Merhaba dostlar,
Kış Okuma Şenliği'nin ilk kitabını; Jack London'ın Vahşetin Çağrısı kitabı olarak belirlemiştim.
Konusu:
Kuzey'de altının bulunmasıyla birlikte, insanlar akın akın kuzeye gitmeye başlar. Kuzeye gitmek için tek yol ise köpeklerin süreceği kızaklarladır. Buck, Güneyde zengin bir aileyle yaşayan güçlü ve çok akıllı bir köpektir. Buck bu aileden kaçırılarak yeni sahipleriyle birlikte Kuzey'e gitmeye başlar. Çok merhametli ve çok naif olarak yetişmiştir. İlk zamanlar ayaklarına makosen giydirilerek yolculuk eder. Zamanla zorlu şartlara bağışıklık kazanır, kasları gelişir. Kısa zamanda sahiplerinin dikkatini çeker. Çünkü kendi ırkından daha güçlü, çevik ve akıllıdır.
Merhaba dostlar,
Bugün bir arkadaşımla Sopung Kore Pasta ve Yemekleri mekanına gittik. İlk defa gittik ama daha önce bu mekanın methini duymuştuk. Çok sade ve güzel bir yer. Ben çok beğendim. Yemekleri de çok güzeldi, tekrar gitmek istiyorum :)
"Çetin geçen bir kış mevsiminin ardından bir daha hayata dönememiş bitkiler gibi hissediyorum kendimi."
Tarık Tufan'dan okuduğum ikinci kitap.
Daha önce "Beni Onlara Verme" isimli öykü kitabını okumuş ve çok beğenmiştim.
Bu kitabı da Tüyap kitap fuarından almıştım.
Hemen yorumuma geçiyorum;
Kitap bir hastane odasında başlıyor. Ana karakterimiz, kanserin hemen hemen bütün bedenini işgal ettiğini öğreniyor. Doktor "Umut her zaman vardır" dese de, o teslim olmaya kararlı. Bu lafları çok duyduk diyerek hastalığa teslim olduğunu söylüyor ve yineliyor: Ölüyorum!
Merhaba dostlar,
Dostoyevski'den okuduğum ilk eser.
Daha önce Kumarbazı okumaya çalışmış ama hiçbir şey anlamamıştım.
-O zamanlar 12 yaşımdaydım. Bunun bir etkisi olabilir tabii-
Vakit kaybetmeden yorumuma geçiyorum o halde
Yorumum: