Derya Akarslan

… Kalem Kuklası’da derler.

  • ANASAYFA
  • KİTAP
  • PSİKOLOJİ
  • GEZİ
  • İZLEDİKLERİM
    • KORE DİZİ
    • ANİME&MANGA
    • TİYATRO
  • DERİN KONULAR
    • Tesettür
    • İman
    • Varoluş Sancıları
  • ANILAR
  • İLETİŞİM

 


Merhaba Söğüt- Yavuz Bahadıroğlu

Adı: Kayı Han Boyu.

Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'ya akan yüzlerce boydan sadece biri. Öylesine küçük ki, göç kollarının içinde yitip gitmiş gibi...

Merhaba Söğüt kitabını Eyüpsultan Belediyesi "Okumak Güzeldir" yarışması vesilesiyle tanıdım. Kitap Ertuğrul Gazi'nin babası Gündüz Bey'in gençliğinden Ertuğrul Bey'in Söğüt'e ilerlemesine kadar olan bölümü anlatıyor.

Kayı Han Beyliği Moğol istilası sonrası kendisine kalıcı yurt edinme isteğiyle Anadolu'ya göç eden kavimlerden biri. Hocaları tarafından çok iyi yetiştirilmiş; hem yiğit ve gözü pek, hem dinlerini en güzel şekilde yaşamaya çalışan bir topluluk. O dönemde Anadolu'da Şeyh ve Dervişlerinin önemi çok büyük ve bu küçük Kayı Hanlığına ümitli havadisler veriyorlar. 

Gündüz Bey'in dört oğlu var:  Sungur Tekin, Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar.

Gündüz Bey vefat etmeden önce kendisine verilen müjdeyle birlikte başa geçecek oğlun Ertuğrul olmasını istiyor. Ancak fitne tohumları ekilmeye başlamış bir kere.

Vefat ettikten sonra Sungur Tekin ve Gündoğdu bir tarafa, Ertuğrul ve Dündar diğer tarafa...

Ertuğrul Bey; Batıya ilerleyelim diyor, Sungur Tekin geldiğimiz topraklara geri dönelim diyor. İki tarafta çok kararlı. Bunun üzerine beylik bölünüyor ve Ertuğrul Yahşi Hocasıyla birlikte denize doğru; Söğüt'e, Sungur Tekin Bodur Hoca ile birlikte eski topraklara; Ahlat'a dönüyor.

Kayı Han Beyliği her an ölmeye hazır olan yiğitlerden oluşuyor. Bu nedenle Mongol birkaç kez saldırsa bile kendisi de yara alıyor. Bazı Türkmen beylikleri tek kurtuluşun Mongollarla işbirliği yapmak olduğunu söylüyor, yapıyor da. Kayı Han ise Selçuklu'ya yardım etmesi gerektiğine inanıyor.


Kitap gerçekten çok güzeldi. Çok akıcıydı. Yazarın kalemiyle ilk defa tanıştım. Kurgu muazzamdı. Bu yönüyle Tarık Buğra'nın Osmancık kitabını da hatırlatmadı değil.

Tarihi kitaplar okumayı seviyorsanız, kesinlikle keyif alarak okuyacağınız bir eser olacağını söyleyebilirim. 

Bu kitaptan sonra Tarık Buğra Osmancık kitabını da okursanız devamı şeklinde olur, tadından yenmez.


Sevgilerimle...

Kuklanız!


                                          

Yakın zamanda yavru kedi ile deniz yolculuğu yapmak zorunda kaldım. Bu nedenle evcil hayvanların deniz yolculuğu ile ilgili prosedürleri inceledim ve bazı sorularıma cevap bulamadım. Bu yüzden sizinle yolculuk deneyimimi paylaşmak istiyorum.

İdo ile İstanbul'dan Yalova'ya gidecektim. Yavru kedim 2 aylık ve 700 g' dı. İdo'yu konuyla ilgili aradım. Kedimin muhakkak aşı karnesi olması gerektiğini söylediler ama veterinerde çok küçük olduğu ve henüz 1 kg olmadığı için sağlığı açısından yapamayacağını söylüyordu.

Derken ben veterinerin yolunu tuttum. Ne yapabileceğimizi konuştuk. "Seyahat Sağlık Raporu" ile bu işi halledebileceklerini belirttiler.

Rapora 40 lira bir ücret verdikten sonra İdo'nun yolunu tuttum. Direkt aşı karnesini sordular. Bende sağlık raporunu gösterdim, sorun çıkarmadılar. Bu arada İdo seyahatlerinde evcil hayvanları yolcu kabinine almadıklarını biliyordum, hava da yağmurlu olduğu için ve kedim küçük olduğu için endişelendim ancak hafta içi vapur çok kalabalık olmadığından yanıma aldım ve sıcacık bir şekilde yolculuk edebilirdi.

Çok şükür yolculuğumuz sorunsuz geçti. Yol boyunca kedim battaniyeye sarılıp uyudu. Korktuğum gibi olmadı. 

Benim kedim 2 aylık olduğu için aşı karnesi yoktu. Ancak büyük bir kediniz varsa muhakkak aşı karnesi isteyecek ve aşılarını kontrol edeceklerdir.




Sevgilerimle,

Kuklanız!



Hasan Basri: Asr Suresinin tefsirini yaparken şöyle bir anekdot anlatır: "Bir gün pazarda, önüne koyduğu buzları satmaya çalışan ve şöyle bağıran bir adama rast geldim. "Sermayesi eriyen şu adama merhamet edin" diye bağırıyordu. Düşündüm, Asr suresinde önemle anlatılan zamanın kıymetini şimdi anladım."

Kitap iki kısımdan oluşuyor. İlk kısımda büyük zatların ömürlerini nasıl değerlendirdiklerinden bahsediyor. İkinci kısımda ise büyük zatların zamanla ilgili anekdotlarına yer veriyor.

Alimlerin eserlerini nasıl ortaya çıkardıklarını, vaktin onlar için ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyor. Dinlenirken bile farklı bir konu üzerine çalışarak rahatladıkları izah ediliyor.

Kitap bu yönüyle zamanı boşa harcadığımızı yüzümüze çarpıyor.

Kitabın ilk kısmını sıkılarak okudum ve bu kısım beni motive etmedi.Yalnızca "Vay be, zamanlarını nasıl güzel değerlendirmişler" diyerek iç geçirdim. "Tabii nasıl büyük zatlar olmuşlar" diye ekledim.

Beni asıl etkileyen kitabın sonundaki kısa hikayeler ve vakti değerlendirmeyle ilgili verilen tavsiyeler oldu. Bediüzzaman Said Nursi, Ali Fuat Başgil, Osman Nuri Topbaş 'ın zamanla ilgili öğütleri altın niteliği taşımaktaydı.


İlk kısmı biraz sıksa da ikinci kısım okumaya değerdi. Hatta tekrar tekrar okumak gerek diye düşünüyorum.


Sevgilerimle

Kuklanız!

 


Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun kaleminden Yaban'dan sonra Kiralık Konak'ı okudum. Kiralık Konak kitabı, batı ve doğu arasında kalmış bir devleti ve kafası karışmış bir toplumu gözler önüne seren şahane kitaplardan biridir. İyi ki o dönemde yazılmış kitaplar var diyor insan. Yakup Kadri bu eseriyle, dönemi çok iyi yansıtmaktadır.

Kitabın karakterleri gerçekten çok önemlidir. Çünkü karakterler toplumun belirli kesimlerini anlayabilmemiz için önemli bir unsur vazifesi görmüştür.

Naim Bey; dönemin entelektüellerinden biridir. Çalıştığı işleri layıkıyla yapmış ve muayyen bir birikim elde etmiştir. Bu birikimi ölçülü bir şekilde kullanarak varlıklı bir insan haline gelmiştir.

Sekine Hanım: Naim Bey'in kızıdır. Naim Bey onu tembel olarak nitelendirmektedir. Hayatının her dönemide pasif olduğu gibi çocuk yetiştirme konusunda da pasif kalmıştır.

Servet Bey: Naim Bey'in damadı, Sekine Hanım'ın kocasıdır. Alafranga yaşamıyla dikkat çeker. Aklı havada biridir.

Cemil ve Seniha : Sekine ve Servet'in çocuklarıdır. Cemil'i hoppa, Sekine'yi ise alaycı ve hırslı biri olarak nitelendirebiliriz. İkisi de batı özentisidir. Yaşam tarzlarıyla tüm semtin konuştuğu ve tasvip etmediği gençlerdir.

Hakkı Celis: Kitapta ki en doğru ve en güzel adamdır. Şiir ruhlu biridir. Sonrasında Çanakkale Savaşına katılacak ve vatan için çarpışacaktır.

Faik Bey: Cemil'in arkadaşı ve Seniha'nın aşığıdır. Kadınlara doymuş, kumarbaz bir adamdır.

***

Naim Bey, damadı ve kızıyla birlikte konakta yaşamakta ve koca konağın giderini karşılamaktadır. Tüm servetini torunlarının zevkleri için harcar. Onların yaşam tarzlarını onaylamasa da bir dediklerini iki etmez. Özellikle Seniha onun için bambaşkadır. Bu genç hanım her pazartesi konakta davet vererek arkadaşlarını çağırır ve eğlenir. Hakkı Celis ve Faik Bey'de davetliler arasındadır. Faik Bey, uzun süre Avrupa'da dolaşmış, kadınlara doymuş ve kumara düşkün biridir. Hakkı Celis ise Seniha'nın akrabasıdır. Şiir okumayı ve yazmayı çok seven derin biridir.  Hakkı Celis kendisinden yaşça büyük Seniha ablasını sevmektedir. Seniha ise Faik'i sevmektedir.

Hakkı Celis ana karakterlerden biridir. Çanakkale Savaşı'na giderek vatanı kurtarmak niyetindedir. Cepheye gitmeden önce akrabalarıyla vedalaşır ve kendisine "Bu vatanı kim için kurtaracağız?" diye sormadan edemez. Çünkü birçok kimsenin keyfi yerinde ve vatan umrunda değildir.

Naim Efendi doğuyu; Seniha, Faik ve Cemil karakteri batıyı temsil eder. Hakkı Celis ise sağduyulu, batı ve doğuyu harmanlayan bir karakterdir.

Naim Efendi, biraz da konağının yıkık döküklüğü ve günden güne çökmesiyle, Osmanlı İmparatorluğu'nu aklımıza getirmektedir. Değişimin farkındadır ancak ayak uyduramaz. 

Kitap bu yönüyle bana Peyami Safa'nın Fatih Harbiye kitabını hatırlattı.


Doğu ve Batı arasında sıkışmış bir dönem kitabı.


Sevgilerimle...

Kuklanız!

 




Çavdar Tarlasında Çocuklar yazıldığı dönemde ses getirmiş bir eserdir. Kimi zaman yasaklanmış, kimi zaman okullarda okutulmaya layık görülmüştür. Kısacası kitap bu yönüyle kafa karıştırıcıdır.

Eseri okumadan önce konusunu birçok kişi gibi, tarım işçisi olan çocukların yaşamını anlatan bir kitap olarak düşünmüştüm. Yakından uzaktan bir ilgisi yokmuş meğer...

Kitabın konusu; Ergen bir liseli genç olan Holden'in dördüncü kez okuldan atıldıktan sonraki birkaç gününü anlatıyor. İç bunalımları olan ve topluma ayak uydurmakta güçlük çeken aynı zamanda tüm insanların samimiyetsiz ve iki yüzlü olduğunu düşünen bir gencin sisteme direnmesi sonucu toplum tarafından dışlandığını anlatıyor. 

Holden aynı zamanda herkese karşı öfkeli. Ancak ölen kardeşini ve hayatında büyük öneme sahip olan kız kardeşi Phoebe'yi aşırı seviyor.  Hatta tüm tanıdıklarından uzaklaşmak, yaşadığı yerden çekip gitmek istese de yalnız çok sevdiği kardeşi Phoebe için gidemiyor.

Edebiyat dünyası bu kitapla ilgili ikiye bölünmüştür. Kitabı ya seven ya sevmeyen bir kitle vardır. Sevenleri de ifrat* derecesinde sevmektedir. Öyle ki bir dönem Holden'in avcı şapkasını birçok kimse takarak etrafta gezmeye başlamıştır. Suç işlemeye meyilli kişilerin bu kitabı okuduğu da görülmüştür. Kitap bu yüzden kafa karıştırmaktadır.

Ayrıca kitap günlük konuşma diliyle yazılmış, argo kelimeler kullanılmıştır. Bu yüzden bir edebi eser niteliği taşımamaktadır.

Kitabı önermenin biraz güç olduğunu düşünüyorum. Ama kitabı samimi bulduğumu ve sevdiğimi söyleyebilirim.


*Aşırılık

Sevgilerimle, 

Kuklanız!



 


Suç ve Ceza kitabını duymayanımız yoktur. Dostoyevski deyince aklımıza gelen ilk kitaplardan biridir. Gerçekten büyüleyici bir kitaptır. Okurken karakterle aynı havayı solur, aynı kafaya bürünürsünüz. Karakterin iç bunalımlarını içinizde hisseder ve kaygılanırsınız.

Dostoyevski bu kitabında konuyu çok güzel işlemiş ve toplumu çok iyi bir şekilde analiz ederek karakterlerini oluşturmuş. Yüksek zümre ve avam tabakasından insanları şeffaf bir şekilde gözlemleyebiliyorsunuz.

Ana karakter; yozlaşmış bu topluma ve insanlara baş kaldırıyor. Artık ezilen biri olmayı ve minnet altına girmeyi keskin bir şekilde reddediyor. Ezen insanlara kendi yöntemleriyle bir adalet uyguluyor. 

Konusu: Ana karakterimiz Raskolnikov bir hukuk öğrencisidir. Eğitimi için ihtiyacı olan parayı annesi ve kardeşi temin etmektedir. Ancak Raskolnikov dara düşer ve eğitimini yarıda kesmek zorunda kalır. Temel ihtiyaçlarını karşılamak içinse rehinciye eşyalarını vermekte ve karşılığında cüzi bir ücret almaktadır. Durumun adaletsizliğine kafa yorar ve çeşitli söylentilerin ve konuşmaların etkisiyle suç işlemeye çekilir. Amacı rehinciyi ortadan kaldırarak paraları alıp okumak veya rahat bir yaşam sürmek değildir. Topluma zararı olan bu şahsı ortadan kaldırarak kahraman olmak istemektedir. Çünkü onun gözüyle rehinci kadın; herkese zararı dokunan, kan emen ve ölmesi gereken biridir ancak adalet bu şekilde sağlanacaktır.

Ana karakterimizi tasvir edecek olursak; hiç kimseye boyun eğmeyen ve baş kaldıran, yüksek fikirleri olan ancak imkanları olmayan, derin, kendini arayan ve tam anlamıyla kafası karışık biridir. 

Suç ve Ceza kitabındaki karakterler çok ilgi çekicidir. Dostoyevski, toplumun tüm sınıflarını adeta kucaklamıştır. Kaliteli bir kitap olduğu aşikar ve tartışılamaz bir gerçektir. 

Kitabı büyük bir keyifle ve karakterin iç bunalımını yüreğimde hissederek okudum. Klasikler arasında devleşen bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.







2020 yılında hayatımda ve hayatımızda ciddi değişiklikler oldu. Özellikle pandemi sürecinde evde kalmak bizi psikolojik olarak çok yıprattı. Bende belli bir dönem bunalıma girdim. Özellikle yaz dönemi benim için iyi geçmemişti. Derken Ağustos sonu gibi kendimi toparlamaya başladım. İnşallah geçen yılımıdan daha hayırlı bir yıl yaşarız!

Bu yıl 22 kitap okudum. Benim için önemli olan çok kitap okumak değil, bana değer katacak kitaplar okumaktı. Bunu da gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. 2021 hedefi olarak da 30 kitap belirledim.

Okuduğum Kitaplar:

  1. Tanrı Misafiri - Reşat Nuri Güntekin
  2. Sikke-i Tasdik-i Gaybi - Bediüzzaman Said Nursi
  3. Muhakemat - Bediüzzaman Said Nursi
  4. Yoksulluk İçimizde - Mustafa Kutlu
  5. El Edebü'l Müfred - İmam Buhari
  6. Osmancık - Tarık Buğra
  7. Deniz Kurdu - Jack London
  8. Suç ve Ceza - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  9. Şiirler Hicret & Tenha - Akif İnan
  10. Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigory Petrov
  11. İslam Ahlakının Esasları - Babanzade Ahmet Naim
  12. Ahlak - Nurettin Topçu
  13. İlmihal Yahut Arzuhal - Mustafa Kutlu
  14. Madame Bovary - Gustave Flaubert 
  15. Memleket Hikayeleri - Refik Halid Karay
  16. Çavdar Tarlasında Çocuklar - J.D. Salinger
  17.  Beş Şehir - Ahmet Hamdi Tanpınar
  18.  Dil Belası - İmam Gazali
  19.  Esir Şehrin İnsanları - Kemal Tahir
  20. Mektubat  - Bediüzzaman Said Nursi
  21. Asa-yı Musa - Bediüzzaman Said Nursi
  22.  Zamanın Kıymeti - Abdulfettah Ebu Gudde
  23. Şualar - Bediüzzaman Said Nursi (devam ediyor)


Sevgilerimle..

Kuklanız!


 


Bir yılı aşkın bir süredir kedi annesiyim. Scottish Fold Beyaz erkek bir kedim var. Kedimi 6 aylıkken sahiplendik. (Fotoğrafını görüyorsunuz)

3 hafta öncede bir British Shorthair Gri Dişi kedi sahiplendim.

Aslında kedi sahiplenmeyi hiç düşünmemiştim ama eşimin çocukluk hayaliymiş bu sebeple almış olduk. 

Kedi gerçekten çok güzel bir şey, ama zorlukları genelde göz ardı ediliyor. "Kedi zaten tuvaletini kuma yapıyor, yemeğini ve suyunu veriyorsun o kadar. Geriye sadece bu tatlı yavrucukları sevmek kalıyor" diye anlatıyorlar ama kedi beslemenin zorlukları da yok değil.

Size bugün zorluklarından bahsedeceğim:

1- Temizlik

Evet, kediler tuvaletlerini kuma yapıyorlar, bu doğru. Ama bazen yapmayabiliyorlar. Bunun birçok nedeni olabilir. Örneğin; bir erkek kediniz varsa ve etrafa idrarını yapıyorsa çiftleşmek istiyorum demek istiyordur. Bizim yavrucuk 7 aylıkken çiftleşmek istedi ve idrar püskürtmeye başladı. Benim için o kadar zordu ki anlatamam. Çünkü 7 aylıkken çiftleşmeleri ve kısırlaştırılmaları uygun değil. En az bir yaşını doldurması gerekiyor. Ve ben bu süre içinde ciddi bir zorluk yaşadım.

Dişi kedilerde ise idrar püskürtme olayı yaşanmıyor. Ama çiftleşmek için etrafa koku yayıyorlar. Ayrıca çiftleşmek istediklerinde sürekli miyavlayıp sizi uyutmuyorlar. Kediniz can çekişiyor sanırsınız, o derece bir miyavlamak yani.

Birde stresli zamanlarda ve tuvalet yerleri değiştiğinde başka yerlere tuvaletlerini yapabiliyorlar. Bazı kediler ise çok titiz olduklarından, eğer tuvaletleri temiz değilse gidip başka bir yere yapıyorlar.

Bunun dışında tuvaletten çıktıktan sonra patilerinde kedi kumu kalmış oluyor ve bu kumları yürüdükleri her yere taşıyorlar. Bunu minimize etmek adına farklı kumlar kullananlar oluyor ama ben kedi paspası kullanıyorum, böylelikle daha az kum taşınmış oluyor. 

Bu yüzden çok titizsiniz veya temizlik yapmayı sevmiyorsanız -ki ben gerçekten yapmayı sevmiyordum- kedi almayın derim. Çünkü sıradan bir evden daha çok temizlik yapmanız gerekecek.

Ayrıca tüy meselesi de var!

2- Çiftleşme Dönemleri

Temizlik bölümünde bahsettiğim gibi erkek kediler bu dönemlerde(kızana girdiklerinde) idrar püskürtür, dişi kediler ise sürekli miyavlar, popolarını hafifçe kaldırarak istediklerini belirtirler. Bu durumda derhal kedinizi çiftleştirmeniz gerekir.

3- Hastalık Dönemleri

Kediler de kusar, ishal olur veya başka hastalıklar yaşayabilir. Buna da hazırlıklı olmanız gerekir. Örneğin; bir yakınımın kedisi ishal olmuş ve o çok temiz yavrucuk, kendini tutamadığından etrafa kakasını yapıvermiş. Eve geldiklerinde ise ortalık berbat haldeymiş...

4- Yavru Kedilerin Tuvalet Alışkanlığı Kazanması

Diyelim bir yavru kedi edindiniz, ilk dönemde hemen kumuna yapmayabilir. Bunları da normal karşılayıp onu alıştırmaya çalışmalısınız.

5- Kedilerin Karakteri

Kedilerin karakterleri farklılık gösterir. Bazısı çok yaramaz bazısı çok usludur. Bazısı siz kızınca bir daha o şeyi yapmaz, bazısı ise kızmanızı umursamaz ve o şeyi yapmaya devam eder. Tekir kediler genel itibariyle çok hareketli ve söz dinlemez olabilirler. Cins kediler ise daha uyumlu ve uysal kedilerdir. Tabii her kedi bir değildir.

6- Artık Yeteri Kadar Özgür Değilsiniz!

Kedi sahiplendikten sonra Allah'ın izniyle kedinin bakımı ve beslenmesi sizin sorumluluğunuzdadır. Bu sebeple asla eskisi kadar özgür olamayacak ve uzun tatiller yapamayacaksınız. Tatile onunla gitseniz yine bulunduğu ortamı yabancılayarak uyum sağlamayabilir ve strese girebilir.


Felaket tellalı gibi konuştum değil mi? Aksine ben olanları söylemek istedim. Çünkü özellikle cins kedi alınıyor ve bakamayıp sokağa atılıyor. Bu kedilerin dışarıda yaşama şansı yok! Çünkü yemek bulmayı, arabalardan kaçmayı bilmiyorlar. Avcılık dürtüleri gelişmemiş. Diğer kedilerden dayak yiyorlar. Yazık, günah! Kedi alıp vebale girmeyin.

Elhamdülillah çok zor olsa da bunlara göğüs gerecekseniz kedi sahiplenin. Çünkü gerçekten empati duygunuzu geliştiriyor ve stresinizi alıyorlar. Ne de olsa mübarek hayvanlar!

Evde kedi beslemekte sünnettir ve sevaptır. Birçok sahabe de bu cihetle kedi beslemişlerdir. Hemde köpek gibi necis değillerdir. Dilleri temizdir, hayvanlar arasında en temizleridir.

Efendimiz(a.s) buyurdu ki: 

Kedi temizdir, ev sakinlerindendir.


Sevgilerimle!

Kuklanız. 

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

HAKKIMDA

Mühendis. Şu günlerde İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünü okuyor. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi seviyor. Küçük bir "merhaba" demekten çekinmeyin!

ABONE & TAKİP

İzleyiciler

POPÜLER YAYINLAR

  • 22 Blogger 1 Hikaye / Bölüm 3: Kardeşim
  • Allah Dualarımı Neden Kabul Etmiyor ?
  • Yeni Başlayanlar İçin 10 Kore Dizi Önerisi
  • Kill Me Heal Me - 2015 En İyi Kore Drama
  • Lunch Box Mini Kore Dizisi/2015
  • Signal Kore Drama Yorumu ve Tanıtımı / 2016
  • En İyi 10 Spor Animesi
  • Recaizade Mahmud Ekrem - Araba Sevdası
  • Tesettüre Girmek İstiyorum Ama Pişman Olmaktan Korkuyorum
  • Yabancı Kitap Yorumu - Albert Camus

KATEGORİLER

  • Derin Mevzular 27
  • Kalemimden 28
  • Kediler 2
  • Kitap 57
  • Kore Dizi 25
  • anime&manga 16

Blog Arşivi

  • 2024 5
    • Ağustos 4
      • Tiyatro: Rüstemoğlu Cemal' in Tuhaf Hikayesi
      • Herkes Okumalı: SINIRLAR - Henry Cloud & John Town...
      • A Silent Voice - Koe no Katachi Anime & Manga Yoru...
      • 2023 yılında Okuduğum Kitaplar
    • Temmuz 1
  • 2023 4
    • Eylül 1
    • Şubat 3
  • 2022 15
    • Kasım 3
    • Ekim 2
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Haziran 4
    • Mayıs 3
    • Ocak 1
  • 2021 20
    • Aralık 2
    • Kasım 2
    • Ekim 1
    • Haziran 2
    • Mayıs 3
    • Nisan 4
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2020 10
    • Ekim 5
    • Eylül 2
    • Ağustos 1
    • Nisan 1
    • Mart 1
  • 2019 8
    • Ağustos 1
    • Temmuz 1
    • Haziran 1
    • Nisan 1
    • Şubat 2
    • Ocak 2
  • 2018 21
    • Aralık 3
    • Kasım 1
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Temmuz 3
    • Haziran 1
    • Mayıs 2
    • Nisan 2
    • Mart 1
    • Şubat 4
    • Ocak 1
  • 2017 30
    • Aralık 9
    • Kasım 6
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 2
    • Temmuz 2
    • Haziran 2
    • Mayıs 1
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2016 54
    • Aralık 2
    • Kasım 4
    • Ekim 3
    • Eylül 3
    • Ağustos 9
    • Temmuz 7
    • Haziran 5
    • Mayıs 4
    • Nisan 3
    • Mart 2
    • Şubat 2
    • Ocak 10
  • 2015 17
    • Aralık 7
    • Kasım 6
    • Ekim 3
    • Ağustos 1
Blogger tarafından desteklenmektedir

Blog Hakkında



Okur & Yazar. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi sever. Küçük bir "merhaba" demek için gelmekten çekinmeyin.

POPÜLER YAYIN

  • 22 Blogger 1 Hikaye / Bölüm 3: Kardeşim
  • Kill Me Heal Me - 2015 En İyi Kore Drama
  • Signal Kore Drama Yorumu ve Tanıtımı / 2016
Bumerang - Yazarkafe

Copyright © KALEM KUKLASI. Designed by KALEM KUKLASI