Merhaba dostlar,
Daha önce bu kitabın ilk serisi olan Gözlerini Haramdan Sakın kitabını okumuştum. Onu çok çok sevmiştim.(Kitap yorumu için tıktık). Serinin ikinci kitabı olan bu kitabı yarım kalan ilk kitaptan sonra koştur koştur okumak istiyorsunuz ama ben bu kitabı bir sene sonra okudum. Çünkü kitabın fiyatı o sıra biraz tuzlu gelmişti.
Dışarı da yağmur yağıyor. Kuru soğuğu iliklerimde hissetmek için dışarı çıkıyorum. Ağlamak istiyorum. Boğazım düğüm. Yutkunamıyorum.
Düşüncelerim kısa kesitler şeklinde geçiyor birer birer önümden. Neden geliyorlar şimdi aklıma, anlamıyorum?
Ben yine ağlamak istiyorum, ağlayamıyorum. Kaybolmak istiyorum, kaybolamıyorum.
Sonunda oturduğum sandalyeden doğruluyorum. Sulu sepken şiddetleniyor. Etraftakiler ıslanmamak için kaçışıyorlar. Bu manzarayı gördükçe adımlarımı sıklaştırıyorum. Şiddetle yağan yağmuru gördükçe daha çok ıslanma isteği duyuyorum hücrelerimde. Eve yürüyerek gitmeye karar veriyorum.
"Hava buz" diyor yanımdan geçen biri. Hissedemiyorum!
İçim yanıyor, söndüremiyorum.
Çareyi sepken de arıyorum, tesir etmiyor.
Sepken, sararmış yaprakları nazikçe götürüyor da, kendine katıp yanında götürsün istediğim düşüncelerime dokunmuyor...
Yağmura kızıyorum!
Sonunda pes ediyorum.
Sönmek için çare aramak yerine yanmayı tercih ediyorum.
Yanıyorum, seyrediyorlar..
Yanıyorum, gülüyorlar..
Yanıyorum!
Bu sefer hissediyorum...
Okuyordum. Okudukça mideme derin kramplar giriyor ve o sızılara aldırmadan yazarın ırmağının lezzetini tüm benliğimde hissetmek için oradan oraya koşturup duruyordum. Çünkü Leyla'nın, Meryem'in, Tarık'ın hikayesiydi bu, hatta Raşitlerin hikayesi.Tüm Afgan kadınlarının, tüm mültecilerin hikayesiydi belki de. Belki de tüm insanlığın.

MAVİ BİR DENİZDEN MAVİ BİR GÖKYÜZÜNE
Öyle bir adam seviyorum ki
Mavinin bütün tonlarını taşıyor kanatlarında.
Karanlığın ötesinde,
Aydınlığın bir adım gerisinde.
Mavinin tüm tonlarını taşırken içinde,
Siyahla beyaza hiç bulaşmayan bir adam.
Mavi gökyüzüdür bayım.
Siz o görünmeyen kanatlarınızın altında
Tam göğsünüzün sol tarafında göçmen kuşları ağırlıyorsunuz.
Mevsim hazan.
Mevsim kavuşma vakti.
İklim değişimine inanmayan bir kuş size doğru geliyor.
Evet bayım,
Kuşları severim,
Siz benim gökyüzümsünüz.
Konuşmak her zaman iyi değildir.
Bazen sustukça susası gelir insanın. Susmaya alıştıkça konuşmayası gelir. Tek kelime etmeyesi gelir.
Gerçek olmayanları gördükçe yaşamayası gelir, bıkası gelir insanın.
İşte o zamandan sonra hep sükut edesi gelir insanın.
Tek kelime dahi kalmaz heybesinde.
Çünkü kelimesi de, tahammülü de kalmamıştır geriye.
Sadece kendisi kadar konuşur, kendisine kadar konuşur.
Az konuşur, benliğini hiç edercesine konuşur.
Konuştukça bilmez, sustukça öğrenir.
Bildiği kadar susar.
Hiçliği kadar konuşur.
Sustukça gidesi kadar konuşur.
Bugün çerezlik bir animeyi
tanıtacağız. Peki bu ''Çerezlik Anime'' tabiri ne manaya geliyor.
Çerezlik anime, biz Türk anime severlerin
kullandığı fazla vakit almayan, izlemeye başladığımızda ne ara bittiğini anlamayacağımız animelere karşılık gelir. Genellikle 11-12-13
bölümlük animelere tekabül eder.
Başlıktan anlayacağız gibi Tasogare Otome x Amnesia'yı ele alacağız.
Yine fazla
spoiler'a girmeyi düşünmüyorum. Ev hanımlarının tabiriyle şöyle bir kabasını
alacağız.
HAKKIMDA
İzleyiciler
POPÜLER YAYINLAR
KATEGORİLER
- Derin Mevzular 27
- Kalemimden 28
- Kediler 2
- Kitap 57
- Kore Dizi 25
- anime&manga 16







