Derya Akarslan

… Kalem Kuklası’da derler.

  • ANASAYFA
  • KİTAP
  • PSİKOLOJİ
  • GEZİ
  • İZLEDİKLERİM
    • KORE DİZİ
    • ANİME&MANGA
    • TİYATRO
  • DERİN KONULAR
    • Tesettür
    • İman
    • Varoluş Sancıları
  • ANILAR
  • İLETİŞİM
Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuya bloğumda yer vermek istiyorum. Dini Arayışımla ilgili sancılı sürecimi sizinle paylaşmaya karar verdim.
Daha önce blogta TESETTÜR ile ilgili bir yazı dizisi yayınlamış ve hikayemi sizlerle paylaşmıştım. Şimdi ise tesettüre girme sürecimden önceki dönemimi paylaşmak ve sorularımı nasıl cevap bulduğumu anlatmak derdi taşıyorum.

Bu yazı dizisinin kaç yayından oluşacağını kestiremesem de minimum 5 yazı yazmayı düşünüyorum. Bu yazımdan sonraki ilk yazımda, kendimden ve geçmiş yaşantımdan bahsederek yola koyulmak istiyorum.

Sorularınız için kalemkuklasi@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

Daha önceki TESETTÜR serisi için buraya tıklayınız.

Sevgilerimle 
Kuklanız!



Ömer Seyfettin bir olay hikayesi yazarıdır. Olay hikayesinde akıcı bir üslup kullanılır. Okuyucu da merak ve heyecan uyandırılır. Şüphesiz Ömer Seyfettin olay hikayesinin en önemli isimlerinden biridir.

İnkılap yayınevinden çıkan Yüksek Ökçeler kitabı;  22 hikayeden oluşmaktadır. Kitap, Yüksek Ökçeler hikayesiyle başlar. Biraz bu hikayeden bahsetmek istiyorum; Hatice Hanım 13 yaşında bir genç kızken, 66 yaşında biriyle zengin olduğu için evlenir. Aşk ona;  romatizma, balgam, pamuk, vantuz ve tentürdiyot yığınlarından yapılmış pis, asık suratlı, lanet bir heyula şeklinde görünür. Kocasının vefatından sonra büyük bir servete kavuşan Hatice Hanım, evinde bulunan hizmetlileriyle birlikte yaşamaktadır.

Hatice Hanım hayatta üç şeye çok önem verir ve hizmetinde bulunanlara da aynı şeyi öğütler:

1- Temizlik

2- Namus

3- Yüksek Ökçeler

Yüksek Ökçeler'ini önemsemesinin en önemli sebebi boyunun kısa olmasıdır. Evde sürekli yüksek ökçelerle dolaşır. Derken bir gün ökçeler yüzünden rahatsızlanır ve doktor yumuşak terlikler giymesini önerir. Yumuşak terliklere geçiş yaptıktan sonra hizmetinde bulunanların münasebetsiz tavırlarına şahit olur.  Çünkü çalışanlar Yüksek Ökçeler'in sesini duyunca kendilerine çeki düzen vermektedir. Bu durum üzerine Hatice Hanım; "Göz görmeyince gönül katlanır." düşüncesiyle sağlığı pahasına yüksek ökçelerini giymeye devam eder.

Bu hikaye gerçekten çok düşündürücü ve çok güzel bir hikayeydi. Keza kitaptaki birçok hikayede öyle. Hiçbiri yazılmak için yazılmamış, okuyucuyu okurken düşündürmeye itmiştir. Ama beni en çok gülümseten Ömer Seyfettin'in kendi hikayesini anlattığı Baharın Tesiri hikayesi olmuştur.  

Yazarın Ali Canip Yöntem'le bu kadar yakın olduğunu bu hikayeye kadar bilmiyordum.

Kitabı okuduktan sonra Ömer Seyfettin'in, neden olay hikayesi denilince ilk akla gelen isimlerden biri olduğunu anlıyorsunuz.  


Sevgilerimle, 

Kuklanız!

 


Merhaba,

Umarım günlerimiz keyifli geçiyordur ama çoğumuzun hayat enerjisi gün geçtikçe sönüyor değil mi? Yine her yer kapandı. Küçük esnafın hali ortada, pandemi geçtiğimiz mart ayından beri devam ediyor. Gerçekten psikolojik ve fizyolojik olarak bizi çok zorlayan bir süreç olmaya devam ediyor.

Beni sorarsanız umutluyum. Ramazan ayının gelmesi bana hep umut vermiştir. Kendime, kendimize çeki düzen vermek için büyük bir fırsat.. hatta düzensiz olan hayatı düzene sokmak için bir fırsat ve büyük bir heyecandır. "Ramazan ayı nasıl geçerse tüm sene öyle geçermiş". Bu düsturla hareket edersek ne yaparsak büyük bir kar içindeyiz.

Özellikle son 10 günde olduğumuz bu günlerde bire bin katmak adına daha gayretli olmak gerekli. Namazımız yoksa 5 vakit namazı hedefleyerek yapabildiğimiz kadar namaz kılmak, Kur'an okuyabiliyorsak en azından 1 sayfa okumak, yapabiliyorsak cüz okumak, tefsir okumaları yapmak gerekiyor. Bunu da yapamıyorsak teknolojiden faydalanarak YouTube 'dan sohbetler dinleyebiliriz. Bekir Develi, Siyer Vakfı, Nursöz gibi kanallarda çok güzel sohbet ve dersler mevcut oluyor.

Biraz daha nefsimizi müslüman yapmaya çalışabiliriz. Muhakkak en büyük düşman insanın kendi nefsinden başkası değildir.

Sokağa çıkma yasağı da uygulandığından evden dışarı çıkamıyoruz malum. Cenab-ı Hak resmen bizi ülke olarak itikafa soktu. 

Bizde en azından bir günümüzü yapamıyorsak 1 saatimizi itikaf yaparak geçirebiliriz.

Peki itikaf Nedir? İtikaf: Bir yerde bekleme ve durma anlamına gelir.

Peygamber efendimiz(a.s.m) ramazan ayının son 10 gününde itikafa girerdi. Hz. Aişe Validemiz şöyle nakletmiştir:


Resulullah(s.a.v) Ramazan'ın son on gününde itikaf yaparlardı. Bu durum vefat zamanına kadar bu şekilde devam etmiştir. Daha sonra Hz. Peygamber'in zevceleri itikafı sürdürmüşlerdir.


Ebu Hanife ve İmam Malik'e göre itikafın nafile olarak en azı 1 gündür. Ebu Yusuf en az süreyi , bir günün yarıdan çoğu olarak belirlerken İmam Muhammed itikaf için 1 saati de yeterli bulmuştur.


Bizde bu son ve faziletli günlerde 1 saatte olsa itikafta bulunabiliriz. Peki İtikaf'ın şartları nedir:


1- Niyet Etmek

2- Mescit: Kadının evi mescidi olduğu için bir odamızda itikafa girebiliriz.

3- Oruç tutmak

4- Temiz Olmak

Ayrıca kadının itikafa girmesi için kocasının iznini alması lazımdır. İtikaf süresi içinde Kur'an, hadis, ibadetle meşgul olmak ve temiz elbise giyinip güzel kokular sürünmek itikafın adabındandır.

 

Sevgilerimle,

Kuklanız!

Aslında bu sorunun cevabını daha erken vermem gerekirdi. Kısmet bugüneymiş.

Benim bloğu açma sebeplerimden biri; izlediğim Kore dizilerini, animeleri sizlerle paylaşmaktı. 2016-2017 yılları arası bir iç bunalımdaydım, kendimi arıyordum. Derken dizilere ve animelere sığındım çünkü bir hayal dünyasının içinde kaybolmak istedim.

Zaman ilerledikçe ne yaptığımı sorguladım ve Kore dizilerinden soğumaya başladım. Çünkü zamanımın değerli olduğunu ve boş şeylerle vakit kaybetmemem gerektiğini anladım.

Kore dizileri benim gönlümü yeğliyordu ama bir şey katmıyordu. Bu yüzden artık izlememem ve yazmamam gerektiğini fark ettim ve yazmadım.

"Ama şimdi bloga ne yazacaktım?" Bu sorunun cevabını aradım durdum. Çünkü okuyucu kaygısı güttüm, derken blogtan uzaklaştım.

Ama artık ne yazmam gerektiğini -en azından ne yazmamam gerektiğini- biliyorum. Bu yüzden kendime ve sizlere değer katan yazılar yazmaya karar verdim.

Bu yayında Kore dizileriyle ilgili son yazım olsun...


Sevgilerimle

Kuklanız!




Sait Faik Abasıyanık bir durum hikayesi yazarıdır. Onun için olayın önemi yoktur. İçinde bulunduğu durumu, betimlemelerle gözler önüne serer. Bu nedenle olay hikayesinden keyif alan biri için Sait Faik'in kalemi zordur ve sıkıcıdır.

Ben olay hikayesini severek okuyan biriyim. Benim için durum değil, yazarın anlatmak istediği olay önemlidir. Bu nedenle kitabı pek sevmedim.

Yazarın doğaya büyük bir saygısı var, fazlasıyla ince ve çevreyi, hayvanı ve insanı önemsiyor. Zaten hikayelerini okudukça bunun farkına varıyoruz. Öykülerinde ki ana unsurlar; Ada yaşantısı, doğa, balıkçılık ve denizdir.

Kitapta 19 öykü mevcut. Bu öykülerden en sevdiklerim; Son Kuşlar, Gün Ola Harman Ola ve Haritada bir Nokta oldu.

Yazar için içimden; "Ne kadar da sıradan bir kalem" diye geçirmeden edemedim. Sait Faik yalnızca anlatıyor, kitabın edebi yönünü düşündüğünü sanmıyorum, zaten öyle de bir kaygısı yok. Sadece yazmak ve anlatmak istiyor. Bunu da başarıyor.



Sevgilerimle,
Kuklanız!


 

FATİH HARBİYE KİTAP YORUMU - PEYAMİ SAFA


Kitabı Eyüpsultan Okumak Güzeldir programı vesilesiyle ikinci kez okudum.

Şark ve Garp arasındaki derin uçurumu iki semt ile anlatıyor yazar. Karakter ve olay örgüsüyle de kitabı güçlü hale getiriyor.

Neriman ve Şinasi Darülefnan'da(Konservatuvar) okumaktadır. Neriman ud, Şinasi ise kemençe çalmaktadır. Bu vesileyle tanışırlar, aynı semtte oturmaları sebebiyle de daha da yakınlaşır ve nişanlanırlar. Tüm semt onların evlenmesini beklemektedir. 

Darülefnan'ın alafranga bölümünde keman çalan Macit ile tanışan Neriman'ın zaman içinde tavırları değişmeye başlar. Giyimi, insanlara bakışı, Fatih semtine bakışı ve düşünceleri...

Şinasi ile eskisi gibi konuşmak istemez. Ve şark müzik aleti olarak tanımladığı udu çalmak istemez. Beyoğlu'nda gezmek ve orada gördüğü insanlar gibi olmak ister. Birkaç kez de Beyoğlu'nda Macit ile görüşür. Macit kendisini Pera palas da bir baloya davet eder.

Neriman Şark'ı kediye, Garp'ı köpeğe benzetmektedir. Babası Faiz Beyle bu konuyu konuşur ve Faiz Bey'in söyledikleri karşısında büsbütün ezilir ve sinirlenir. Ancak baloya gitmek için babasından para ve izin alması gerektiğinden fazla ileri gidemez.

Neriman baloya nasıl gideceğini ve kıyafetiyle ilgili uzun uzun düşünür. Baloya bir gün kala Şişli'de oturan ve Garp özentisi olan dayı kızlarını ziyarete, balo kıyafeti için fikir almaya gider. Dayı kızları bir Rus kızın başına gelenleri anlatır. Neriman bu olaydan derinden etkilenir ve aklı başına gelir.


Kitap gerçekten çok güzeldi.  Garp etkilerinin kültürümüze sadece şekilsel olarak yerleştiğini, yerleşirken bizden birçok şeyi götürdüğünü anlatan kısımlar mevcuttu. Kitap biraz da bana Yakup Kadri'nin Kiralık Konak kitabını anımsattı.


Sevgilerimle...

Kuklanız!





 


Merhaba Söğüt- Yavuz Bahadıroğlu

Adı: Kayı Han Boyu.

Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'ya akan yüzlerce boydan sadece biri. Öylesine küçük ki, göç kollarının içinde yitip gitmiş gibi...

Merhaba Söğüt kitabını Eyüpsultan Belediyesi "Okumak Güzeldir" yarışması vesilesiyle tanıdım. Kitap Ertuğrul Gazi'nin babası Gündüz Bey'in gençliğinden Ertuğrul Bey'in Söğüt'e ilerlemesine kadar olan bölümü anlatıyor.

Kayı Han Beyliği Moğol istilası sonrası kendisine kalıcı yurt edinme isteğiyle Anadolu'ya göç eden kavimlerden biri. Hocaları tarafından çok iyi yetiştirilmiş; hem yiğit ve gözü pek, hem dinlerini en güzel şekilde yaşamaya çalışan bir topluluk. O dönemde Anadolu'da Şeyh ve Dervişlerinin önemi çok büyük ve bu küçük Kayı Hanlığına ümitli havadisler veriyorlar. 

Gündüz Bey'in dört oğlu var:  Sungur Tekin, Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar.

Gündüz Bey vefat etmeden önce kendisine verilen müjdeyle birlikte başa geçecek oğlun Ertuğrul olmasını istiyor. Ancak fitne tohumları ekilmeye başlamış bir kere.

Vefat ettikten sonra Sungur Tekin ve Gündoğdu bir tarafa, Ertuğrul ve Dündar diğer tarafa...

Ertuğrul Bey; Batıya ilerleyelim diyor, Sungur Tekin geldiğimiz topraklara geri dönelim diyor. İki tarafta çok kararlı. Bunun üzerine beylik bölünüyor ve Ertuğrul Yahşi Hocasıyla birlikte denize doğru; Söğüt'e, Sungur Tekin Bodur Hoca ile birlikte eski topraklara; Ahlat'a dönüyor.

Kayı Han Beyliği her an ölmeye hazır olan yiğitlerden oluşuyor. Bu nedenle Mongol birkaç kez saldırsa bile kendisi de yara alıyor. Bazı Türkmen beylikleri tek kurtuluşun Mongollarla işbirliği yapmak olduğunu söylüyor, yapıyor da. Kayı Han ise Selçuklu'ya yardım etmesi gerektiğine inanıyor.


Kitap gerçekten çok güzeldi. Çok akıcıydı. Yazarın kalemiyle ilk defa tanıştım. Kurgu muazzamdı. Bu yönüyle Tarık Buğra'nın Osmancık kitabını da hatırlatmadı değil.

Tarihi kitaplar okumayı seviyorsanız, kesinlikle keyif alarak okuyacağınız bir eser olacağını söyleyebilirim. 

Bu kitaptan sonra Tarık Buğra Osmancık kitabını da okursanız devamı şeklinde olur, tadından yenmez.


Sevgilerimle...

Kuklanız!


                                          

Yakın zamanda yavru kedi ile deniz yolculuğu yapmak zorunda kaldım. Bu nedenle evcil hayvanların deniz yolculuğu ile ilgili prosedürleri inceledim ve bazı sorularıma cevap bulamadım. Bu yüzden sizinle yolculuk deneyimimi paylaşmak istiyorum.

İdo ile İstanbul'dan Yalova'ya gidecektim. Yavru kedim 2 aylık ve 700 g' dı. İdo'yu konuyla ilgili aradım. Kedimin muhakkak aşı karnesi olması gerektiğini söylediler ama veterinerde çok küçük olduğu ve henüz 1 kg olmadığı için sağlığı açısından yapamayacağını söylüyordu.

Derken ben veterinerin yolunu tuttum. Ne yapabileceğimizi konuştuk. "Seyahat Sağlık Raporu" ile bu işi halledebileceklerini belirttiler.

Rapora 40 lira bir ücret verdikten sonra İdo'nun yolunu tuttum. Direkt aşı karnesini sordular. Bende sağlık raporunu gösterdim, sorun çıkarmadılar. Bu arada İdo seyahatlerinde evcil hayvanları yolcu kabinine almadıklarını biliyordum, hava da yağmurlu olduğu için ve kedim küçük olduğu için endişelendim ancak hafta içi vapur çok kalabalık olmadığından yanıma aldım ve sıcacık bir şekilde yolculuk edebilirdi.

Çok şükür yolculuğumuz sorunsuz geçti. Yol boyunca kedim battaniyeye sarılıp uyudu. Korktuğum gibi olmadı. 

Benim kedim 2 aylık olduğu için aşı karnesi yoktu. Ancak büyük bir kediniz varsa muhakkak aşı karnesi isteyecek ve aşılarını kontrol edeceklerdir.




Sevgilerimle,

Kuklanız!



Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

HAKKIMDA

Mühendis. Şu günlerde İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünü okuyor. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi seviyor. Küçük bir "merhaba" demekten çekinmeyin!

ABONE & TAKİP

İzleyiciler

POPÜLER YAYINLAR

  • Arap Cami ve Yeraltı Cami'yi Ziyaret
  • Kore Yemeği Yedik! : Sopung Kore Pasta ve Yemekleri - Fatih/İstanbul
  • Ölmek İstemek Caiz Midir?
  • 2023 yılında Okuduğum Kitaplar
  • A Silent Voice - Koe no Katachi Anime & Manga Yorumu ve İncelemesi
  • Acımak - Reşat Nuri Güntekin | Kitap Yorumu
  • Tesettüre Girmeden Önce Okunacak 7 Kitap
  • Yusuf ile Züleyha - Nazan Bekiroğlu | Kitap Yorumu
  • Dualarınıza Talip Bir Kalem Kuklası
  • Korkunç Bir Çocukluğun Şaşırtıcı Avantajı : “Acılar Kahramanlar Çıkarır”

KATEGORİLER

  • Derin Mevzular 27
  • Kalemimden 28
  • Kediler 2
  • Kitap 57
  • Kore Dizi 25
  • anime&manga 16

Blog Arşivi

  • 2024 6
    • Ağustos 5
      • Tiyatro: Rüstemoğlu Cemal' in Tuhaf Hikayesi
      • Herkes Okumalı: SINIRLAR - Henry Cloud & John Town...
      • A Silent Voice - Koe no Katachi Anime & Manga Yoru...
      • 2023 yılında Okuduğum Kitaplar
      • Korkunç Bir Çocukluğun Şaşırtıcı Avantajı : “Acıla...
    • Temmuz 1
  • 2023 4
    • Eylül 1
    • Şubat 3
  • 2022 15
    • Kasım 3
    • Ekim 2
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Haziran 4
    • Mayıs 3
    • Ocak 1
  • 2021 20
    • Aralık 2
    • Kasım 2
    • Ekim 1
    • Haziran 2
    • Mayıs 3
    • Nisan 4
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2020 10
    • Ekim 5
    • Eylül 2
    • Ağustos 1
    • Nisan 1
    • Mart 1
  • 2019 8
    • Ağustos 1
    • Temmuz 1
    • Haziran 1
    • Nisan 1
    • Şubat 2
    • Ocak 2
  • 2018 21
    • Aralık 3
    • Kasım 1
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Temmuz 3
    • Haziran 1
    • Mayıs 2
    • Nisan 2
    • Mart 1
    • Şubat 4
    • Ocak 1
  • 2017 30
    • Aralık 9
    • Kasım 6
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 2
    • Temmuz 2
    • Haziran 2
    • Mayıs 1
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2016 54
    • Aralık 2
    • Kasım 4
    • Ekim 3
    • Eylül 3
    • Ağustos 9
    • Temmuz 7
    • Haziran 5
    • Mayıs 4
    • Nisan 3
    • Mart 2
    • Şubat 2
    • Ocak 10
  • 2015 17
    • Aralık 7
    • Kasım 6
    • Ekim 3
    • Ağustos 1
Blogger tarafından desteklenmektedir

Blog Hakkında



Okur & Yazar. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi sever. Küçük bir "merhaba" demek için gelmekten çekinmeyin.

POPÜLER YAYIN

  • Herkes Okumalı: SINIRLAR - Henry Cloud & John Townsend
  • 22 Blogger 1 Hikaye / Bölüm 3: Kardeşim
  • Signal Kore Drama Yorumu ve Tanıtımı / 2016
Bumerang - Yazarkafe

Copyright © KALEM KUKLASI. Designed by KALEM KUKLASI