Derya Akarslan

… Kalem Kuklası’da derler.

  • ANASAYFA
  • KİTAP
  • PSİKOLOJİ
  • GEZİ
  • İZLEDİKLERİM
    • KORE DİZİ
    • ANİME&MANGA
    • TİYATRO
  • DERİN KONULAR
    • Tesettür
    • İman
    • Varoluş Sancıları
  • ANILAR
  • İLETİŞİM

Aslında bu sorunun cevabını daha erken vermem gerekirdi. Kısmet bugüneymiş.

Benim bloğu açma sebeplerimden biri; izlediğim Kore dizilerini, animeleri sizlerle paylaşmaktı. 2016-2017 yılları arası bir iç bunalımdaydım, kendimi arıyordum. Derken dizilere ve animelere sığındım çünkü bir hayal dünyasının içinde kaybolmak istedim.

Zaman ilerledikçe ne yaptığımı sorguladım ve Kore dizilerinden soğumaya başladım. Çünkü zamanımın değerli olduğunu ve boş şeylerle vakit kaybetmemem gerektiğini anladım.

Kore dizileri benim gönlümü yeğliyordu ama bir şey katmıyordu. Bu yüzden artık izlememem ve yazmamam gerektiğini fark ettim ve yazmadım.

"Ama şimdi bloga ne yazacaktım?" Bu sorunun cevabını aradım durdum. Çünkü okuyucu kaygısı güttüm, derken blogtan uzaklaştım.

Ama artık ne yazmam gerektiğini -en azından ne yazmamam gerektiğini- biliyorum. Bu yüzden kendime ve sizlere değer katan yazılar yazmaya karar verdim.

Bu yayında Kore dizileriyle ilgili son yazım olsun...


Sevgilerimle

Kuklanız!




Sait Faik Abasıyanık bir durum hikayesi yazarıdır. Onun için olayın önemi yoktur. İçinde bulunduğu durumu, betimlemelerle gözler önüne serer. Bu nedenle olay hikayesinden keyif alan biri için Sait Faik'in kalemi zordur ve sıkıcıdır.

Ben olay hikayesini severek okuyan biriyim. Benim için durum değil, yazarın anlatmak istediği olay önemlidir. Bu nedenle kitabı pek sevmedim.

Yazarın doğaya büyük bir saygısı var, fazlasıyla ince ve çevreyi, hayvanı ve insanı önemsiyor. Zaten hikayelerini okudukça bunun farkına varıyoruz. Öykülerinde ki ana unsurlar; Ada yaşantısı, doğa, balıkçılık ve denizdir.

Kitapta 19 öykü mevcut. Bu öykülerden en sevdiklerim; Son Kuşlar, Gün Ola Harman Ola ve Haritada bir Nokta oldu.

Yazar için içimden; "Ne kadar da sıradan bir kalem" diye geçirmeden edemedim. Sait Faik yalnızca anlatıyor, kitabın edebi yönünü düşündüğünü sanmıyorum, zaten öyle de bir kaygısı yok. Sadece yazmak ve anlatmak istiyor. Bunu da başarıyor.



Sevgilerimle,
Kuklanız!


 

FATİH HARBİYE KİTAP YORUMU - PEYAMİ SAFA


Kitabı Eyüpsultan Okumak Güzeldir programı vesilesiyle ikinci kez okudum.

Şark ve Garp arasındaki derin uçurumu iki semt ile anlatıyor yazar. Karakter ve olay örgüsüyle de kitabı güçlü hale getiriyor.

Neriman ve Şinasi Darülefnan'da(Konservatuvar) okumaktadır. Neriman ud, Şinasi ise kemençe çalmaktadır. Bu vesileyle tanışırlar, aynı semtte oturmaları sebebiyle de daha da yakınlaşır ve nişanlanırlar. Tüm semt onların evlenmesini beklemektedir. 

Darülefnan'ın alafranga bölümünde keman çalan Macit ile tanışan Neriman'ın zaman içinde tavırları değişmeye başlar. Giyimi, insanlara bakışı, Fatih semtine bakışı ve düşünceleri...

Şinasi ile eskisi gibi konuşmak istemez. Ve şark müzik aleti olarak tanımladığı udu çalmak istemez. Beyoğlu'nda gezmek ve orada gördüğü insanlar gibi olmak ister. Birkaç kez de Beyoğlu'nda Macit ile görüşür. Macit kendisini Pera palas da bir baloya davet eder.

Neriman Şark'ı kediye, Garp'ı köpeğe benzetmektedir. Babası Faiz Beyle bu konuyu konuşur ve Faiz Bey'in söyledikleri karşısında büsbütün ezilir ve sinirlenir. Ancak baloya gitmek için babasından para ve izin alması gerektiğinden fazla ileri gidemez.

Neriman baloya nasıl gideceğini ve kıyafetiyle ilgili uzun uzun düşünür. Baloya bir gün kala Şişli'de oturan ve Garp özentisi olan dayı kızlarını ziyarete, balo kıyafeti için fikir almaya gider. Dayı kızları bir Rus kızın başına gelenleri anlatır. Neriman bu olaydan derinden etkilenir ve aklı başına gelir.


Kitap gerçekten çok güzeldi.  Garp etkilerinin kültürümüze sadece şekilsel olarak yerleştiğini, yerleşirken bizden birçok şeyi götürdüğünü anlatan kısımlar mevcuttu. Kitap biraz da bana Yakup Kadri'nin Kiralık Konak kitabını anımsattı.


Sevgilerimle...

Kuklanız!





 


Merhaba Söğüt- Yavuz Bahadıroğlu

Adı: Kayı Han Boyu.

Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'ya akan yüzlerce boydan sadece biri. Öylesine küçük ki, göç kollarının içinde yitip gitmiş gibi...

Merhaba Söğüt kitabını Eyüpsultan Belediyesi "Okumak Güzeldir" yarışması vesilesiyle tanıdım. Kitap Ertuğrul Gazi'nin babası Gündüz Bey'in gençliğinden Ertuğrul Bey'in Söğüt'e ilerlemesine kadar olan bölümü anlatıyor.

Kayı Han Beyliği Moğol istilası sonrası kendisine kalıcı yurt edinme isteğiyle Anadolu'ya göç eden kavimlerden biri. Hocaları tarafından çok iyi yetiştirilmiş; hem yiğit ve gözü pek, hem dinlerini en güzel şekilde yaşamaya çalışan bir topluluk. O dönemde Anadolu'da Şeyh ve Dervişlerinin önemi çok büyük ve bu küçük Kayı Hanlığına ümitli havadisler veriyorlar. 

Gündüz Bey'in dört oğlu var:  Sungur Tekin, Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar.

Gündüz Bey vefat etmeden önce kendisine verilen müjdeyle birlikte başa geçecek oğlun Ertuğrul olmasını istiyor. Ancak fitne tohumları ekilmeye başlamış bir kere.

Vefat ettikten sonra Sungur Tekin ve Gündoğdu bir tarafa, Ertuğrul ve Dündar diğer tarafa...

Ertuğrul Bey; Batıya ilerleyelim diyor, Sungur Tekin geldiğimiz topraklara geri dönelim diyor. İki tarafta çok kararlı. Bunun üzerine beylik bölünüyor ve Ertuğrul Yahşi Hocasıyla birlikte denize doğru; Söğüt'e, Sungur Tekin Bodur Hoca ile birlikte eski topraklara; Ahlat'a dönüyor.

Kayı Han Beyliği her an ölmeye hazır olan yiğitlerden oluşuyor. Bu nedenle Mongol birkaç kez saldırsa bile kendisi de yara alıyor. Bazı Türkmen beylikleri tek kurtuluşun Mongollarla işbirliği yapmak olduğunu söylüyor, yapıyor da. Kayı Han ise Selçuklu'ya yardım etmesi gerektiğine inanıyor.


Kitap gerçekten çok güzeldi. Çok akıcıydı. Yazarın kalemiyle ilk defa tanıştım. Kurgu muazzamdı. Bu yönüyle Tarık Buğra'nın Osmancık kitabını da hatırlatmadı değil.

Tarihi kitaplar okumayı seviyorsanız, kesinlikle keyif alarak okuyacağınız bir eser olacağını söyleyebilirim. 

Bu kitaptan sonra Tarık Buğra Osmancık kitabını da okursanız devamı şeklinde olur, tadından yenmez.


Sevgilerimle...

Kuklanız!


                                          

Yakın zamanda yavru kedi ile deniz yolculuğu yapmak zorunda kaldım. Bu nedenle evcil hayvanların deniz yolculuğu ile ilgili prosedürleri inceledim ve bazı sorularıma cevap bulamadım. Bu yüzden sizinle yolculuk deneyimimi paylaşmak istiyorum.

İdo ile İstanbul'dan Yalova'ya gidecektim. Yavru kedim 2 aylık ve 700 g' dı. İdo'yu konuyla ilgili aradım. Kedimin muhakkak aşı karnesi olması gerektiğini söylediler ama veterinerde çok küçük olduğu ve henüz 1 kg olmadığı için sağlığı açısından yapamayacağını söylüyordu.

Derken ben veterinerin yolunu tuttum. Ne yapabileceğimizi konuştuk. "Seyahat Sağlık Raporu" ile bu işi halledebileceklerini belirttiler.

Rapora 40 lira bir ücret verdikten sonra İdo'nun yolunu tuttum. Direkt aşı karnesini sordular. Bende sağlık raporunu gösterdim, sorun çıkarmadılar. Bu arada İdo seyahatlerinde evcil hayvanları yolcu kabinine almadıklarını biliyordum, hava da yağmurlu olduğu için ve kedim küçük olduğu için endişelendim ancak hafta içi vapur çok kalabalık olmadığından yanıma aldım ve sıcacık bir şekilde yolculuk edebilirdi.

Çok şükür yolculuğumuz sorunsuz geçti. Yol boyunca kedim battaniyeye sarılıp uyudu. Korktuğum gibi olmadı. 

Benim kedim 2 aylık olduğu için aşı karnesi yoktu. Ancak büyük bir kediniz varsa muhakkak aşı karnesi isteyecek ve aşılarını kontrol edeceklerdir.




Sevgilerimle,

Kuklanız!



Hasan Basri: Asr Suresinin tefsirini yaparken şöyle bir anekdot anlatır: "Bir gün pazarda, önüne koyduğu buzları satmaya çalışan ve şöyle bağıran bir adama rast geldim. "Sermayesi eriyen şu adama merhamet edin" diye bağırıyordu. Düşündüm, Asr suresinde önemle anlatılan zamanın kıymetini şimdi anladım."

Kitap iki kısımdan oluşuyor. İlk kısımda büyük zatların ömürlerini nasıl değerlendirdiklerinden bahsediyor. İkinci kısımda ise büyük zatların zamanla ilgili anekdotlarına yer veriyor.

Alimlerin eserlerini nasıl ortaya çıkardıklarını, vaktin onlar için ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyor. Dinlenirken bile farklı bir konu üzerine çalışarak rahatladıkları izah ediliyor.

Kitap bu yönüyle zamanı boşa harcadığımızı yüzümüze çarpıyor.

Kitabın ilk kısmını sıkılarak okudum ve bu kısım beni motive etmedi.Yalnızca "Vay be, zamanlarını nasıl güzel değerlendirmişler" diyerek iç geçirdim. "Tabii nasıl büyük zatlar olmuşlar" diye ekledim.

Beni asıl etkileyen kitabın sonundaki kısa hikayeler ve vakti değerlendirmeyle ilgili verilen tavsiyeler oldu. Bediüzzaman Said Nursi, Ali Fuat Başgil, Osman Nuri Topbaş 'ın zamanla ilgili öğütleri altın niteliği taşımaktaydı.


İlk kısmı biraz sıksa da ikinci kısım okumaya değerdi. Hatta tekrar tekrar okumak gerek diye düşünüyorum.


Sevgilerimle

Kuklanız!

 


Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun kaleminden Yaban'dan sonra Kiralık Konak'ı okudum. Kiralık Konak kitabı, batı ve doğu arasında kalmış bir devleti ve kafası karışmış bir toplumu gözler önüne seren şahane kitaplardan biridir. İyi ki o dönemde yazılmış kitaplar var diyor insan. Yakup Kadri bu eseriyle, dönemi çok iyi yansıtmaktadır.

Kitabın karakterleri gerçekten çok önemlidir. Çünkü karakterler toplumun belirli kesimlerini anlayabilmemiz için önemli bir unsur vazifesi görmüştür.

Naim Bey; dönemin entelektüellerinden biridir. Çalıştığı işleri layıkıyla yapmış ve muayyen bir birikim elde etmiştir. Bu birikimi ölçülü bir şekilde kullanarak varlıklı bir insan haline gelmiştir.

Sekine Hanım: Naim Bey'in kızıdır. Naim Bey onu tembel olarak nitelendirmektedir. Hayatının her dönemide pasif olduğu gibi çocuk yetiştirme konusunda da pasif kalmıştır.

Servet Bey: Naim Bey'in damadı, Sekine Hanım'ın kocasıdır. Alafranga yaşamıyla dikkat çeker. Aklı havada biridir.

Cemil ve Seniha : Sekine ve Servet'in çocuklarıdır. Cemil'i hoppa, Sekine'yi ise alaycı ve hırslı biri olarak nitelendirebiliriz. İkisi de batı özentisidir. Yaşam tarzlarıyla tüm semtin konuştuğu ve tasvip etmediği gençlerdir.

Hakkı Celis: Kitapta ki en doğru ve en güzel adamdır. Şiir ruhlu biridir. Sonrasında Çanakkale Savaşına katılacak ve vatan için çarpışacaktır.

Faik Bey: Cemil'in arkadaşı ve Seniha'nın aşığıdır. Kadınlara doymuş, kumarbaz bir adamdır.

***

Naim Bey, damadı ve kızıyla birlikte konakta yaşamakta ve koca konağın giderini karşılamaktadır. Tüm servetini torunlarının zevkleri için harcar. Onların yaşam tarzlarını onaylamasa da bir dediklerini iki etmez. Özellikle Seniha onun için bambaşkadır. Bu genç hanım her pazartesi konakta davet vererek arkadaşlarını çağırır ve eğlenir. Hakkı Celis ve Faik Bey'de davetliler arasındadır. Faik Bey, uzun süre Avrupa'da dolaşmış, kadınlara doymuş ve kumara düşkün biridir. Hakkı Celis ise Seniha'nın akrabasıdır. Şiir okumayı ve yazmayı çok seven derin biridir.  Hakkı Celis kendisinden yaşça büyük Seniha ablasını sevmektedir. Seniha ise Faik'i sevmektedir.

Hakkı Celis ana karakterlerden biridir. Çanakkale Savaşı'na giderek vatanı kurtarmak niyetindedir. Cepheye gitmeden önce akrabalarıyla vedalaşır ve kendisine "Bu vatanı kim için kurtaracağız?" diye sormadan edemez. Çünkü birçok kimsenin keyfi yerinde ve vatan umrunda değildir.

Naim Efendi doğuyu; Seniha, Faik ve Cemil karakteri batıyı temsil eder. Hakkı Celis ise sağduyulu, batı ve doğuyu harmanlayan bir karakterdir.

Naim Efendi, biraz da konağının yıkık döküklüğü ve günden güne çökmesiyle, Osmanlı İmparatorluğu'nu aklımıza getirmektedir. Değişimin farkındadır ancak ayak uyduramaz. 

Kitap bu yönüyle bana Peyami Safa'nın Fatih Harbiye kitabını hatırlattı.


Doğu ve Batı arasında sıkışmış bir dönem kitabı.


Sevgilerimle...

Kuklanız!

 




Çavdar Tarlasında Çocuklar yazıldığı dönemde ses getirmiş bir eserdir. Kimi zaman yasaklanmış, kimi zaman okullarda okutulmaya layık görülmüştür. Kısacası kitap bu yönüyle kafa karıştırıcıdır.

Eseri okumadan önce konusunu birçok kişi gibi, tarım işçisi olan çocukların yaşamını anlatan bir kitap olarak düşünmüştüm. Yakından uzaktan bir ilgisi yokmuş meğer...

Kitabın konusu; Ergen bir liseli genç olan Holden'in dördüncü kez okuldan atıldıktan sonraki birkaç gününü anlatıyor. İç bunalımları olan ve topluma ayak uydurmakta güçlük çeken aynı zamanda tüm insanların samimiyetsiz ve iki yüzlü olduğunu düşünen bir gencin sisteme direnmesi sonucu toplum tarafından dışlandığını anlatıyor. 

Holden aynı zamanda herkese karşı öfkeli. Ancak ölen kardeşini ve hayatında büyük öneme sahip olan kız kardeşi Phoebe'yi aşırı seviyor.  Hatta tüm tanıdıklarından uzaklaşmak, yaşadığı yerden çekip gitmek istese de yalnız çok sevdiği kardeşi Phoebe için gidemiyor.

Edebiyat dünyası bu kitapla ilgili ikiye bölünmüştür. Kitabı ya seven ya sevmeyen bir kitle vardır. Sevenleri de ifrat* derecesinde sevmektedir. Öyle ki bir dönem Holden'in avcı şapkasını birçok kimse takarak etrafta gezmeye başlamıştır. Suç işlemeye meyilli kişilerin bu kitabı okuduğu da görülmüştür. Kitap bu yüzden kafa karıştırmaktadır.

Ayrıca kitap günlük konuşma diliyle yazılmış, argo kelimeler kullanılmıştır. Bu yüzden bir edebi eser niteliği taşımamaktadır.

Kitabı önermenin biraz güç olduğunu düşünüyorum. Ama kitabı samimi bulduğumu ve sevdiğimi söyleyebilirim.


*Aşırılık

Sevgilerimle, 

Kuklanız!



Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

HAKKIMDA

Mühendis. Şu günlerde İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünü okuyor. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi seviyor. Küçük bir "merhaba" demekten çekinmeyin!

ABONE & TAKİP

İzleyiciler

POPÜLER YAYINLAR

  • 22 Blogger 1 Hikaye / Bölüm 3: Kardeşim
  • Allah Dualarımı Neden Kabul Etmiyor ?
  • Yeni Başlayanlar İçin 10 Kore Dizi Önerisi
  • Kill Me Heal Me - 2015 En İyi Kore Drama
  • Lunch Box Mini Kore Dizisi/2015
  • Signal Kore Drama Yorumu ve Tanıtımı / 2016
  • En İyi 10 Spor Animesi
  • Recaizade Mahmud Ekrem - Araba Sevdası
  • Tesettüre Girmek İstiyorum Ama Pişman Olmaktan Korkuyorum
  • Yabancı Kitap Yorumu - Albert Camus

KATEGORİLER

  • Derin Mevzular 27
  • Kalemimden 28
  • Kediler 2
  • Kitap 57
  • Kore Dizi 25
  • anime&manga 16

Blog Arşivi

  • 2024 5
    • Ağustos 4
      • Tiyatro: Rüstemoğlu Cemal' in Tuhaf Hikayesi
      • Herkes Okumalı: SINIRLAR - Henry Cloud & John Town...
      • A Silent Voice - Koe no Katachi Anime & Manga Yoru...
      • 2023 yılında Okuduğum Kitaplar
    • Temmuz 1
  • 2023 4
    • Eylül 1
    • Şubat 3
  • 2022 15
    • Kasım 3
    • Ekim 2
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Haziran 4
    • Mayıs 3
    • Ocak 1
  • 2021 20
    • Aralık 2
    • Kasım 2
    • Ekim 1
    • Haziran 2
    • Mayıs 3
    • Nisan 4
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2020 10
    • Ekim 5
    • Eylül 2
    • Ağustos 1
    • Nisan 1
    • Mart 1
  • 2019 8
    • Ağustos 1
    • Temmuz 1
    • Haziran 1
    • Nisan 1
    • Şubat 2
    • Ocak 2
  • 2018 21
    • Aralık 3
    • Kasım 1
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Temmuz 3
    • Haziran 1
    • Mayıs 2
    • Nisan 2
    • Mart 1
    • Şubat 4
    • Ocak 1
  • 2017 30
    • Aralık 9
    • Kasım 6
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 2
    • Temmuz 2
    • Haziran 2
    • Mayıs 1
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2016 54
    • Aralık 2
    • Kasım 4
    • Ekim 3
    • Eylül 3
    • Ağustos 9
    • Temmuz 7
    • Haziran 5
    • Mayıs 4
    • Nisan 3
    • Mart 2
    • Şubat 2
    • Ocak 10
  • 2015 17
    • Aralık 7
    • Kasım 6
    • Ekim 3
    • Ağustos 1
Blogger tarafından desteklenmektedir

Blog Hakkında



Okur & Yazar. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi sever. Küçük bir "merhaba" demek için gelmekten çekinmeyin.

POPÜLER YAYIN

  • 22 Blogger 1 Hikaye / Bölüm 3: Kardeşim
  • Kill Me Heal Me - 2015 En İyi Kore Drama
  • Signal Kore Drama Yorumu ve Tanıtımı / 2016
Bumerang - Yazarkafe

Copyright © KALEM KUKLASI. Designed by KALEM KUKLASI