra birikir, kahvaltıda balla kavuşur, ekmeğime konardı.    Sonra aradan yıllar geçti. Ben büyüdüm. Haliyle biraz azalttım süt içmeyi. Ama yine de hiç vazgeçmedim süt sevgimden.  Eskisi gibi sütçü gelmiyor kapıya ama her yerde açıkta satılan süt görmeye başladım.  Neredeyse her köşe başında açık süt bidonları var. Her ne kadar kaynamış sütü bardağa koyup ılıttıktan sonra içmeyi özlesem de açıkçası ben açık süt almıyorum. Çünkü güvenemiyorum. Sizde de öyle mi?  Açık sütlerin nereden geldiğini tam bilmiyorum. Bunca virüs, bakteri, mikrop ortalıkta dolaşırken ben bu sütleri güvenip alamıyorum. Bu konuda biraz araştırma da yaptım. Açık süt hakkında öğrendiklerim b

Madam Bovary Kitap Yorumu - Gustave Flaubert

Merhabalar, Bugün size yeni bitirdiğim Madame Bovary kitabından bahsedeceğim. Bu kitabın ismini çok duyduğum için merak içerisindeydim.  Kitabın konusuna gelecek olursam; Kısaca güzel ve alımlı bir kadının bitmek bilmeyen ihtiraslarının ve hayallerinin hikayesi diyebiliriz. Kitabımızın ana karakteri Emma, eşi vefat etmiş bir doktorla evlenir ancak mutluluğu bulamaz. Çünkü o taşradan uzaklaşmak ve daha iyi bir yaşam sürmek istemektedir. Onun gözünde hiç kimse kendisinden ve mutluluğundan daha önemli değildir. Eşini aldatmaya, okuduğu kitaplarla kendisine bir dünya kurmaya ve kurduğu dünyasına  başkalarını almaya devam eder. Her şeyin en iyisini ve en güzelini satın alarak borçlanmaya başlar. Ancak hiçbiri ruhunu tatmin etmemektedir.  Onun mizacında elindekine şükretmek ve aza kanaat etmek kesinlikle yoktur. Çünkü o her şeyin en iyisine layıktır.  Kitabı okurken, konusunun Aşk-ı Memnu 'yu andırdığını düşünmeden edemedim. Hatta birkaç incelemem sonucunda, Halid Ziya Uşaklıgil'in A

TANRI MİSAFİRİ KİTAP YORUMU - REŞAT NURİ GÜNTEKİN

  Selamün Aleyküm arkadaşlar, Blogunu hatırlayan bir Kukla geldi. Görüşmeyeli iyisinizdir İnşallah. Beni sorarsanız gayet iyiyim. Kendimi okumaya verdim. Düzenli sayfa okumaları yaparak kitap okuma hedeflerimi tamamlamaya çalışıyorum. Birde o kadar biriktirdiğim kitap olmuş ki... Bu nedenle aldığım kitapları bitirmeden kitap almamaya karar verdim. Bugün sizlere Reşat Nuri Güntekin'in Tanrı Misafiri kitabından bahsedeceğim.  Kitap 23 tane kısa hikayeden oluşuyor. Yazar her hikayesinde farklı insanları ve farklı hayatları konu ederek geniş bir toplum kitlesini anlatıyor. En önemlisi yazarın hiçbir hikayesi yazılmak için yazılmamış. Her birisinde çok isabetli noktalara, dönemin köhneleşmiş yapılarına parmak basıyor. Hikayeler okuyucuyu gülerken düşündürüyor. Trajikomik bir çok hikaye mevcut. Kitabı bitirdikten sonra benim aklımda kalan iki hikaye ise; Medeni Günahlar ve kitabın sonundaki Bir Gümrük Kaçakçılığı hikayesi oldu. Lafı fazla uzatmadan sonuç kısmına gelelim değil mi?  Asl