Derya Akarslan

… Kalem Kuklası’da derler.

  • ANASAYFA
  • KİTAP
  • PSİKOLOJİ
  • GEZİ
  • İZLEDİKLERİM
    • KORE DİZİ
    • ANİME&MANGA
    • TİYATRO
  • DERİN KONULAR
    • Tesettür
    • İman
    • Varoluş Sancıları
  • ANILAR
  • İLETİŞİM
Vavelif

İnsan vav şeklinde doğar, doğrulunca kendini elif sanır. 
İnsan hayatı boyunca hep iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölür. 
Allah’a kulluğun manası vav’dadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir. 
O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarı ise vav kainatın kendisidir. 
Rabbimiz bizim her zaman vav gibi mütevazı olmamızı ister. 
Vav Harfi, Allah’ın Vahid ismini ve birliğini simgeler. 
Vav harfi, Ebced hesabında 6 rakamına denktir, imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir. 
Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır.  
Ulu Cami’nin her duvarında Vav harfi yazılıdır. Halk arasında bir inanışa göre Hızır Aleyhisselam’ın bu vav harfinin önünde namaz kıldığı rivayet edilir. 
Vav harfi, Tezhib sanatı ile süslenmiş ve ucuna Lale motifi işlenmiştir. Lale süsleme sanatında Allah’ı c.c. simgeler. 
Vav harfi, Vahidiyet, Vahdaniyeti ihtiva etmesi yönüyle de Allah’ın birliğini anlatır. 
Vav harfi ile başlayan kelimelere dikkat edildiğinde hepsi sorumluluk gerektiren işlerdir. 
Bu meslekler ve işler; "Vali, Vezir, Veli, Vekil, Varis, Vasi, Valide, Vaad etmek vb."
Bursa Ulu Camii' de yer alan ve duvarda asılı olan yedi vav hattının sırrı şu şekilde anlatılır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) şu şekilde buyurmuştur. “Yedi vavdan sakınınız, ihtiyaç olmadığı halde vavların işaret ettiği mesleklere yönelmeyiniz.”  
Bursa Ulu Camii'nin batı cephesinde günümüzde hanımların namaz kıldığı yerin batı duvarında çok değişik bir şekilde işlenmiş büyük celi sülüt dört tane Vav harfi dikkat çekmektedir. 
İttaku’l – vâvat. Bu önemli bir nasihattir. Allah Resülü bizleri sorumluluğu olan şeylerden sakınma noktasında uyarıyor ve “Vavlardan sakının, çekinin” diyor. Örneğin, Vali olmak, veli olmak, varis olmak, vekil olmak, vezir olmak, vakıf malını değerlendirmek, vallahu yemininde bulunmak vazifeleri yerine getirirken hassas olmamız ölçülü davranmamızı tavsiye edilmektedir. 

Eyvallah Kitabı Yorumu ve Alıntıları #1 : Hikmet Anıl Öztekin

Dünyaya hala daha alışamamış tanıdığım ve tanımadığım herkese diye başlıyor yazar.

Kitabın ilk kısmına dair alıntılarım;

Eskiden başka şeylerdi alışkanlıklarım. Dünyaydı. Dünyayı severdim. Kendim severdim. Kıyafetlerimi severdim, sahip olduklarımı severdim. Sahip olamadıklarıma sahip olmak isterdim. Hep isterdim. İsteyecek bir şeyler mutlaka bulurdum.

Sevmek özlü söz okumaya benzemiyor. Yaşadığın zaman, içine girdiğin zaman o çıkmazı anlayabiliyorsun. Anneannelerin nasihatlari, dedelerin tecrübeleri hikaye oluyor. Düpedüz yanıyor insan. Kağıtta durduğu gibi durmuyor sevmek. Sevince biyolojisi değişiyor insanın.


Bir koku gelir. İnsanların büyük bir kısmı kokuya duydukları hayranlıktan mayışır kalırlar. Ama diğerleri bu kokuyla yetinmeyip kaynağına gitmek isterler. "Koku böyle güzelse, kaynağı nasıldır? O kokuyu yaratan nasıldır," derler. Ve bütün ömürlerini onu aramakla geçirirler.
Bir insan nasıl olur da daha önce var olmayan bir koku aldığında mayışıp kalır öylece? Sefasını sürer kokunun?
10 yıl önce telefon diye bir şey yoktu. Ne çabuk da alıştın, bütün hayatın oldu. Bütün vaktini alan futbol takımı 100 yıl önce yoktu, nasıl da her şeyin oldu? Evet, o dizi 10 gün önce yoktu, nasılda müptelası oldun, alıştın? Ve sen. 30 yıl önce yoktun, nasıl olur da birden önüne konan dünyaya böyle alışırsın? Sefasını sürmeye başlarsın?Hiç mi yabancılık çekmiyorsun? Hiç mi merak etmiyorsun bu dünya nasıl meydana geldi? Bu renkler, kokular böyle güzelse bunun kaynağı nasıl güzeldir, bunu yaratan nasıl güzeldir merak etmiyor musun hiç?Burnuna gelen kokuyla oturup mayışma, kokunun sahibini, kaynağını ara dur. Ara dur. Aradıkça, sordukça ilmine ilim gelecek. Yüzdükçe ciğerini açan bir denizde yüzeceksin. Geçip gidecek kokuya değil, kokunun kaynağına talip ol. Gelip geçecek dünyaya değil onu yaradanın muhabbetine talip ol.
 

Oysaki İstanbul ne güzeldir, yürüdüğün kaldırım taşlarında hazır bir melodi var. Yani her şey öyle kuşanmış ki elbisesini, sevmeye müsaitim diyor. Boğaz' a bakarken sev, Emirgan' da güneşin batışını izlerken sev, Eyüp'te ezanı dinlerken sev, Topkapı' da tarihi koklarken sev...

Gönlümün imtihan edilmesinden Allah'a sığınırım...

Namaz, namaz bittikten sonra geriye kalanlardır...

Dünyalık ne varsa 'Allah-u Ekber' dediğimde bırakabiliyor muydum bir kenara?

Kendini bilen Rabb'ini bilir. 
İnsan bir şeyden tat aldığında önceden nasıl olur da bu tadı almadan yaşamışım diyor ya, önceki ramazanlarıma üzüldüm biraz da...

Ellerin en iyi ilacı avuçlarını semaya açıp dua etmektir.

Halimiz 'Ney'in haline ne kadar da benziyor; Ney sazlıkta dünyaya gelir,orada yaşar. Kendi halinde, derdini anlatamadığı bir yerde. Sazlığa ait, hep orada olacaktır. Ta ki bir ustanın eline geçene kadar, ta ki bir nefesle aşk üflenene kadar. Bir gün gelip keserler neyi. Kökünden koparır, götürürler. Ney ne kadar feryat etse de dinlemezler, alır götürürler. Memleketinden, vatanından, suyundan, toprağından uzaklaşır gider. Tıpkı bizim, ruhlar aleminden dünyaya atılışımız gibi. Sevdiğimizden ayrı uzakta, feryat figan ederiz. Bundandır içine düştüğümüz sebebini anlamadığımız darlıklar; özlemişizdir sevgiliyi,en sevgiliyi..... Diğer kamışlar sazlıklarında rahatça beslenirken, bu ney artık yürekleri yakmaya baslar. Yüreklere Hakk'ı hatırlatmaya baslar. Ama bir bede ödedikten sonra, oyulup yandıktan sonra.





***

Tesettür Hikayeleri : İç Huzurum Nerede?


<< İlk Yazım
<< İkinci Yazım


İç huzurumu aradığım günlerin birindeydim yine. Canım sıkkın bir vaziyette dersin nerede olduğunu bilmeden gidiyordum öylece. Bizim fakülteden olduğunu tahmin ettiğim biriyle karşılaştım, dersin nerede olduğunu sordum. Bilmediğini söyledi. Sadece bunu söylemişti ancak gözlerinden yüreğini anladığım bir insanla karşılaşmanın şaşkınlığını derinimde hissettim. "Yüreği, gözlerinden okunur mu insanın?" dediğimi hatırlıyorum. Nasıl bir anımdı bilmiyorum ama o gün hayatımda bir şeyler bitti başlayabilmek için.







Yazmalara doyamayan ben, o kadar çok yazma hissi barındırırken yüreğimde, bir türlü kaleme gitmiyor elim...
Çok şükür bir iki satır yazma cesaretini bulabildim kendimde.
Yazma kaygısından mıdır bilinmez, böyle oluşlarımı sevemedim.
Çok yakında geri döneceğim.
İnanıyorum..
Belki de..
İnşallah.


Şu yazımda yeni bir yazı dizisine başlayacağımı ifade etmiştim. Biraz geç oldu çünkü nereden başlayacağımı bilemedim. İnşallah tesettüre girmek isteyen birine dahi yardımcı olursam diyerek yola koyuluyorum. Rabbim muvaffak etsin İnşallah. Sorularınızı bekliyor olacağım. "Bana Ulaşın" kısmındaki mail adresimden ulaşabilirsiniz. Vira Bismillah !




Tesettür Hikayeleri Birinci Kısım


***

Aslında amiyane tabiriyle "lay lay lom", hayata geliş maksadını bilmesine rağmen unutmaya odaklanmış, doğru yolun ne olduğunu bilen ancak yola girmemekte direten, mutlu olduğunu zanneden biriydim. Maddi anlamda herhangi bir sıkıntı yaşamıyor, istediğim her şeyi alabiliyor ve gerçekleştirebiliyordum. Şimdi bakıyorum da geriye, ne kadar da boş yaşanmış vakitler..

Dilediğince yaşamak suç değil inanın ama dilediğince yaşadığını zannetmek suç. Ben bu suçu bilmemeye çalışarak uzun süre işledim. Çevremdeki insanlar da benim gibi habersiz ve unutmuş bir şekilde yaşıyorlardı ki böyle ortamlarda bilirsiniz, hatalarınızı görmek çokta kolay olmaz.

Dünyalık tüm işlerim tıkırındaydı anlayacağınız. En ufak bir şey ters gitse, sıkıntılarımı devleştiriyor ve dünyanın tüm yükünü ben omuzluyorum gibi saçma düşünceler vücuduma sirayet ediyordu.


Yaşamak, insanca yaşamak gerçekten bu muydu? Sahi benim dünyaya geliş amacım, bu hayatı dilediğimce yaşamak mıydı?

Bu sorular girmek istediğim kapının kilidiydi ve ben artık anahtarları da aramak istiyordum. Anahtarı arama maceramda, hayatımda doğru olmayan kimseler yolumu kesip bana nereye gittiğimi soruyorlardı. Evet, ben bir anahtar arıyordum ve bir şeyleri doğru yapmak istiyordum. Ancak bir şeyleri doğru yapmak istediğinizde, hayatınızdaki yanlışlar önünüze önünüze gelirdi. Çoğu zaman "Doğruyu arıyorum." demeniz yeterliydi. Ne de olsa yanlışlar koşarak önünüze yığılacaktı.

O zamanlar tek duam oldu Rabbimden. "Beni senin yolunda olan, düzgün insanlarla karşılaştır. Unuttuğum şeyleri hatırlatsınlar." Bu esnada Rabbim dualarımı kabul etti. En zorlu anlarımda güzel insanlar çıkageldi. Bazı insanlarla ilk tanıştığınızda o insanları daha önce sanki tanımışsınız hissine kapılırsınız ya işte öyleydi. Hiss-i kablel vuku. Yani ruhlar tanıdı birbirini.

Ruhum tanıdığının sinyallerini verdi. Çok belli belirsizdi ancak bir sinyal olduğu apaçıktı. İşte hayatım değişmeye başlayacaktı.

Sezdim ama anlayamadım. 
Hissettim ama kavrayamadım.



***

3. Kısım>>


Tesettür
Merhaba sevgili dostlar,
Uzun zamandır buralarda yoktum.
Son yazımda radikal kararlar almak üzereyim, aman dualarınızı eksik etmeyin demiştim(yazım için)
Etmemişsiniz...
Nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Sonunda yapmak istediğim şeyi gerçekleştirdim.
Başlıktan anlayacağınız gibi bu konuda kararlar ve adımlar atma sürecindeydim.
Çok şükür ki Rabbim nasip etti. Bu süre zarfında tesettür hikayeleri aradım ama tam anlamıyla bu konuya derinlemesine giren bir kaç kişi haricinde kimseye rastlamadım. Genelde kızlarımız “Benim küçük yaşlardan beri hep aklımda vardı zaten.” demişler. Böyle denilmesi benim -o zamanlar- hevesimi kırıyordu. Çünkü bu düşünce “Benim aklımda gayette yoktu.”
Tesettüre girme kararım ve sürecim hiç kolay olmadı. Çünkü tesettürün sadece başını örtmekten ibaret olmadığını biliyordum. Aklımdaki soru işaretlerine nasıl cevap bulduğumu, bu süreçte neler yaptığımı, nasıl bu fikrin aklıma girdiğini sizlere tüm samimiyetimle anlatacağımdan emin olabilirsiniz.
Bu yazı dizisinin kaç yayından oluşacağını kestiremesem de minimum 5 yazı yazmayı düşünüyorum. Tabii sizlerinde merak ettiği sorular olacaktır.  
"Yazında şu noktaya da değinir misin?" diyecek olursanız; bu yazıma yorum atabilir veya kalemkuklasi@gmail.com mail adresime düşüncelerinizi iletebilirsiniz.
Bu yazımdan sonraki ilk yazımda, kendimden ve geçmiş yaşantımdan bahsederek yola koyulmak istiyorum.
Yorumlarınızı ve maillerinizi bekliyor olacağım.


Sevgilerimle.





PADIŞAHIN KIZI İLE EVLENMEK İSTEYEN ÇOBANIN HİKAYESİ


Aşık bir çobandı o. Sevgilisinin isminden başka bir şey bilmediğinden mi, konuşmaya mecali olmadığından mı bilinmez, arkadaşı anlatıyordu onun halini yaşlı adama:

“Gözleri günlerdir uyku görmedi efendim” diyordu, “yemiyor, içmiyor, işi gücü, gecesi gündüzü havası suyu o kız oldu sanki. Ne desem kar etmiyor, son bir çare diye geldik size. Halbuki sen bir garip çobansın, o padişahın kızı, davul bile dengi dengine dedim ya, dinlemiyor efendim, ama herhalde aşkın gözü kördür diye de buna diyorlar, değil mi efendim…”

İhtiyar adam bu esnada gözlerini dikmiş, iskeletinin üstüne deriden bir zırh giydirilmişcesine zayıf, çelimsiz, saçı sakalına karışmış, uzaklara dalıp dalıp giden, gözlerinde aşktan gayrısı kalmayan diğer çobanı süzüyordu. Sonra bir ah çekti, yüzünü nefes almadan konuşmasını sürdüren delikanlı ya çevirip tebessüm etti.



Tevafuklar Silsilesi


Aslında kendinde var olan değişiklikleri genelde fark edemeyen bir insanım. Ancak biriyle konuşurken anlıyorum düşünsel açıdan değiştiğimi. Tabii bu durumda karşımdaki insan; "Derya sen böyle değildin" diyor. Bende devamında "Evet ben böyle değildim, ne olmuş ki bana" diye bir tepki veriyorum.
Bazen kendimi tanımayan, nerede ne tepki vereceğimi kestiremeyen bir insana dönüşüyorum. Bu cümlemden anlaşılmasın ki sağı solu belli olmayan bir insanım.
Sadece bazen kendime itiraf edemediğim düşünceleri aylar boyunca yanımda gezdirdiğim oluyormuş. 
Sonra bir anda çok istediğim bir şey tam olacakken "İnşallah olmaz" diye dua ederken buluyorum kendimi. 
Tabii ben şok, ben iptal...
Nasıl yani diyorum? 
Sonra anlıyorum ki bir şeyi yapmak istiyormuşum ben hayatımda ama yapamam diye kendime dahi itiraf etmiyormuşum yapmak istediklerimi. Bunlar olurken  istediklerimi içten içe düşünüyor ve hayata geçirmek için kolay yollar arıyormuşum. 
Şaşkınlıkla beraber gülümsüyorum. Gerçekten kendimden dahi sakladığım şeyler var. Bir insan kendi arkasından iş çevirir mi arkadaşlar? :)
Tabii bunlar olurken Rabbim yardımcım. Gerçekten beyin, akıl almaz bir organ. Tüm tevafukları dizmişte önüme, bana tüm kolaylıkları göstermeye uğraşıyor.
Dualarına talibim sevgili dost.
Zira radikal kararlar almaya hazırlanıyor gibiyim.
Hayatınızdaki her şey güzel olur İnşallah :)
Sevgilerimle...



Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

HAKKIMDA

Mühendis. Şu günlerde İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünü okuyor. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi seviyor. Küçük bir "merhaba" demekten çekinmeyin!

ABONE & TAKİP

İzleyiciler

POPÜLER YAYINLAR

  • Arap Cami ve Yeraltı Cami'yi Ziyaret
  • Kore Yemeği Yedik! : Sopung Kore Pasta ve Yemekleri - Fatih/İstanbul
  • Ölmek İstemek Caiz Midir?
  • 2023 yılında Okuduğum Kitaplar
  • A Silent Voice - Koe no Katachi Anime & Manga Yorumu ve İncelemesi
  • Acımak - Reşat Nuri Güntekin | Kitap Yorumu
  • Tesettüre Girmeden Önce Okunacak 7 Kitap
  • Yusuf ile Züleyha - Nazan Bekiroğlu | Kitap Yorumu
  • Dualarınıza Talip Bir Kalem Kuklası
  • Korkunç Bir Çocukluğun Şaşırtıcı Avantajı : “Acılar Kahramanlar Çıkarır”

KATEGORİLER

  • Derin Mevzular 27
  • Kalemimden 28
  • Kediler 2
  • Kitap 57
  • Kore Dizi 25
  • anime&manga 16

Blog Arşivi

  • 2024 6
    • Ağustos 5
      • Tiyatro: Rüstemoğlu Cemal' in Tuhaf Hikayesi
      • Herkes Okumalı: SINIRLAR - Henry Cloud & John Town...
      • A Silent Voice - Koe no Katachi Anime & Manga Yoru...
      • 2023 yılında Okuduğum Kitaplar
      • Korkunç Bir Çocukluğun Şaşırtıcı Avantajı : “Acıla...
    • Temmuz 1
  • 2023 4
    • Eylül 1
    • Şubat 3
  • 2022 15
    • Kasım 3
    • Ekim 2
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Haziran 4
    • Mayıs 3
    • Ocak 1
  • 2021 20
    • Aralık 2
    • Kasım 2
    • Ekim 1
    • Haziran 2
    • Mayıs 3
    • Nisan 4
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2020 10
    • Ekim 5
    • Eylül 2
    • Ağustos 1
    • Nisan 1
    • Mart 1
  • 2019 8
    • Ağustos 1
    • Temmuz 1
    • Haziran 1
    • Nisan 1
    • Şubat 2
    • Ocak 2
  • 2018 21
    • Aralık 3
    • Kasım 1
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Temmuz 3
    • Haziran 1
    • Mayıs 2
    • Nisan 2
    • Mart 1
    • Şubat 4
    • Ocak 1
  • 2017 30
    • Aralık 9
    • Kasım 6
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 2
    • Temmuz 2
    • Haziran 2
    • Mayıs 1
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2016 54
    • Aralık 2
    • Kasım 4
    • Ekim 3
    • Eylül 3
    • Ağustos 9
    • Temmuz 7
    • Haziran 5
    • Mayıs 4
    • Nisan 3
    • Mart 2
    • Şubat 2
    • Ocak 10
  • 2015 17
    • Aralık 7
    • Kasım 6
    • Ekim 3
    • Ağustos 1
Blogger tarafından desteklenmektedir

Blog Hakkında



Okur & Yazar. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi sever. Küçük bir "merhaba" demek için gelmekten çekinmeyin.

POPÜLER YAYIN

  • Herkes Okumalı: SINIRLAR - Henry Cloud & John Townsend
  • 22 Blogger 1 Hikaye / Bölüm 3: Kardeşim
  • Signal Kore Drama Yorumu ve Tanıtımı / 2016
Bumerang - Yazarkafe

Copyright © KALEM KUKLASI. Designed by KALEM KUKLASI