Derya Akarslan

… Kalem Kuklası’da derler.

  • ANASAYFA
  • KİTAP
  • PSİKOLOJİ
  • GEZİ
  • İZLEDİKLERİM
    • KORE DİZİ
    • ANİME&MANGA
    • TİYATRO
  • DERİN KONULAR
    • Tesettür
    • İman
    • Varoluş Sancıları
  • ANILAR
  • İLETİŞİM




Bir Noel Şarkısı kitabı Charles Dickens'in yazdığı öykü türünde bir eserdir. Kitap akıcı ve fantastiktir. Charles Dickens'ı ilk defa okuyacaklar için iyi bir başlangıç kitabıdır. Öykü "Hiçbir zaman hiçbir şey için geç değildir." öğüdünü verir. Adı itibariyle dini bir kitap olduğunu düşünmüştüm ama tamamen yanılmışım.


Konusu:

İnsani ilişkileri iyi olmayan, cimri, dert dinlemeyen, hiçbir şekilde iyi düşünmeyen bir adamın, iş kurduğu ortağı vefat eder. Bir Noel günü vefat eden arkadaşının hayaleti gelir ve 3 hayaletin yanına geleceğini söyler. Geçmiş, Şimdi ve Gelecek zamanın hayaletleri ziyarete gelir ve ona yaptığı hataları teker teker göstermekle kalmayıp böyle devam ederse çok kötü bir sonun onu beklediğini gösterir.


Çok başarılı bir öyküydü. Charles Dickens'ı Bir Noel Şarkısı kitabıyla tanımış oldum ve çok beğendim.


Sevgilerimle,

Kuklanız!


Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir." (Kasas, 56)




Kitap; Müslümanca Bir Hayat olarak da çevrilmiştir. 3 kısımdan oluşmaktadır:

Birinci Kısım "İtaatler" başlığı altında toplanmış. Bu kısımda İtaatler'den ve Adablardan bahsedilmektedir. Uykudan Uyanma, Uyku  Elbise Giyme, Abdest, Teyemmüm, Namaz, Cuma, Orucun adabına kadar birçok konuya yer verilmiştir.


İkinci Kısım da ise Günahlardan Kaçınma Adabından bahsediliyor. Yalan, Verilen Sözde Durmamak, Gıybet, Tartışmak, Nefsi Tezkiye Etmek, Lanet Okumak, Mahlukata Karşı Beddua Etmek, Şaka Yapmak, Alay Etmek ve İnsanlarla Dalga Geçmek gibi.

Kalbin Islahı ile İlgili Sözler; Haset, Riya, Kibir ve Kalbin Günahıyla ilgili çok güzel sözler yer almaktadır.


Üçüncü Kısım da İnsanlarla Münasebette Dikkat Edilmesi Gereken Adab-ı Muaşeret Kuralları:

  • Alimin Riayet Etmesi Gereken Kurallar
  • Öğrencinin Dikkat Etmesi Gereken Kurallar
  • Çocuğun Anne-Babaya Karşı Riayet Etmesi Gereken Kurallar
  • Kardeşler ve Arkadaşlara Karşı Riayet Etmesi Gereken Kurallar
    •     Birinci Vazife: Arkadaşlık ve Dostluğun Şartları
    •     İkinci Vazife: Arkadaşlık Hukukuna Riayet Etmek
  • Tanıdığın Kişilere Karşı Riayet Etmesi Gereken Kurallar


ALINTILAR


"Eğer uyanık olduğun zaman vebal getirecek işlerle uğraşacaksan o zaman uyku senin dinin için selamet demektir."

"Beş şey vardır ki orucu bozar. Onlar: Gıybet, laf taşımak, yalan, şehvetle bakmak ve yalan yere yemin etmektir."

"Sen gözünü şu dört şeyden muhafaza et!

1- Helalin olmayana bakma!

2- Şehvetle güzel kişilere bakma!

3- Müslümana tahkir edici bir şekilde bakma!

4- Müslümanların ayıplarına vakıf olmak amacıyla bakma!"


"Dilini gıybet etmeye karşı muhafaza et! İslam dininde gıybet etmek otuz kez zina etmekten daha ağırdır ki, bu konuyla ilgili rivayet edilen hadisler vardır.

    Gıybet zinadan daha şiddetlidir. Zira zina eden kişi tövbe edebilir(ve kabul edilebilir) ancak gıybet eden kişi için tövbe yoktur."


"Allah'ın yaratmış olduğu bir şeyi yerme! Allah resulu basit bir yemeği bile yememiştir. İştahı çektiyse o yemeği yer, yoksa bırakırdı."


"Üç şey vardır ki bunlar helak edicidir.

"1- İtaat edilen cimrilik

2- Peşinden gidilen heva

3- Kişinin nefsini beğenmesi"

>> Önceki Yazım

Selamün Aleyküm,

Çok uzun bir ara verdiğim için üzgünüm. Hayatımda yaşanan durumlardan dolayı hem kendimi, hem sizi ihmal ettim. Ama 2. yazımla karşınızdayım. Bundan sonra daha gayretli olacağım.

Daha önceki yazımda sorularımdan bahsetmiştim. Bu sorularımın cevaplarımdan bahsetmek istiyorum.

Sorularım ve düşüncelerim şu şekildeydi:

1- Niçin namaz kılıyorum, neden kılıyorum, Allah'ın benim namazıma ihtiyacı mı var?
2- Peki namaz kılmanın esas nedeni nedir? Ben namazı neden kılıyorum?
3- Namazlarımı isteksiz kılıyorum. Namazım kabul olur mu?
4- Allah var mı? Dualarıma cevap vermiyor o zaman beni görmüyor mu? Beni başıboş mu bıraktı?


1- Niçin namaz kılıyorum, neden kılıyorum, Allah'ın benim namazıma ihtiyacı mı var?

"Cenâb-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın; mânen hastasın." İbadet ise, mânevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde ispat etmişiz."Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: 'Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?' Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın." (Lemalar, 23. Lema, Hatime, 1. Sual)

Yukarıda "Niçin namaz kılıyorum ve Allah'ın benim namazıma ihtiyacı var mı?" sorularına cevap buldum. Aslında manevi olarak hasta olduğumu, ibadet etmenin ise yaralarıma ilaç hükmünde olduğunu anladım.

2- Peki namaz kılmanın esas nedeni nedir? Ben namazı neden kılıyorum?

"Ey şikemperver nefsim! Acaba, hergün hergün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu?Madem vermiyor; çünkü ihtiyaç tekerrür ettiğinden usanç değil, belki telezzüz ediyorsun. Öyle ise, hane-i cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası, ruhumun âb-ı hayatı ve lâtife-i Rabbâniyemin havâ-yı nesîmini cezb ve celb eden namaz dahi seni usandırmamak gerektir.

...

Evet, fıtraten ebediyeti isteyen ve ebed için halk olunan ve ezelî ve ebedî bir Zâtın âyinesi olan ve nihayetsiz derecede nazik ve letâfetli bulunan zîşuur bir sırr-ı insanî, zînur bir lâtife-i Rabbâniye, şu kasavetli, ezici ve sıkıntılı, geçici ve zulümatlı ve boğucu olan ahvâl-i dünyeviye içinde, elbette teneffüse pek çok muhtaçtır ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir." (Sözler, 21.Söz, 1. Makam, 1. İkaz)



Burada ise vücudumun nasıl yemek, su, nefes alma ihtiyacı varsa ve ben usanmadan tekrar tekrar bu eylemleri gerçekleştiriyorsam; ruhumun da namaza ihtiyacı var. Çünkü ruhum Allah'u Teala'nın esmalarını gösterecek ve sonsuzluğu arzulayacak şekilde yaratılmış. Bu nedenle boğucu olan bu dünyadan uzaklaşmaya muhtaç. Bu uzaklaşma ancak namaz ile olabilir. 


3- Namazlarımı isteksiz kılıyorum. Namazım kabul olur mu?


"Aziz, sıddık kardeşlerim,

Kastamonu'da ehl-i takvâ bir zât, şekvâ tarzında dedi: "Ben sukut etmişim. Eski halimi ve zevkleri ve nurları kaybetmişim."

Ben de dedim: "Belki terakki etmişsin ki, nefsi okşayan ve uhrevî meyvesini dünyada tattıran ve hodbinlik hissini veren zevkleri, keşifleri geri bırakıp, daha yüksek makama, mahviyet ve terk-i enâniyet ve fâni zevkleri aramamakla uçmuşsun."

Evet, bir ehemmiyetli ihsan-ı İlâhi, ihsanını, enâniyetini bırakmayana ihsas etmemektir ta ucb ve gurura girmesin. (13. Şua, 317)


Aslında lezzet almak için ibadet yapılmaz. Namazı zor kılıyorsam, nefsimin hoşuna gitmemesindendir. Nefsimin hoşuna gitmemesi namazımın kabul olup olmamasını etkilemez. Benim namaz kılma amacım lezzet almak değil , namazı "Allah emrettiği için yapmak" olmalıdır.



4- Allah var mı? Dualarıma cevap vermiyor o zaman beni görmüyor mu? Beni başıboş mu bıraktı?


Allah'u Teala'nın varlığının ispatı kainatta birçok şeye dayanarak yapılabilir. Bu nedenle burada bu sorumun cevabını yazmayacağım. -ancak isterseniz yazarım-

Allah'u Teala dualarımıza cevap verir. Duamızın kabul olmaması cevap verilmediği anlamına gelmez. 

Mesela: Birisi kendine bir erkek evlat ister. Cenab-ı Hak, Hazret-i Meryem gibi bir kız evladını veriyor. "Duası kabul olunmadı" denmez. "Daha evla bir surette kabul edildi." denilir. Hem bazen kendi dünyasının saadeti için dua eder. Duası ahiret için kabul olunur. "Duası reddedildi" denilmez, belki "Daha enfa bir surette kabul edildi" denilir.

Madem Cenab-ı Hak Hakimdir; biz ondan isteriz, o da bize cevap verir. Fakat hikmetine göre bizimle muamele eder. Hasta, tabibin hikmetini ittiham etmemeli. Hasta bal ister; tabib-i hazık, sıtması için sulfato verir. "Tabib beni dinlemedi" denilmez. Belki ah u fizarını dinledi, işitti, cevapta verdi; maksudun iyisini yerine getirdi. (Mektubat, 24. Mektup, 24. Mektub'un 1. Zeyli, 3. nükte)

Kısaca;

Cenab-ı Hak dualarımıza üç şekilde cevap verir: "Evet" der, istediğimizi verir. "Hayır" der, daha iyisini verir. "Bekle" der en iyisini verir. 




Sevgilerimle...
Kuklanız!





<< Önceki Yazım


Bu satırları yazmak adına epey düşündüm ve uzun süre muvaffak olamadım. Ama şimdi yeniden yazmak gayretine girmiş bulunuyorum.

***

Çocukluk yıllarımın nasıl geçtiğini çok hatırlamıyorum. Bende iz bırakan birkaç şey var hatıralarımda yalnızca. 

Çocukluğuma dair: Küçük kardeşimle eğlenceli vakit geçirdiğimi, onu çok sevdiğimi hatırlıyorum. Birde babamla namaz kılardım. Sanırım 3-4 yaşlarındaydım. Babamı taklit etmekten hoşlanıyor ve erkek gibi namaz kılmak istiyordum, kılıyordum da. Bir kız çocuğu olmama rağmen cesur bir erkek çocuğu gibi görünür ve büyük bir memnuniyet duyardım.

İlkokul yıllarıma dair de dinle alakalı; babamın kıssalar anlattığını, benim de büyük bir iştahla dinlediğimi hatırlıyorum. Mesela kuzenimle babam İslami konularda çok konuşurdu. Cennet, cehennem, şeytan, deccal gibi.. Bende onları uzaktan dinlemekten büyük keyif alırdım.

Derken zaman böyle akıp geçti. Tabii manevi anlamda boşluk oluştu. Çünkü bende taklidi bir iman mevcuttu. Liseyi kazandım. Lise 3' te üniversiteye hazırlık amacıyla dersaneye başladım. Derken 5 vakit namaz kılmaya başladım, taklidi bir imandı ama lezzet veriyordu. Taklit ile başlayan iman, tahkiki bir imana dönüşürdü elbet. 8 ay boyunca büyük bir lezzet alarak namazlarıma devam ettim. Sonra lezzet azalmaya ve alamamaya başladığımda şeytan kulağıma fısıldadı: "Namazların bu şekilde kabul olmaz Kukla!" bende saf gibi inandım. Yıllar sonra bu konuyla ilgili bir cümle okudum. Onu da diğer yazımda paylaşırım sizlerle.

Namazlarımda huşuyu yakalayamayınca var oluş sancıları çekmeye başladım. "Niçin namaz kılıyorum, neden kılıyorum, Allah'ın benim namazıma ihtiyacı mı var gibi..." Tabii cevap bulamadım, derken güçlü zannettiğim iman ipinin bir anda elimden kayıp gittiğini fark ettim.

Sonra çevremdeki insanları gözlemlemeye başladım. Bu süreçte her ne kadar umursamadığımı söylesem de umursadığım bir insan vardı. Dersane de tanıştığım ve hayatının çoğunu derin yaralarla geçirmiş ve kendisiyle birlikte etrafındaki insanların kafasını karıştıran bir arkadaştı bu.

Bakmayın arkadaşım dediğime...

Öyle çok vakit geçirdiğim bir kız değildi. Sadece dersanedeki sınıfımız 8 kişiydi. O da onlardan biriydi sadece. Yalnızca öğrendiklerini yüksek bir sesle söylüyordu sınıfa. Sanki fitne tohumu ekiyormuş gibi. O an çevrede olan herkesi zehirliyordu.

Uzakta ki beni bile...

Benim bu kızda dikkatimi çeken en önemli şey çok akıllı olmasıydı. Sürekli ders çalışır ancak dışarıya kendini o şekilde atfetmezdi. Hatta dışarıdan gören biri bu kıza "Zirzopun teki işte" bile diyebilirdi.

Bilirsiniz, bu yaşlarda böyleleri önem teşkil eder. Bu kız beni daha çok sorgulamaya itti. Soruları soruyor, cevapları söylemiyordu. Zaten cevabı kendi de bilmiyordu. Aslında yaralarımın daha da derinleştiğini ve iltihap bağladığını bu zamanlarda hissetmeye başlamıştım.

Lisenin sonuna doğru ciddi bir iç bunalımla karşı karşıya geldim. "Allah var mı? Dualarıma cevap vermiyor o zaman beni görmüyor mu? Beni başıboş mu bıraktı?" demeye başladım. Süreç bu şekilde devam etti.

Derken üniversiteyi kazandım ve yaralarıma da sünger çekerek bu bahsi kapatmaya karar verdim.


Bir sonraki yazımda sizlerle sorularımın cevaplarını paylaşacağım. Çünkü hepsinin cevabını Allah'ın izniyle bulmuş bulunuyorum.


Sonraki Yazım>>


Sevgilerimle,

Kuklanız!


 

Merhaba,

Mart ayında ehliyet almak için bir sürücü kursuna yazıldım.

Daha önce hiç araç kullanmamıştım ve kullanmayı da düşünmüyordum. Ama zaman geçtikçe ehliyetin bir gereklilik olduğunu fark ederek almaya karar verdim.

1 ay yazılı sınavla ilgili dersler görüyorsunuz ama ben sadece kurstan verilen kitaba çalıştım, derslere girmedim. Nisan ayında yazılı sınava girdim. 70 in üzerinde bir puan aldığınızda sınavı geçmiş oluyorsunuz. Bu sınavda trafik, motor ve ilkyardımla ilgili temel bilgileri öğrenmeniz isteniyor.

Sınavı geçtikten sonra 14 ders direksiyon dersi alınıyor. Ders saati 45 dakika. Bu yüzden 7 gün boyunca ders alıyorsunuz. Ben 6. ve 7. Derste sınava hazırdım. Bu süreçte kesinlikle direksiyon hocanızın önemi büyük. Sizi strese sokmaması ve her şeyi ayrıntısıyla anlatması, sizi motive etmesi çok çok önemli. Bu nedenle kesinlikle kursunuzu seçerken yorumlara çok dikkat etmenizi öneriyorum.

Beklenen gün geldi ve sınava girdim. Hocam sınavda bile beni çok korudu ve kolladı. Sonunda sınavı geçtim. Ve gerçekten zorlamadılar. Zaten L ve Paralel parkın kuralları var. Çok kolay geçiyorsunuz. 

Ama en önemlisi sakinliğinizi korumanız ve sınavı dünyanın sonu gibi gormemeniz. Sonuçta heyecanlanabiliriz ama sakin olmazsak çok hata yapabiliriz.

Sınavı geçmenin haklı gururunu yaşayarak yazımı sonlandırıyorum. 


Sevgilerimle.


Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuya bloğumda yer vermek istiyorum. Dini Arayışımla ilgili sancılı sürecimi sizinle paylaşmaya karar verdim.
Daha önce blogta TESETTÜR ile ilgili bir yazı dizisi yayınlamış ve hikayemi sizlerle paylaşmıştım. Şimdi ise tesettüre girme sürecimden önceki dönemimi paylaşmak ve sorularımı nasıl cevap bulduğumu anlatmak derdi taşıyorum.

Bu yazı dizisinin kaç yayından oluşacağını kestiremesem de minimum 5 yazı yazmayı düşünüyorum. Bu yazımdan sonraki ilk yazımda, kendimden ve geçmiş yaşantımdan bahsederek yola koyulmak istiyorum.

Sorularınız için kalemkuklasi@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

Daha önceki TESETTÜR serisi için buraya tıklayınız.

Sevgilerimle 
Kuklanız!



Ömer Seyfettin bir olay hikayesi yazarıdır. Olay hikayesinde akıcı bir üslup kullanılır. Okuyucu da merak ve heyecan uyandırılır. Şüphesiz Ömer Seyfettin olay hikayesinin en önemli isimlerinden biridir.

İnkılap yayınevinden çıkan Yüksek Ökçeler kitabı;  22 hikayeden oluşmaktadır. Kitap, Yüksek Ökçeler hikayesiyle başlar. Biraz bu hikayeden bahsetmek istiyorum; Hatice Hanım 13 yaşında bir genç kızken, 66 yaşında biriyle zengin olduğu için evlenir. Aşk ona;  romatizma, balgam, pamuk, vantuz ve tentürdiyot yığınlarından yapılmış pis, asık suratlı, lanet bir heyula şeklinde görünür. Kocasının vefatından sonra büyük bir servete kavuşan Hatice Hanım, evinde bulunan hizmetlileriyle birlikte yaşamaktadır.

Hatice Hanım hayatta üç şeye çok önem verir ve hizmetinde bulunanlara da aynı şeyi öğütler:

1- Temizlik

2- Namus

3- Yüksek Ökçeler

Yüksek Ökçeler'ini önemsemesinin en önemli sebebi boyunun kısa olmasıdır. Evde sürekli yüksek ökçelerle dolaşır. Derken bir gün ökçeler yüzünden rahatsızlanır ve doktor yumuşak terlikler giymesini önerir. Yumuşak terliklere geçiş yaptıktan sonra hizmetinde bulunanların münasebetsiz tavırlarına şahit olur.  Çünkü çalışanlar Yüksek Ökçeler'in sesini duyunca kendilerine çeki düzen vermektedir. Bu durum üzerine Hatice Hanım; "Göz görmeyince gönül katlanır." düşüncesiyle sağlığı pahasına yüksek ökçelerini giymeye devam eder.

Bu hikaye gerçekten çok düşündürücü ve çok güzel bir hikayeydi. Keza kitaptaki birçok hikayede öyle. Hiçbiri yazılmak için yazılmamış, okuyucuyu okurken düşündürmeye itmiştir. Ama beni en çok gülümseten Ömer Seyfettin'in kendi hikayesini anlattığı Baharın Tesiri hikayesi olmuştur.  

Yazarın Ali Canip Yöntem'le bu kadar yakın olduğunu bu hikayeye kadar bilmiyordum.

Kitabı okuduktan sonra Ömer Seyfettin'in, neden olay hikayesi denilince ilk akla gelen isimlerden biri olduğunu anlıyorsunuz.  


Sevgilerimle, 

Kuklanız!

 


Merhaba,

Umarım günlerimiz keyifli geçiyordur ama çoğumuzun hayat enerjisi gün geçtikçe sönüyor değil mi? Yine her yer kapandı. Küçük esnafın hali ortada, pandemi geçtiğimiz mart ayından beri devam ediyor. Gerçekten psikolojik ve fizyolojik olarak bizi çok zorlayan bir süreç olmaya devam ediyor.

Beni sorarsanız umutluyum. Ramazan ayının gelmesi bana hep umut vermiştir. Kendime, kendimize çeki düzen vermek için büyük bir fırsat.. hatta düzensiz olan hayatı düzene sokmak için bir fırsat ve büyük bir heyecandır. "Ramazan ayı nasıl geçerse tüm sene öyle geçermiş". Bu düsturla hareket edersek ne yaparsak büyük bir kar içindeyiz.

Özellikle son 10 günde olduğumuz bu günlerde bire bin katmak adına daha gayretli olmak gerekli. Namazımız yoksa 5 vakit namazı hedefleyerek yapabildiğimiz kadar namaz kılmak, Kur'an okuyabiliyorsak en azından 1 sayfa okumak, yapabiliyorsak cüz okumak, tefsir okumaları yapmak gerekiyor. Bunu da yapamıyorsak teknolojiden faydalanarak YouTube 'dan sohbetler dinleyebiliriz. Bekir Develi, Siyer Vakfı, Nursöz gibi kanallarda çok güzel sohbet ve dersler mevcut oluyor.

Biraz daha nefsimizi müslüman yapmaya çalışabiliriz. Muhakkak en büyük düşman insanın kendi nefsinden başkası değildir.

Sokağa çıkma yasağı da uygulandığından evden dışarı çıkamıyoruz malum. Cenab-ı Hak resmen bizi ülke olarak itikafa soktu. 

Bizde en azından bir günümüzü yapamıyorsak 1 saatimizi itikaf yaparak geçirebiliriz.

Peki itikaf Nedir? İtikaf: Bir yerde bekleme ve durma anlamına gelir.

Peygamber efendimiz(a.s.m) ramazan ayının son 10 gününde itikafa girerdi. Hz. Aişe Validemiz şöyle nakletmiştir:


Resulullah(s.a.v) Ramazan'ın son on gününde itikaf yaparlardı. Bu durum vefat zamanına kadar bu şekilde devam etmiştir. Daha sonra Hz. Peygamber'in zevceleri itikafı sürdürmüşlerdir.


Ebu Hanife ve İmam Malik'e göre itikafın nafile olarak en azı 1 gündür. Ebu Yusuf en az süreyi , bir günün yarıdan çoğu olarak belirlerken İmam Muhammed itikaf için 1 saati de yeterli bulmuştur.


Bizde bu son ve faziletli günlerde 1 saatte olsa itikafta bulunabiliriz. Peki İtikaf'ın şartları nedir:


1- Niyet Etmek

2- Mescit: Kadının evi mescidi olduğu için bir odamızda itikafa girebiliriz.

3- Oruç tutmak

4- Temiz Olmak

Ayrıca kadının itikafa girmesi için kocasının iznini alması lazımdır. İtikaf süresi içinde Kur'an, hadis, ibadetle meşgul olmak ve temiz elbise giyinip güzel kokular sürünmek itikafın adabındandır.

 

Sevgilerimle,

Kuklanız!

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

HAKKIMDA

Mühendis. Şu günlerde İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünü okuyor. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi seviyor. Küçük bir "merhaba" demekten çekinmeyin!

ABONE & TAKİP

İzleyiciler

POPÜLER YAYINLAR

  • 22 Blogger 1 Hikaye / Bölüm 3: Kardeşim
  • Allah Dualarımı Neden Kabul Etmiyor ?
  • Yeni Başlayanlar İçin 10 Kore Dizi Önerisi
  • Kill Me Heal Me - 2015 En İyi Kore Drama
  • Lunch Box Mini Kore Dizisi/2015
  • Signal Kore Drama Yorumu ve Tanıtımı / 2016
  • En İyi 10 Spor Animesi
  • Recaizade Mahmud Ekrem - Araba Sevdası
  • Tesettüre Girmek İstiyorum Ama Pişman Olmaktan Korkuyorum
  • Yabancı Kitap Yorumu - Albert Camus

KATEGORİLER

  • Derin Mevzular 27
  • Kalemimden 28
  • Kediler 2
  • Kitap 57
  • Kore Dizi 25
  • anime&manga 16

Blog Arşivi

  • 2024 5
    • Ağustos 4
      • Tiyatro: Rüstemoğlu Cemal' in Tuhaf Hikayesi
      • Herkes Okumalı: SINIRLAR - Henry Cloud & John Town...
      • A Silent Voice - Koe no Katachi Anime & Manga Yoru...
      • 2023 yılında Okuduğum Kitaplar
    • Temmuz 1
  • 2023 4
    • Eylül 1
    • Şubat 3
  • 2022 15
    • Kasım 3
    • Ekim 2
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Haziran 4
    • Mayıs 3
    • Ocak 1
  • 2021 20
    • Aralık 2
    • Kasım 2
    • Ekim 1
    • Haziran 2
    • Mayıs 3
    • Nisan 4
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2020 10
    • Ekim 5
    • Eylül 2
    • Ağustos 1
    • Nisan 1
    • Mart 1
  • 2019 8
    • Ağustos 1
    • Temmuz 1
    • Haziran 1
    • Nisan 1
    • Şubat 2
    • Ocak 2
  • 2018 21
    • Aralık 3
    • Kasım 1
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Temmuz 3
    • Haziran 1
    • Mayıs 2
    • Nisan 2
    • Mart 1
    • Şubat 4
    • Ocak 1
  • 2017 30
    • Aralık 9
    • Kasım 6
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 2
    • Temmuz 2
    • Haziran 2
    • Mayıs 1
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2016 54
    • Aralık 2
    • Kasım 4
    • Ekim 3
    • Eylül 3
    • Ağustos 9
    • Temmuz 7
    • Haziran 5
    • Mayıs 4
    • Nisan 3
    • Mart 2
    • Şubat 2
    • Ocak 10
  • 2015 17
    • Aralık 7
    • Kasım 6
    • Ekim 3
    • Ağustos 1
Blogger tarafından desteklenmektedir

Blog Hakkında



Okur & Yazar. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi sever. Küçük bir "merhaba" demek için gelmekten çekinmeyin.

POPÜLER YAYIN

  • 22 Blogger 1 Hikaye / Bölüm 3: Kardeşim
  • Kill Me Heal Me - 2015 En İyi Kore Drama
  • Signal Kore Drama Yorumu ve Tanıtımı / 2016
Bumerang - Yazarkafe

Copyright © KALEM KUKLASI. Designed by KALEM KUKLASI