Bu anime nasıl anlatılır
bilemiyorum. Gerçekten beni bu kadar derinden etkileyen bir anime
olmuş muydu diye de düşünmeden edemiyorum.
Harika diye tanımlayamıyorum daha
öte ve derinden bir animeydi bu. Kendi türünün en iyilerinden biriydi muhakkak. Sonu yürekten sarstı. Durulan bir deniz nasıl bir anda
köpürüyorsa, işte bu animede de ritimler büyüyerek çoğaldı bazen istemsizce duruldu ve kendisini eleştirdi.
Ayrıca içinde dramdan komediye her türlü insani duyguyu barındırdı. Yaşamanın ve hayata iz bırakmanın ne kadar değerli olduğunu, aslında kimseye aldanmadan içinizden geleni yapmanız gerektiğini ancak böyle mutlu olunabileceğini dokunaklı bir şekilde ulaştırmayı başarabildi biz izleyicilerine...
13 yıl önce İngiltere'nin başkentinde
başlayan cinayetler zincirinin ardı arkası kesilmemektedir. Her gün cinayet sayısı artmakta ve polisler çaresiz bir şekilde olanları izlemektedir. Seri katil YAMACI lakabı ile
ün salmıştır. Yamacı, Hunt ailesini katleder ancak 2 ikiz kardeşi sağ bırakır. Bunlardan biri olan Ewan 13 senenin sonunda cinayet masada
baş komiser yardımcısı olup düzenli bir hayat kurmuşken, ana
karakterimiz ARAGO bu seneler boyunca ülke ülke gezip Yamacının
peşine düşmüştür lakin tüm çabalarına rağmen sonuçsuz
kalmıştır.
Tolstoy (1828-1910)
Tolstoy düşünür ve döneminin en önemli yazarlarından biridir. Tolstoy, kendi topluluğundaki övgülerden, pohpohlamalardan sıkılmış, hayatın gerçekte anlamını kavramak için sözde aydın kesiminden uzaklaşarak gerçeği bilimde, beşeriyette ve inançlarda arama yolculuğuna yönelmiştir.
Evet, “Bir Kore’dir tutturmuşlar, gidiyor. Gerçekten o kadar
iyi mi, aslında bende merak ediyorum. Hangi diziyle başlasam acaba, hangisi
güzeldir bilmiyor ki şimdi” diyorsanız eğer size yol göstermek amacıyla bir
yazı yazmak istedim. Hadi vakit kaybetmeden başlayalım.
1. Boys Over Flowers(BOF)/2009
Bu dizi, çoğu Kore
fanının “fan” unvanına nail olmasını sağlayan, size Kore’yi sevdiren, bu kadar
tatlı insanlar mı bu Koreliler diye düşündüren; sevilmiş, sayılmış, efsaneleşmiş
sıcacık bir dizidir. Imdb puanı 8,4 olan
dizimiz 25 bölümdür. Konusu ise; Kore zenginlerinin gittiği okula, burslu fakir bir kız öğrencinin gelmesiyle başlayan olayları içerir. Sıkılmazsınız,harika bir dizidir kendisi. Bu diziye ne kadar iltifat
etsem de doymayacağımı bildiğim için kısa kessem iyi olacak. 
Bugün anime tarihinin en iyi, en muazzam, en kadim serisine
göz atmak istedik. Az çok anime izleyen birinin, adını duyduğu bir seridir Dragon
Ball... Akira Toriyama'nın mangasına 1984’de başladığı ve 1995’de bitirdiği seri,
bu zaman çerçevesinde 42 ciltten oluşan 520 chapter'lık bir sanat eseri haline dönüşmüştür.
Anime tarihi Dragon Ball ile başlar…
Bugün sadece ilk seriyi ele alarak başlıyoruz.
Konusu;
Goku dağlarda tek başına yaşayan güçlü bir çocuktur. Dedesi
uzun zaman önce ölmüş ve ardında 4 yıldızlı ışıltılı bir top bırakmıştır.
Bizim temiz ruhlu ana karakterimiz, dedesini o yıldızlı top
sanmaktadır. Lakin bir gün Bulma adında ki bir kız ortaya çıkarak elinde ki
topun 7 parçadan oluşan bir ejder topu olduğunu söyler.
Her kim 7 ejder topunu toplayıp Shenlong'u(ejderhayı)
çağırırsa bir dileği gerçekleşecektir.
Bulma ile beraber dağ evinden ayrılan Goku’nun macerası tam
olarak böyle başlar.Ama sanıldığı gibi topları toplamak o kadar da kolay
değildir.
Toplar alelade insanların ulaşamayacağı şekilde dünyanın
dört bir yanına dağıtılmıştır. Ve bu topları isteyen sadece Goku ve Bulma
değildir.
Seriyi kısaca
özetlersek 7 top uğruna verilen dövüş ve savaşlar diyebiliriz.
Tavsiye Eder Miyim?
Seri uzun ve eski olduğu için çizimleri bazılarına itici gelebilir -1980 lerden bahsediyoruz- lakin
2016 Winter sezonunda, animelerdeki çizim ve grafiklere göre üst düzey bir
performansı var. Korkmaya gerek yok, Dragon Ball animesi piramitler kadar eski
olabilir ancak günümüz teknolojisiyle bile bu animenin üzerine çıkabilen yok.
Anime Künyesi
Adı: Zankyou No Terror
Tür: Psikolojik, Gerilim
Yapım Yılı: 2014
Bölüm Sayısı: 11
IMDB Puanı: 8.3
Uzun bir aradan sonra, yine ben, yine bomba gibi bir inceleme yazısı…
Serimiz 2 kafadarın Amerikan üssüne girerek atom bombası
çalmasıyla başlıyor. İsimleri olmayan ve kendilerine NİNE ve TWELVE diyen henüz
17 yaşlarında iki Japon gencinin hayatlarını ve arkalarında bıraktıkları
karanlık izlerini konu alır. Bu 2 genç, kendilerine SFENKS ismini takıp bir
video çekerek sosyal paylaşım sitesine koyar. Videoda ülkenin bir yerinde(!)
bomba patlatacaklarını, aynı zamanda bombanın nerede patlayacağını belirtirler.
Hayatımda en zor kabullendiğim cümleydi bu.
"İnsanoğlu çiğ süt emmiş fazla güvenme!"
Sancılı dönemlerimden biriydi, gündelik sıradan yaşamıma devam ederken biri söyleseydi eğer "Doğru Söylüyorsun" deyip geçeceğim bu cümle, öyle bir anıma denk gelmişti ki yutkunamamıştım, boğazımda takılıp kalmıştı. "Nasıl Yani?" dediğimde çok net değil mi bu cümle deyivermişlerdi.