Ben bir sonbahar akşamında büyüdüm.
Yaprakların yaşlandığını ve belinin büküldüğünü görmüştüm o gün.
Evet o gün.
Çok sancılıymış diyordu yaprak,
Ne dedim.
Sustu, sonra sancılı dedi.
Ölmek diyorum, sancılı.
Ölürken mi düşündün ey ahmak dedim.
Hayır dedi
Ya da belki..
Ölürken düşündüğüm için değil, öldükten sonra düşündüğüm için ahmağım,
insanoğlu gibi dedi.
İşte o an duraksadım
İnsanoğlu ve ölmek.
Düşünülecek şey mi?
Ben ve ölmek!
Ölmek..
Daha çok var dedim.
Sonra duraksadım,
Çok mu var? Ya ne zaman diye sordum.
Ne zaman dedim, söylesene, çok var dedin ya hani?
Bir şeye dayanarak diyorsun herhalde değil mi?
Cevap vermedi.
İşte o zaman büyüdüm.
Yaprak ölünce büyüdüm.
Yaprak ölünce.
Merhaba,
Bugün sizle Dünya da ve ülkemizde varlığını gösteren Koronavirüs hakkında konuşmak istedim. Bu vesileyle bloga ısrarla yazı yazmama eylemime de bir ara vermiş olacağım.
2020 yılının başında hepimiz güzel dilekler ve umutlar besleyerek yeni bir yıla giriş yaptık. Derken kendimizi bir savaş meydanında bulduk adeta. Hatta "
2020 yılını bitirenlere gazi ünvanı verilsin" diye espriler yapılmaya başladı. Haksız da değiller tabii. Şaka bir yana; yangınlar, depremler, çekirge istilaları,koronavirüs derken çok yorulduk. Hiçbirimiz bu kadarını tahmin edemezdik. Özellikle koronavirüs bizi gerçekten derinden etkiledi. Hatta Trump'ın bir sözü var, yakında koronavirüsten değil, hepimiz depresyondan öleceğiz diyor. Gerçekten haklılık payı var.
Aslında kainatta olan bu olay vesilesiyle bize Yüce bir Zat tarafından verilmek istenen bir mesaj var. Koronavirüsün başıbozuk bir virüs olduğunu, kendi kendine var olduğunu ve istilacı bir şekilde yayıldığını düşünürsek, gözle görmediğimiz bu virüs bizi alt üst eder. Birkaç saat önce okudum, koronavirüs hastası olmamasına rağmen bu virüs baskısından korkarak intihar eden insanlar olmuş.
Bir adam düşünelim silahlı ve sinirli. Her an masum insanları öldürebilir bir vaziyette. Bu adamdan ne kadar korkarız ve güvenli alanlara saklanmaya çalışırız değil mi? Ama bir polisi silahlı olarak görsek, kendimizi güvende hissederiz. Çünkü polis nizamli ve intizamlı bir kuruma bağlı ve bizi korumakla görevlidir.
Öyle de bu koronavirüsün başıboş, kendi kendine var olan ve bilinçsizce yayılan bir varlık olduğunu düşünürsek, bizleri maddi ve manevi olarak hasta edebilir. Ancak doğrusu virüsün Yüce bir zat tarafından yaratıldığını bilmek ve başıboş olmadığını anlayabilmektir.
Demem o ki, virüs kendiliğinden var olmadı. Bize yüce bir zat tarafından verilmek istenen bir mesaj vardı. O mesajı okumaya çalışmalı, ümitvar olmalı ve bu günler geçtiğinde özgürlüğümüze çok çok şükretmeliyiz.
Rabbim bu mesajları hepimize doğru şekilde okuyup anlamayı nasip etsin.
Sevgilerimle,
-yazı, canım kardeşime aittir.-
Merhaba,
Bir laf vardır bilir misiniz? Büyük
takım tutmak televizyonda gördüğün bir mankene âşık olmak gibidir. Anadolu
Takımı tutmak ise mahallenin en güzel kızına aşık olmak gibidir. Bu laf ne
kadar doğru bilemem ama bildiğim bir şey varsa o da ikisinin de imkânsız
olduğudur. Hee tabii mahallenin en güzel kızı hiç yoktansa gözünün önündedir.
Bizimkisi de o hesap. Hani yeni bir ortama girdiğiniz zaman sorarlar ya hangi
takımlısın diye. Çok sıradan bir muhabbet başlangıcıdır değil mi bu? Değil
işte, eğer dört büyükler dışında herhangi bir Anadolu şehrinin takımını tutuyorsanız
insanlar önce garipser ve şöyle derler. Vay bee! Helal sana yiğidim şehrinin
takımı tutuyorsun, sahip çıkıyorsun.
Merhabalar Dostlar,
Uzun zaman önce anime izlemeyi
bıraktım. Fakat hala arada manga okuyorum. Aslında bugün bahsedeceğim manga
olan Sanctuary’de uzun yıllar önce sınav bahanesiyle devamlı yarım bıraktığım
mangalardan birisiydi. Nihayet okuma fırsatı bulup bu nadide mangayı bitirdim.
Şimdi benim okuduğum bu mangayı "Neden Okumalısınız?’’ kısmana gelelim.
Müzik eşliğinde okumak için
tıktık;
Bir Eylül ortasında bir adam tanıdım.
büyüdüğüm şehre son bakışımdan,
yaprakların sararışından,
yağmurun yüzümü okşayışından,
ardıma bakmayışımdan tanıdım.
Merhaba dostlar,
Nasılsınız?
Bu yazımda nasıl İslami sorularım olduğunundan ve nasıl cevap bulduğumdan bahsedeceğim.