Şu yazımda yeni bir yazı dizisine başlayacağımı ifade etmiştim. Biraz geç oldu çünkü nereden başlayacağımı bilemedim. İnşallah tesettüre girmek isteyen birine dahi yardımcı olursam diyerek yola koyuluyorum. Rabbim muvaffak etsin İnşallah. Sorularınızı bekliyor olacağım. "
Bana Ulaşın" kısmındaki mail adresimden ulaşabilirsiniz. Vira Bismillah !
***
Aslında amiyane tabiriyle "lay lay lom", hayata geliş maksadını bilmesine rağmen unutmaya odaklanmış, doğru yolun ne olduğunu bilen ancak yola girmemekte direten, mutlu olduğunu zanneden biriydim. Maddi anlamda herhangi bir sıkıntı yaşamıyor, istediğim her şeyi alabiliyor ve gerçekleştirebiliyordum. Şimdi bakıyorum da geriye, ne kadar da boş yaşanmış vakitler..
Dilediğince yaşamak suç değil inanın ama dilediğince yaşadığını zannetmek suç. Ben bu suçu bilmemeye çalışarak uzun süre işledim. Çevremdeki insanlar da benim gibi habersiz ve unutmuş bir şekilde yaşıyorlardı ki böyle ortamlarda bilirsiniz, hatalarınızı görmek çokta kolay olmaz.
Dünyalık tüm işlerim tıkırındaydı anlayacağınız. En ufak bir şey ters gitse, sıkıntılarımı devleştiriyor ve dünyanın tüm yükünü ben omuzluyorum gibi saçma düşünceler vücuduma sirayet ediyordu.
Yaşamak, insanca yaşamak gerçekten bu muydu? Sahi benim dünyaya geliş amacım, bu hayatı dilediğimce yaşamak mıydı?
Bu sorular girmek istediğim kapının kilidiydi ve ben artık anahtarları da aramak istiyordum. Anahtarı arama maceramda, hayatımda doğru olmayan kimseler yolumu kesip bana nereye gittiğimi soruyorlardı. Evet, ben bir anahtar arıyordum ve bir şeyleri doğru yapmak istiyordum. Ancak bir şeyleri doğru yapmak istediğinizde, hayatınızdaki yanlışlar önünüze önünüze gelirdi. Çoğu zaman "Doğruyu arıyorum." demeniz yeterliydi. Ne de olsa yanlışlar koşarak önünüze yığılacaktı.
O zamanlar tek duam oldu Rabbimden. "Beni senin yolunda olan, düzgün insanlarla karşılaştır. Unuttuğum şeyleri hatırlatsınlar." Bu esnada Rabbim dualarımı kabul etti. En zorlu anlarımda güzel insanlar çıkageldi. Bazı insanlarla ilk tanıştığınızda o insanları daha önce sanki tanımışsınız hissine kapılırsınız ya işte öyleydi. Hiss-i kablel vuku. Yani ruhlar tanıdı birbirini.
Ruhum tanıdığının sinyallerini verdi. Çok belli belirsizdi ancak bir sinyal olduğu apaçıktı. İşte hayatım değişmeye başlayacaktı.
Sezdim ama anlayamadım.
Hissettim ama kavrayamadım.
Merhaba sevgili dostlar,
Uzun zamandır buralarda yoktum.
Son yazımda radikal kararlar almak üzereyim, aman dualarınızı
eksik etmeyin demiştim(yazım için)
Etmemişsiniz...
Nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Sonunda
yapmak istediğim şeyi gerçekleştirdim.
Başlıktan anlayacağınız gibi bu konuda
kararlar ve adımlar atma sürecindeydim.
Çok şükür ki Rabbim nasip etti. Bu süre zarfında tesettür
hikayeleri aradım ama tam anlamıyla bu konuya derinlemesine giren bir kaç kişi
haricinde kimseye rastlamadım. Genelde kızlarımız “Benim küçük yaşlardan
beri hep aklımda vardı zaten.” demişler. Böyle denilmesi benim -o zamanlar-
hevesimi kırıyordu. Çünkü bu düşünce “Benim aklımda gayette yoktu.”
Tesettüre girme kararım ve sürecim hiç kolay
olmadı. Çünkü tesettürün sadece başını örtmekten ibaret olmadığını biliyordum. Aklımdaki
soru işaretlerine nasıl cevap bulduğumu, bu süreçte neler yaptığımı, nasıl bu
fikrin aklıma girdiğini sizlere tüm samimiyetimle anlatacağımdan emin olabilirsiniz.
Bu yazı dizisinin kaç yayından
oluşacağını kestiremesem de minimum 5 yazı yazmayı düşünüyorum. Tabii
sizlerinde merak ettiği sorular olacaktır.
"Yazında şu noktaya da değinir
misin?" diyecek olursanız; bu yazıma yorum atabilir veya kalemkuklasi@gmail.com mail adresime
düşüncelerinizi iletebilirsiniz.
Bu yazımdan sonraki ilk yazımda, kendimden
ve geçmiş yaşantımdan bahsederek yola koyulmak istiyorum.
Yorumlarınızı ve maillerinizi bekliyor
olacağım.
Sevgilerimle.
Aşık bir çobandı o. Sevgilisinin isminden
başka bir şey bilmediğinden mi, konuşmaya mecali olmadığından mı bilinmez,
arkadaşı anlatıyordu onun halini yaşlı adama:
“Gözleri günlerdir uyku görmedi efendim” diyordu, “yemiyor, içmiyor, işi gücü, gecesi gündüzü havası suyu o kız oldu
sanki. Ne desem kar etmiyor, son bir çare diye geldik size. Halbuki sen bir
garip çobansın, o padişahın kızı, davul bile dengi dengine dedim ya, dinlemiyor
efendim, ama herhalde aşkın gözü kördür diye de buna diyorlar, değil mi efendim…”
İhtiyar adam bu esnada gözlerini dikmiş,
iskeletinin üstüne deriden bir zırh giydirilmişcesine zayıf, çelimsiz, saçı
sakalına karışmış, uzaklara dalıp dalıp giden, gözlerinde aşktan gayrısı
kalmayan diğer çobanı süzüyordu. Sonra bir ah çekti, yüzünü nefes almadan
konuşmasını sürdüren delikanlı ya çevirip tebessüm etti.
Aslında kendinde var olan değişiklikleri genelde fark edemeyen bir insanım. Ancak biriyle konuşurken anlıyorum düşünsel açıdan değiştiğimi. Tabii bu durumda karşımdaki insan; "Derya sen böyle değildin" diyor. Bende devamında "Evet ben böyle değildim, ne olmuş ki bana" diye bir tepki veriyorum.
Bazen kendimi tanımayan, nerede ne tepki vereceğimi kestiremeyen bir insana dönüşüyorum. Bu cümlemden anlaşılmasın ki sağı solu belli olmayan bir insanım.
Sadece bazen kendime itiraf edemediğim düşünceleri aylar boyunca yanımda gezdirdiğim oluyormuş.
Sonra bir anda çok istediğim bir şey tam olacakken "İnşallah olmaz" diye dua ederken buluyorum kendimi.
Tabii ben şok, ben iptal...
Nasıl yani diyorum?
Sonra anlıyorum ki bir şeyi yapmak istiyormuşum ben hayatımda ama yapamam diye kendime dahi itiraf etmiyormuşum yapmak istediklerimi. Bunlar olurken istediklerimi içten içe düşünüyor ve hayata geçirmek için kolay yollar arıyormuşum.
Şaşkınlıkla beraber gülümsüyorum. Gerçekten kendimden dahi sakladığım şeyler var. Bir insan kendi arkasından iş çevirir mi arkadaşlar? :)
Tabii bunlar olurken Rabbim yardımcım. Gerçekten beyin, akıl almaz bir organ. Tüm tevafukları dizmişte önüme, bana tüm kolaylıkları göstermeye uğraşıyor.
Dualarına talibim sevgili dost.
Zira radikal kararlar almaya hazırlanıyor gibiyim.
Hayatınızdaki her şey güzel olur İnşallah :)
Sevgilerimle...
Hayatta çok istediğimiz şeyler olur. Belki de ilk defa, bir şeyi bu kadar yürekten istiyoruzdur.
Sabah akşam o şey için dua eder; yalvarır, yakarırız.
Bir türlü dualarımıza, istediğimiz şekilde cevap verilmediğini görüp, isyan ederiz.
"Dualarım kabul olmuyor. Kimse zaten sevmiyor. Allah da beni sevmiyor "
şeklinde vesveselere kapılırız.
Belki de o kadar günahkarızdır ki dualarımız dahi Allah'ın katına ulaşmıyordur, kim bilir...
Peki;
Hiç düşündün mü?
Rabbinin duana cevap vermemesi de bir cevaptır !
O şeyi sana vermeyerek, senin için en iyisini yapıyordur.
Senin için daha güzelini hazırlıyordur.
Merhaba arkadaşlar,
Bu sene yaz mevsiminde, hayatım boyunca okumadığım kadar tasavvufi kitap
okudum. Tasavvuf okumayı da çok sevdim ancak biraz sıyrılarak Modern Klasik
okuma kararı aldım. İlk durağım Albert Camus'un 1957 yılı Nobel Edebiyat Ödülü
alan Yabancı adlı kitabı oldu.
Dipnot: Çok fazla tasavvuf okuduktan sonra damdan düşer gibi modern klasik
okumaya başlamak akıl işi değilmiş bunu anladım. Sakın benim gibi olma Sevgili
okuyucu.
Kitap hakkında biraz ön araştırma yaparak elime aldım. Franz Kafka'nın Dava
kitabı tadında bir eserdi.
İlk satırından kitap sizi düşündürmeye başlıyor. Zaten o ilk satır ana
karakterin hayata bakış açısını tamamıyla özetliyor:
Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum. Bakımevinden bir
telgraf aldım: Anneniz öldü.
Cenazesi yarın kaldırılacak. Bundan pek bir şey anlaşılmıyor. Belki de dün ölmüştür.
Karamsar bir ruh hali içinde, hayatın anlamsızlığından dem vuran ana
karakterimiz, başkası yaşıyormuşcasına nesnel ve kayıtsız bir şekilde yaşıyor
başından geçen olayları.
Bu arada ana karakterimizin ismine de rastlayamıyoruz kitap boyunca. Öyle
ki kendini adım adım ölüme götüren süreci de sadece
izlemekle yetiniyor. Ruhsuz, duygusuz ve hissiz bir vaziyette.