Herkesin ramazan bayramını en içten dileklerimle kutlarım.
Bu sene ramazan ayı benim için çok hızlı geçti. Ramazan ayı başından itibaren sağlık sorunlarıyla uğraşıyoruz. Öncelikle babamın sodyum değeri düştü ve düşmesiyle nefes darlığı, hafıza kaybı, iştahsızlık, halsizlik, eklemlerinde ağrı oluşmaya başladı. Bunun üzerine hastaneye gittik ve serum takıldı. 3 günün sonunda kendine gelmeye başladı. Sonra eve çıkartalım derken yine sodyum değeri düştü. Yine hastaneye gittik. Tomografi çekildi ve akciğerinde bir kitle tespit edildi. Sonrasında Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları hastanesi Doktor Murat Kavas'tan randevu aldık. Tevafuk hastanenin en iyi doktorlarından birisiymiş. Hızlı bir şekilde Pet-Ct taraması yaptırmamız gerektiği söylendi. Pet'in sonuçları 3 gün sonra çıktı. Sonuçları aldığımızda akciğerdeki kitlenin yüksek ihtimal kanser olduğu; lenf, karaciğer ve omurgasında nodüllere rastlandığı ama tam olarak emin olunamadığı söylendi. Bu nedenle doktor -Allah razı olsun- işlerimizi kolaylaştırmak ve sonucu hızlı bir şekilde öğrenmemiz için bizi Sultanbeyli de Prof. Dr. Cansel Atinkaya'ya sevk etti. Burada da gerekli incelemeler yapıldıktan sonra MR çekimi için Maltepe Devlet Hastanesi'ne yönlendirdiler. Cansel Hanım'da bizi Süreyyapaşa Devlet Hastanesi'nde Doç. Dr. Huriye Berk Takır'a sevk etti. Bu doktorda gerçekten çok ilgilendi. Biyopsi öncesi doktor; EKG, Ultrason, Kan Tahlili, Covid Testi, Röntgen Testi yaptırdı. Anestezi ve Kalp Bölümünden onay alındı. Bu işlemleri yaptıktan sonra Biyopsi yaptırdık. Elhamdülillah tüm işlemleri bayramdan önce halletmiş olduk. Şimdi iki hafta sonra Biyopsi, MR sonuçları çıkacak. Sonrasında da tedavi süreci başlayacak. Ama bu süre zarfında Sodyum değeri hala düştüğü için hastanede.
Bizde koşturmaktan gerçekten çok yorulduk bunu söyleyebilirim. Hemde babamı böyle görmek bende stres oluşturdu. Kendimi bu kısa süre içerisinde çok kastığımı hissettim.
İsmi geçen tüm doktorlardan çok memnun kaldım. Özel hastane doktoru olsa bu kadar ilgilenmezdi. Gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz kesinlikle. Murat Kavas'a çok kolay randevu alınmıyor ama bazen hastaları bittikten sonra ilgilenebiliyor. O yüzden saat 15:30 'dan sonra hastaları bittikten sonra kapısında bekleyip görüşmek istediğinizi söyleyebilirsiniz.
Şimdilik yazımı noktalıyorum. Görüşmek üzere...
Allah'a emanet olun.
Konuşmak her zaman iyi değildir.
Bazen sustukça susası gelir insanın. Susmaya alıştıkça konuşmayası gelir. Tek kelime etmeyesi gelir.
Gerçek olmayanları gördükçe yaşamayası gelir, bıkası gelir insanın.
İşte o zamandan sonra hep sükut edesi gelir insanın.
Tek kelime dahi kalmaz heybesinde.
Çünkü kelimesi de, tahammülü de kalmamıştır geriye.
Sadece kendisi kadar konuşur, kendisine kadar konuşur.
Az konuşur, benliğini hiç edercesine konuşur.
Konuştukça bilmez, sustukça öğrenir.
Bildiği kadar susar.
Hiçliği kadar konuşur.
Sustukça gidesi kadar konuşur.
Başak
tarlalarının saklı köşelerinden sesleniyorum. İçinde dur durak bilmeyen öfkeye
inat yenilmiyorum bugün.
O kötü
günlerim anısına yazıyorum. Unutmadım sizleri. Her bir anı hatırlıyorum.
Nefes alamayıp
akşamın kör vaktinde kendimi sahile atışımı mesela. Durup denizi izleyişimi. Nerede yanlış yaptığımı kavrayamadığım o buhranlı anlarımı.
İki kalbin aynı
kişi için çarptığı o korkunç manzarayı hatırlıyorum mesela. İşte o zaman
durduğumu. Etrafı izlemeye koyulduğumu. Ama buna izin verilmeyip sırtımdan
vurulduğumu. Yıprandığımı,
yıpratıldığımı hatırlıyorum.
"Çekil aradan! Neden dolanıyorsun ortalıkta" denildiğini, çekip giderken umulmadık bir yüreğin
peşimden koşup bir gölge gibi beni takip ettiğini. Kovsam da gitmediğini
hatırlıyorum.
Denizin beni
buralardan götürmek için çağırdığını hatırlıyorum. Öldüm dediğimi ama yine de
yaşadığımı hatırlıyorum.
Bu dünyaya ait
olmadığımı hatırlıyorum. İşte bu yüzden yazıyorum.
Dünya(m)a dönmek
için yazıyorum!
Aslında kendinde var olan değişiklikleri genelde fark edemeyen bir insanım. Ancak biriyle konuşurken anlıyorum düşünsel açıdan değiştiğimi. Tabii bu durumda karşımdaki insan; "Derya sen böyle değildin" diyor. Bende devamında "Evet ben böyle değildim, ne olmuş ki bana" diye bir tepki veriyorum.
Bazen kendimi tanımayan, nerede ne tepki vereceğimi kestiremeyen bir insana dönüşüyorum. Bu cümlemden anlaşılmasın ki sağı solu belli olmayan bir insanım.
Sadece bazen kendime itiraf edemediğim düşünceleri aylar boyunca yanımda gezdirdiğim oluyormuş.
Sonra bir anda çok istediğim bir şey tam olacakken "İnşallah olmaz" diye dua ederken buluyorum kendimi.
Tabii ben şok, ben iptal...
Nasıl yani diyorum?
Sonra anlıyorum ki bir şeyi yapmak istiyormuşum ben hayatımda ama yapamam diye kendime dahi itiraf etmiyormuşum yapmak istediklerimi. Bunlar olurken istediklerimi içten içe düşünüyor ve hayata geçirmek için kolay yollar arıyormuşum.
Şaşkınlıkla beraber gülümsüyorum. Gerçekten kendimden dahi sakladığım şeyler var. Bir insan kendi arkasından iş çevirir mi arkadaşlar? :)
Tabii bunlar olurken Rabbim yardımcım. Gerçekten beyin, akıl almaz bir organ. Tüm tevafukları dizmişte önüme, bana tüm kolaylıkları göstermeye uğraşıyor.
Dualarına talibim sevgili dost.
Zira radikal kararlar almaya hazırlanıyor gibiyim.
Hayatınızdaki her şey güzel olur İnşallah :)
Sevgilerimle...