Derya Akarslan

… Kalem Kuklası’da derler.

  • ANASAYFA
  • KİTAP
  • PSİKOLOJİ
  • GEZİ
  • İZLEDİKLERİM
    • KORE DİZİ
    • ANİME&MANGA
    • TİYATRO
  • DERİN KONULAR
    • Tesettür
    • İman
    • Varoluş Sancıları
  • ANILAR
  • İLETİŞİM

 


    Altan Erkekli ve Veysel Diker'in Şifa Niyetine oyununu Eyüpsultan Kültür ve Sanat Merkezinde izledim. Gösteri iki perdeden oluşuyor. Altan Erkekli'nin kendi hayat hikayesini anlattığı, Veysel Diker'in hocasına türkülerle eşlik ettiği bir tiyatro gösterisi. Aynı zamanda Altan Erkekli; eski Türkiye'yi İstanbul'u, Ankara'yı, Diyarbakır'ı anlatıyor. Anlattıkları ise çok değerli. Eski Türkiye'de; toplum yapısı, ekonomi, sanat, eğitim sistemi gibi bir çok konuyu bilen ve şahit olan birinden dinleme fırsatına sahip oluyorsunuz.

Çok değerli bir oyundu. Hiç otobiyografik bir tiyatroya denk gelmemiştim. Aynı zamanda Altan Erkekli'nin performansı muazzamdı. Veysel Diker ise konuya uygun türküler seslendirerek duygunun seyirciye geçmesini sağlıyor. Bu büyük ikiliye bir orkestra eşlik ediyor ama ne orkestra... Tek kelimeyle muazzamdı.


Hem bana anı, hem size tavsiye olarak kalsın istedim.


Sevgilerimle.





1. Osmanlı İmparatorluğu - Halil İnalcık (Kronik Kitap) 2. Batı-Doğu Divanı - Goethe (Hece Yayınları) 3. Hafız Divanı - Hafız-ı Şirazi (İş Bankası Kültür Yayınları) 4. İnce Memed I-IV - Yaşar Kemal (YKY) 5. Fuzuli Divanı (Ayrıntı Yayınları) 6. Timurlenk - Beatrice Forbes Manz (Kronik Kitap) 7. İslam Uygarlıkları Tarihi - Corci Zeydan (İletişim Yayınları) 8. Bir Orta Doğu Tarihçisinin Notları - Bernard Lewis (Arkadaş Yayınları) 9. Savaş ve Barış - Lev Nikolayeviç Tolstoy (İletişim Yayınları) 10. Kral Lear - William Shakespeare (Remzi Kitap) 11. Yüzbaşının Kızı - Aleksandr Sergeyeviç Puşkin (YKY) 12. Savaş Günlükleri 1939-1943 - Kont Galeazzo Ciano (Kronik Kitap) 13. Vanya Dayı - Anton Çehov (İmge Kitabevi) 14. Gustave Flaubert – Madan Bovary (Can Yayınları) 15. Amin Maalouf – Semerkant (YKY) 16. Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar (İletişim Yayınları) 17. Milli Mücadele Başlarken - M. Tayyib Gökbilgin (Kronik Kitap) 18. Suyu Arayan Adam - Şevket Süreyya Aydemir (Remzi Kitap) 19. Yeniçeriler - Reşat Ekrem Koçu (Doğan Kitap) 20. Yavuz Sultan Selim - Feridum M. Emecan (Kapı Yayınları) 21. Devlet-i Aliyye I-IV - Halil İnalcık (İş Bankası Kültür Yayınları) 22. Sultan Alp Arslan - Cihan Piyadeoğlu (Kronik Kitap) 23. Büstan - Sadi-i Şirazi (Ayrıntı Yayınları) 24. Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (İletişim Yayınları) 25.Kanbur - Şule Gürbüz (İletişim Yayınları)


Sevgilerimle,

Kuklanız!

 



1- Arkeoloji Müzesi (Kahire)

2- Arkeoloji Müzesi / Muze-ye Iran Bastan (Tahran)

3- İsrail Müzesi (Kudüs)

4- British Museum (Londra)

5- Tate Gallery (Londra)

6- Victoria & Albert Museum (Londra)

7- Louvre Müzesi (Paris)

8- Tüm bina ve sergiler (Floransa)

9- Arkeoloji Müzesi (Napoli)

10- Ulusal Sanat Galerisi (Washington DC)

11- Arkeoloji Müzesi (Madrid)

12- Hermitage Müzesi (St. Petersburg)

13- Kremlin Sarayı (Moskova)

14- Kunsthistorisches/Sanat Tarihi Müzesi (Viyana)

15- Ephesus Müzesi (Viyana)

16- Belvedere Müzesi (Viyana)

17- Pergamonmuseum /Bergama Müzesi (Berlin)

18- Pinakothek (Münih)

19- Musee D'Orsay (Paris)

20- Prado Müzesi (Madrid)

21- Puşkin Müzesi (Moskova)

22- Tretyakov Devlet Galerisi (Moskova)

23- Rus Müzesi (St. Petersburg)

24- Capitol Müzesi (Roma)

25- Vatikan Müzesi

 


Diriliş Neslinin Amentüsü; Sezai Karakoç okumaya yeni başlayacaklar için iyi bir öneri olabilecek bir kitaptır. "Kendimin bir diriliş eri olduğuma inanıyorum" diyerek başlar yazar. Diriliş nedir? Diriliş eri nedir? Amentü nedir? ve Diriliş Neslinin Amentüsü ne demektir? sorularını cevaplar. 

Kitap 68 sayfadan oluşuyor. Dirilişin, diriliş neslinin yol haritasını çiziyor. Kitabı okurken; Sezai Karakoç'un gerçekten bir davası olduğunu ve bunun için büyük bir çaba sarf ettiğini anlıyorsunuz.

Beni etkileyen birkaç satır üzerine yazmak istiyorum:

Evet, inancıma göre, müslüman, inanmış kişi daima çağdaş olmalı. Ama neyle çağdaş olmalı? Başkalarıyla çağdaş olmak değil, burada kastettiğimiz çağdaşlık, kendi kendisiyle çağdaş olmalı. İdeal islamla çağdaş olmaya çalışmalı sürekli olarak.

Hakikat müminin kaybolmuş malıdır, nerede bulursa alır. 

Manevi yapıyı inkar edenler veya gereğinden fazla darlaştıranlar bir gün materyalizme saplanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklardır.

Çağımızda cihadın sadece cephede savaşmak olmadığını bilecektir diriliş eri. Ekonomi ve kültür savaşları da cihadın zaruri bölümleri ve kesimleridir. Peygamberlerin ve velilerin aynı zamanda çok defa meslek pirleri olduğunu bilen ve bu geleneğin özüne inen diriliş erleri, erenleri ve pirlerinin de islamın yeniden diriliş toplumunu kurarken ekonomi ve kültüre hayatlarını adayan kahramanlar olacağı açık bir gerçektir.

Her müslüman önce kendi iç dünyasında müslüman olmalı fakat ondan ayrılmaz bir şekilde toplum içinde ve toplum halinde de müslüman olmayı şart olarak idrak etmeli. Ve nihayet bu psikolojik ve toplumsal muhtevaya mutlak tarih şuurunu da eklemeli. Ancak bu şartla müslümanlığı temel anlamda eksiksiz bir bütünlüğe kavuşmuş olur. 



Sevgilerimle,

Kuklanız! 






Yalova, kardeşim bu bölgeye atandığından beri zaman zaman geldiğim bir şehir oldu. Yine de çok sık ziyaret etmiyorum. Çünkü bana biraz sönük geliyordu bu zamana kadar. Tam olarak "haydi kafa dinleyelim" şehri olduğu için bu sene büyük bir istekle gitmeye karar verdim. 

Bizde yeşil zeytinlerimizi topladık ve
kırma zeytin yaptık


Kardeşim Armutlu'da  köyde yaşıyor. O yüzden geldiğimizde yerli halkla daha çok iletişimde oluyoruz. Bu durum beni memnun ediyor. Kendini hiç yalnız hissetmiyorsun. Anadolu insanı her zaman sana yardım etme gayretinde oluyor ve hiç boş zamanları olmuyor. Ya salça yapıyorlar ya zeytin topluyorlar. Köy hayatı onlara sıkıcı değil ama bize çok sıkıcı geliyor. Armutlu merkezde her cumartesi, pazar kuruluyor. Armutlu Kaymakamlığının hemen yanında Armutlu Pazar Yeri var. Taze ürünler buluyorsunuz. Yazlıkçı mekanı olduğu için tabak çanakta satılıyor.




Köy hayatımızdan bir görüntü

Armutlu'nun en hareketli yeri İhlas Armutlu Tatil Köyü ve Armutlu İskele. Armutlu İskele de sahil boyunca uzanan birkaç çay kahve mekanı var. Bu kafeler de oturup denizi seyre dalmak beni çok memnun ve mutlu ediyor. İhlas ise bölgenin şifalı suyundan faydalanmak için gelenlerin uğrak mekanı. Tatil köyünün içinde yok yok. Küçük bir avm bile yapmışlar. Tatil köyünün iskelesine BUDO ve İDO uğradığı için ulaşımda çok kolay oluyor.



Armutlu ilçesinin artı yönleriyse; Armutlu'nun İstanbul'a yakın olması, az insan yaşaması, araba trafiği olmaması ve sakin olması.

Armutlu ilçesinin eksi yönleriyse; İlçenin az gelişmiş olması. Kültür sanat faaliyetleri yok denilebilir. Bölgeyi yalnızca İhlas Armutlu Tatil Köyü hareketlendiriyor. Bu yönüyle büyük şehirde yaşamış insanları biraz sıkabilir.


Bu sene İstanbul'da gerçekten çok sıkıldım. Kafayı yemek üzereydim diyebilirim. Bu yüzden Yalova'ya gitmek beni çok huzurlu hissettirdi. İstanbul'a geldiğimde artık gençleşmiş hissediyordum. Bu kadar mı fark eder :)

Son olarak Armutlu'da çektiğim fotoğrafları sizinle paylaşarak yazımı sonlandırıyorum.






Sevgilerimle,




 

Geçen eşimin arkadaşlarından birini ziyarete gittik. Eşim, arkadaşının hanımıyla tanışmamı çok istiyordu. Ziyarete 3 aile olarak gittik ve hanımlar olarak hiçbirimiz birbirimizi tanımıyordu. Sadece eşlerimiz uzun süredir arkadaşlardı. Neyse ben bu tarz buluşmaları pek sevmem çünkü nedendir bilinmez insanlarla tanışmaktan pek hoşlanmıyorum. Ama tanışınca da çok güzel iletişim kuruyorum. Neden tanışmayı sevmediğim ise ayrı bir muammadır bende.

Neyse, ev sahibinin hanımıyla tanıştık, bana çok sıcak davrandı. Daha sonra teker teker diğer arkadaşların hanımları teşrif ettiler. Sonra hepimizde bir sessizlik oluştu. Birbirimiz hakkında ilk izlenimlerimizi topluyorduk. Gerçekten bir tık sıkıcı bir ortamdı. Çünkü paylaşım yapmayı pek sevmeyen bir arkadaş vardı ve ortamı biraz soğuttuğunu hissediyordum. Gerekli paylaşımları 2 saat boyunca yaptık ve birbirimizin numarasını alarak, tekrar görüşmek üzere diyerek ayrıldık. 

Bu tanışmadan bir hafta sonra ev sahibi arkadaş eşime; "Derya, eşimi sevmiş mi?" diye sormuş. eşimde tek tek izlenimlerimi anlatmış. "Senin eşin çok samimi gelmiş, diğer arkadaşı da sevmiş ancak biri ona çok soğuk gelmiş, elektrik alamamış" demiş. Bunun üzerine eşimin ev sahibi arkadaşı da eşinin izlenimlerini anlatmış. "Abi bana da eşim aynı şeyleri söyledi. Derya’yı sevmiş ama diğer abla ona pek samimi gelmemiş." demiş. 


Velhasıl kelam, bunu neden anlattım. Gerçekten ruh diye bir şey var mı? Gerçekten var. Aslında pek konuşmadık. Sonrasında insanlardan hoşlandık mı bunun kritiğini de yapmadık ama ikimizde aynı kişilere karşı aynı hisle hislenmişiz. Çünkü ruhlar birbirlerine tesir ediyor. Ruh, içerisinde derin manalar barındırıyor. Haletlerimiz insanlara sirayet ediyor.


Derinliklerimizi keşfetmek ümidiyle...

 


Tesettüre girmek isteyen yakın bir arkadaşım var. Uzun zaman önce tesettüre girmiş biri olarak onun bazı kaygılarını asla anlayamıyorum. Hatta o kadar ki gerçekten tesettüre girmemek için bazen kendini ikna etmeye çalıştığını düşünüyorum. Çok uzun zamandır bir ikilemin içerisinde. Aslında girmek istiyor ama çeşitli sebeplerden dolayı da asla cesaret edemeyecekmiş gibi. Şimdi derseniz "Tesettüre girmek zorunda değil." Tabii değil ama benimle sürekli bu konuyu konuştuğu ve fikir almak istediği için alemimde beni de iyi hissettirmeyen bir konu. Tesettüre ya girersin ya da girmezsin, sürekli bu durumu konu etmeye gerek yok bence. 

Peki tesettüre girmek isteyen bir insan neden tesettüre giremiyor?

  • İlk olarak toplum baskısı söz konusu. Birinci dereceden akrabaları başta olmak üzere arkadaşlarının, komşularının bu konuyu olumsuz değerlendireceğini düşünüyor. Bilinçaltında "Elalem ne der?" cümlesi yankılanıyor. Ama bu konu tamamen sizinle ilgili, ikinci bir şahsı alakadar etmiyor. Tabii ki annenin, babanın ve eşinin istememesi aşırı zor bir durum. Onun dışında kalan sebepler çok fazla düşünülmemeli. Örneğin; bende birkaç aile efradının ve üniversite hocalarımın konuyla ilgili düşüncelerini merak etmiştim, fakat tesettüre girince çok abarttığımı fark etmem uzun sürmemişti.
  • İkinci olarak kişi evlenmediyse veya erkek arkadaşı yoksa tesettüre girerse evlenemeyeceğini düşünebiliyor. Aslında bu da tamamen şeytanın safsatası. Çünkü tesettüre girdiğin an belirli bir islami çizgide olan insanlar seninle evlenmek istiyor. Tesettüre girmediğinde ise insanlara kendi çizgini tamamen belli edemiyor oluyorsun. Bu nedenle dini hassasiyetleri olmayan insanlarda seninle birlikte olmak isteyebiliyorlar. Tesettürle bu durumun önüne geçiliyor. Çünkü tesettür vesilesiyle İslami bir kimliğe bürünmüş oluyoruz.
  • Üçüncüsü ahir zamanın dehşeti. Sokağa çıktığımızda herkesin çok açık ve çok güzel olduğunu görüyoruz. İnsan bu nedenle "Ne var bende açık olsam, zaten herkes açık..." diye düşünebiliyor. Unutulmamalı ki; herkes sana kabir kapısına kadar eşlik eder. Yaşlanınca kapanırım dersin ama yarına garantin yoktur. Bu konuyu bu şekilde değerlendirmek gerek. Herkes uçurumdan atlıyor diye bizde mi uçurumdan atlayalım?
  • Tesettüre girmek zorlu bir süreçtir. Çünkü nefis tesettüre girmek istemez. Bu yüzden nefsin dizginlerini elimize almamız gerekir. Bunun için en önemli yol, tabii ki namaz kılmaya başlamak ve sürekliliğini sağlamaktır. Namaz oturmaya başlayınca nefisi dizginlemek daha kolay olacaktır.
  • Birde tesettüre girmek isteyen insanları zorlamayalım. Günahkarsın, neden hala giremiyorsun diye... Hepimizin bir imtihanı var. Bazımıza namaz, bazımıza oruç, bazımıza tesettür zor gelir. Bu yüzden ayıplamamalıyız. Yalnızca fikir isterse müdahale etmeliyiz. Mesela ben artık arkadaşımla bu konuları konuşmuyorum. Kendisi yaşayarak tecrübe etmeli. Sonuçta doğruyu gösterecek olan Rabbim...
  • Son olarak bu kardeşlerimize dua edelim. Zaten tesettüre girmek isteyip de giremiyorlarsa vicdanen acı çekiyorlardır. Dua ederek gerekeni yapmalarına yardımcı olabiliriz diye düşünüyorum. 

Şimdilik yazacaklarım bu kadar,
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere,
Sevgilerimle...
Kuklanız!






 Schopenhauer'i ilk defa okuyorum. Beni bu kitabıyla gerçekten çok etkiledi. 

Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine kitabının ilk bölümü şu satırlarla başlıyor:

"İnsan mutluluğunun iki temel düşmanı: Istırap ve can sıkıntısı..."


Schopenhauer; insanın vaktinin kıymetli olduğunu ancak cahil insanların vakitlerini değerlendirmeyi bilmediğini ifade ediyor.  Değindiği en önemli noktalardan biri ise zamanı kullanmak ve zamanı harcamak arasındaki fark. Bir insanın zamanı değerliyse zamanını iyi bir şekilde kullanmak ister. Ancak zaman kavramı can sıkıntısı ve ıstırapla birleşirse zamanı harcamak yoluna gider. Schopenhauer, zamanı harcayan insanları cahil, sıradan ve budala olarak nitelendiriyor. Schopenhauer'in düşüncelerini destekleyici alıntılarla daha açık ifade etmek istiyorum:


...Fakat insanların çoğunun boş zamanı ne üretir? Can sıkıntısı ve budalalık. Cahil insanların boş saatleri ne kadar acınaklıdır! Sıradan insanlar sadece zamanlarını nasıl harcayacaklarını düşünürler; herhangi bir yeteneğe sahip insan zamanını nasıl kullanacağıyla meşgul olur.

Mutsuz hissiyata karşı koymak için insanlar, uğraştıkları kısa süre içerisinde haz veren lüzumsuz şeylerin peşinde koşup dururlar, böyle bir umutla iradeyi harekete geçirmek ve dolayısıyla zihni devirgen hale getirmek için çabalarlar.

 İnsanlar meşgul olacak düşünceleri olmadığı için kağıtlarla uğraşırlar ve birbirlerinin paralarını kazanmaya çalışırlar. Budalalar!

Her insanın serbest zamanı tam olarak onun kendisi kadar kıymetlidir. 


Ve insan nasıl mutlu olur? Mutlu olmak için birine, birilerine veya eşyaya ihtiyaç duyar mı? Aslolan sıradan olmamaktır. Bilge bir insan kendisiyle mutlu olabilendir diyor. Aslında günümüz kapitalist düzeninde hepimiz bir parça bir şeylere tamah ederek mutlu olmaya çalışan insanlarız. Bu durumda bizi sıradan insan haline getiriyor:


Sıradan insan; hayatının mutluluğunu kendi dışındaki şeylere, mala mülke, şana şöhrete, kadın ve çocuklara, dostlara, cemiyete ve benzerlerine bağlar, dolayısıyla bunları kaybettiği yahut hayal kırıklığına uğratıcı bulduğu zaman, mutluluğun temeli çöker.


Aşağıdaki satırlar bana Matrix filminde ki bir repliği hatırlattı. "Cahillik erdemdir." ve de Peygamber efendimizin bir sözünü "Benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız."

Bir ahmağın hayatı ölümden daha beterdir. Çok bilgelikte çok keder var ve bilgisini arttıran kederini arttırır.


Okumak ve Kitaplar Üzerine


Sadece "çok kitap okumak" için okuyan insanlara da bir taş atıyor yazar ki bence çok haklı. Bir kitabı bitirdikten sonra insan düşünceye de vakit ayırmalı ve bir kitabı kendi minvaline göre okuyarak değerlendirmeli. Yoksa yazarların düşüncelerine göre şekil alan bir akışkana dönüşür. Ayrıca okunan fikirler derin düşüncelere dönüşürse senin için bir değer atfeder:

Okurken, zihnimiz aslında başka birisinin düşüncelerinin oyun alanında başka bir şey değildir; ve sonunda onlar bizden ayrılır, geriye kalan nedir? ...Tıpkı at üstünden inmeyen bir adamın sonunda yürümeyi unutması gibi.

Her boş vakitte okumak ve sürekli olarak sadece okumak zihni mütemadiyen elle çalışmaktan daha fazla felç edici bir etkiye sahiptir. Bir kimse ne kadar fazla okursa, okuduklarından kalan izlerde kaçınılmaz olarak o kadar az olacaktır. Derin düşünmeye zaman yoktur.

... Aslında güçlü ve sağlam bir okumanın akışı sadece daha önce okunmuş şeylerin unutulma sürecinin hızlanmasına hizmet eder. Okunan şeyler ancak derin düşünmeyle hazmedilebilir.

ALINTILAR

Şunu hatırdan çıkarmayın, ahmaklar için yazanlar her zaman karşılarında geniş bir dinleyici kitleyici bulurlar. Hiçbir zaman kötü kitaplar çok az ya da iyi kitaplar çok fazla okunmaz; kötü kitaplar zihin için zehir mesabesindedir. Aklı harap eder.


İyi olanı okumak için kötü olanı hiçbir zaman okumamayı insan kendisine düstur edinmeli: Çünkü hayat kısa ve hem zaman hem dinçlik insan için sınırlı.

Eskileri, zamana meydan okuyarak çağları aşıp gelmiş olan eskileri okuyunbüyük bir dikkatle, yenilerin onlar hakkında söyledikleri pek bir anlam ifade etmiyor.

Önemli bir kitap hiç vakit kaybedilmeden bir kez daha okunmalıdır. Zira öncelikle kitabın muhtevası bütünü itibariyle ikinci kez okunduğunda kavranılır. Ve kitap ikinci kez okunurken kişinin içinde bulunduğu ruh hali ve zihin yapısı ilkinden farklıdır.


Gerçek bilgi, sahibini hiçbir zaman kibirlendirmez.


Yazarlık ve Üslup Üzerine Alıntılar


İki tür yazar vardır: Sırf ele aldığı konu için yazanlar ve sadece yazmak için yazanlar


Bir başka açıdan 3 tür yazardan bahsedilir:

1- Düşünmeksizin yazanlar

2- Yazarken düşünenler

3- Yazmadan düşünenler


Her zaman en doğrusu; daha sonra yazılmış olanın daha önce yazılmış olana göre her bakımından bir terakki olduğunu; ve her değişimin bir ilerleme ve gelişme anlamına geldiğini düşünmekten daha büyük bir yanlışlık tasavvur edilemez.

Eski ve kusursuz bir kitap çok kere yeni ve kötülerinin hatırına rafa kaldırılır.

Dolayısıyla bir kitap meşhur hale gelmişse, okur onun muhtevasından ötürü mü yoksa biçiminden ötürü mü meşhur olduğuna titiz bir şekilde dikkat etmeli ve ayrımı buna göre yapmaktır.

Yazmanın en kolayı kimsenin anlamayacağı şekilde yazmaktır; öte yandan derin meseleleri herkesin anlayacağı biçimde yazmanktan zor bir şey yoktur.

Düşünme kabiliyetine sahip bir insan her zaman kendisini açık, anlaşılabilir ve kapalılıktan uzak sözcüklerle ifade edebilir. Güç, karanlık, çetrefil ve ikircikli ifadelere başvuran yazarlar kesinlikle söylemek istedikleri şeyi tam olarak bilmiyordur. Onun hakkında belki de müphem bir bilince sahiptirler, ki hala kendisini yetiştirmeye çabalar.


Düşünmek Üzerine Alıntılar


Kendi kendisine düşünmesini öğrenmiş bir insan kendi kanaatlerini kendisi oluşturur, otoritelere ancak daha sonra başvurur, başvururken de amacı sadece kendi görüşlerini onlara teyit ettirmek ve böylelikle kendine olan inancını güçlendirmektir.



Çok değerli ve ufuk açıcı bir kitaptı. Alıntılardan zaten anlamışsınızdır.

Sevgilerimle...

Kuklanız! 

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

HAKKIMDA

Mühendis. Şu günlerde İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünü okuyor. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi seviyor. Küçük bir "merhaba" demekten çekinmeyin!

ABONE & TAKİP

İzleyiciler

POPÜLER YAYINLAR

  • 22 Blogger 1 Hikaye / Bölüm 3: Kardeşim
  • Allah Dualarımı Neden Kabul Etmiyor ?
  • Yeni Başlayanlar İçin 10 Kore Dizi Önerisi
  • Kill Me Heal Me - 2015 En İyi Kore Drama
  • Lunch Box Mini Kore Dizisi/2015
  • Signal Kore Drama Yorumu ve Tanıtımı / 2016
  • En İyi 10 Spor Animesi
  • Recaizade Mahmud Ekrem - Araba Sevdası
  • Tesettüre Girmek İstiyorum Ama Pişman Olmaktan Korkuyorum
  • Yabancı Kitap Yorumu - Albert Camus

KATEGORİLER

  • Derin Mevzular 27
  • Kalemimden 28
  • Kediler 2
  • Kitap 57
  • Kore Dizi 25
  • anime&manga 16

Blog Arşivi

  • 2024 5
    • Ağustos 4
      • Tiyatro: Rüstemoğlu Cemal' in Tuhaf Hikayesi
      • Herkes Okumalı: SINIRLAR - Henry Cloud & John Town...
      • A Silent Voice - Koe no Katachi Anime & Manga Yoru...
      • 2023 yılında Okuduğum Kitaplar
    • Temmuz 1
  • 2023 4
    • Eylül 1
    • Şubat 3
  • 2022 15
    • Kasım 3
    • Ekim 2
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Haziran 4
    • Mayıs 3
    • Ocak 1
  • 2021 20
    • Aralık 2
    • Kasım 2
    • Ekim 1
    • Haziran 2
    • Mayıs 3
    • Nisan 4
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2020 10
    • Ekim 5
    • Eylül 2
    • Ağustos 1
    • Nisan 1
    • Mart 1
  • 2019 8
    • Ağustos 1
    • Temmuz 1
    • Haziran 1
    • Nisan 1
    • Şubat 2
    • Ocak 2
  • 2018 21
    • Aralık 3
    • Kasım 1
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Temmuz 3
    • Haziran 1
    • Mayıs 2
    • Nisan 2
    • Mart 1
    • Şubat 4
    • Ocak 1
  • 2017 30
    • Aralık 9
    • Kasım 6
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 2
    • Temmuz 2
    • Haziran 2
    • Mayıs 1
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2016 54
    • Aralık 2
    • Kasım 4
    • Ekim 3
    • Eylül 3
    • Ağustos 9
    • Temmuz 7
    • Haziran 5
    • Mayıs 4
    • Nisan 3
    • Mart 2
    • Şubat 2
    • Ocak 10
  • 2015 17
    • Aralık 7
    • Kasım 6
    • Ekim 3
    • Ağustos 1
Blogger tarafından desteklenmektedir

Blog Hakkında



Okur & Yazar. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi sever. Küçük bir "merhaba" demek için gelmekten çekinmeyin.

POPÜLER YAYIN

  • 22 Blogger 1 Hikaye / Bölüm 3: Kardeşim
  • Kill Me Heal Me - 2015 En İyi Kore Drama
  • Signal Kore Drama Yorumu ve Tanıtımı / 2016
Bumerang - Yazarkafe

Copyright © KALEM KUKLASI. Designed by KALEM KUKLASI