Derya Akarslan

… Kalem Kuklası’da derler.

  • ANASAYFA
  • KİTAP
  • PSİKOLOJİ
  • GEZİ
  • İZLEDİKLERİM
    • KORE DİZİ
    • ANİME&MANGA
    • TİYATRO
  • DERİN KONULAR
    • Tesettür
    • İman
    • Varoluş Sancıları
  • ANILAR
  • İLETİŞİM


 Schopenhauer'i ilk defa okuyorum. Beni bu kitabıyla gerçekten çok etkiledi. 

Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine kitabının ilk bölümü şu satırlarla başlıyor:

"İnsan mutluluğunun iki temel düşmanı: Istırap ve can sıkıntısı..."


Schopenhauer; insanın vaktinin kıymetli olduğunu ancak cahil insanların vakitlerini değerlendirmeyi bilmediğini ifade ediyor.  Değindiği en önemli noktalardan biri ise zamanı kullanmak ve zamanı harcamak arasındaki fark. Bir insanın zamanı değerliyse zamanını iyi bir şekilde kullanmak ister. Ancak zaman kavramı can sıkıntısı ve ıstırapla birleşirse zamanı harcamak yoluna gider. Schopenhauer, zamanı harcayan insanları cahil, sıradan ve budala olarak nitelendiriyor. Schopenhauer'in düşüncelerini destekleyici alıntılarla daha açık ifade etmek istiyorum:


...Fakat insanların çoğunun boş zamanı ne üretir? Can sıkıntısı ve budalalık. Cahil insanların boş saatleri ne kadar acınaklıdır! Sıradan insanlar sadece zamanlarını nasıl harcayacaklarını düşünürler; herhangi bir yeteneğe sahip insan zamanını nasıl kullanacağıyla meşgul olur.

Mutsuz hissiyata karşı koymak için insanlar, uğraştıkları kısa süre içerisinde haz veren lüzumsuz şeylerin peşinde koşup dururlar, böyle bir umutla iradeyi harekete geçirmek ve dolayısıyla zihni devirgen hale getirmek için çabalarlar.

 İnsanlar meşgul olacak düşünceleri olmadığı için kağıtlarla uğraşırlar ve birbirlerinin paralarını kazanmaya çalışırlar. Budalalar!

Her insanın serbest zamanı tam olarak onun kendisi kadar kıymetlidir. 


Ve insan nasıl mutlu olur? Mutlu olmak için birine, birilerine veya eşyaya ihtiyaç duyar mı? Aslolan sıradan olmamaktır. Bilge bir insan kendisiyle mutlu olabilendir diyor. Aslında günümüz kapitalist düzeninde hepimiz bir parça bir şeylere tamah ederek mutlu olmaya çalışan insanlarız. Bu durumda bizi sıradan insan haline getiriyor:


Sıradan insan; hayatının mutluluğunu kendi dışındaki şeylere, mala mülke, şana şöhrete, kadın ve çocuklara, dostlara, cemiyete ve benzerlerine bağlar, dolayısıyla bunları kaybettiği yahut hayal kırıklığına uğratıcı bulduğu zaman, mutluluğun temeli çöker.


Aşağıdaki satırlar bana Matrix filminde ki bir repliği hatırlattı. "Cahillik erdemdir." ve de Peygamber efendimizin bir sözünü "Benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız."

Bir ahmağın hayatı ölümden daha beterdir. Çok bilgelikte çok keder var ve bilgisini arttıran kederini arttırır.


Okumak ve Kitaplar Üzerine


Sadece "çok kitap okumak" için okuyan insanlara da bir taş atıyor yazar ki bence çok haklı. Bir kitabı bitirdikten sonra insan düşünceye de vakit ayırmalı ve bir kitabı kendi minvaline göre okuyarak değerlendirmeli. Yoksa yazarların düşüncelerine göre şekil alan bir akışkana dönüşür. Ayrıca okunan fikirler derin düşüncelere dönüşürse senin için bir değer atfeder:

Okurken, zihnimiz aslında başka birisinin düşüncelerinin oyun alanında başka bir şey değildir; ve sonunda onlar bizden ayrılır, geriye kalan nedir? ...Tıpkı at üstünden inmeyen bir adamın sonunda yürümeyi unutması gibi.

Her boş vakitte okumak ve sürekli olarak sadece okumak zihni mütemadiyen elle çalışmaktan daha fazla felç edici bir etkiye sahiptir. Bir kimse ne kadar fazla okursa, okuduklarından kalan izlerde kaçınılmaz olarak o kadar az olacaktır. Derin düşünmeye zaman yoktur.

... Aslında güçlü ve sağlam bir okumanın akışı sadece daha önce okunmuş şeylerin unutulma sürecinin hızlanmasına hizmet eder. Okunan şeyler ancak derin düşünmeyle hazmedilebilir.

ALINTILAR

Şunu hatırdan çıkarmayın, ahmaklar için yazanlar her zaman karşılarında geniş bir dinleyici kitleyici bulurlar. Hiçbir zaman kötü kitaplar çok az ya da iyi kitaplar çok fazla okunmaz; kötü kitaplar zihin için zehir mesabesindedir. Aklı harap eder.


İyi olanı okumak için kötü olanı hiçbir zaman okumamayı insan kendisine düstur edinmeli: Çünkü hayat kısa ve hem zaman hem dinçlik insan için sınırlı.

Eskileri, zamana meydan okuyarak çağları aşıp gelmiş olan eskileri okuyunbüyük bir dikkatle, yenilerin onlar hakkında söyledikleri pek bir anlam ifade etmiyor.

Önemli bir kitap hiç vakit kaybedilmeden bir kez daha okunmalıdır. Zira öncelikle kitabın muhtevası bütünü itibariyle ikinci kez okunduğunda kavranılır. Ve kitap ikinci kez okunurken kişinin içinde bulunduğu ruh hali ve zihin yapısı ilkinden farklıdır.


Gerçek bilgi, sahibini hiçbir zaman kibirlendirmez.


Yazarlık ve Üslup Üzerine Alıntılar


İki tür yazar vardır: Sırf ele aldığı konu için yazanlar ve sadece yazmak için yazanlar


Bir başka açıdan 3 tür yazardan bahsedilir:

1- Düşünmeksizin yazanlar

2- Yazarken düşünenler

3- Yazmadan düşünenler


Her zaman en doğrusu; daha sonra yazılmış olanın daha önce yazılmış olana göre her bakımından bir terakki olduğunu; ve her değişimin bir ilerleme ve gelişme anlamına geldiğini düşünmekten daha büyük bir yanlışlık tasavvur edilemez.

Eski ve kusursuz bir kitap çok kere yeni ve kötülerinin hatırına rafa kaldırılır.

Dolayısıyla bir kitap meşhur hale gelmişse, okur onun muhtevasından ötürü mü yoksa biçiminden ötürü mü meşhur olduğuna titiz bir şekilde dikkat etmeli ve ayrımı buna göre yapmaktır.

Yazmanın en kolayı kimsenin anlamayacağı şekilde yazmaktır; öte yandan derin meseleleri herkesin anlayacağı biçimde yazmanktan zor bir şey yoktur.

Düşünme kabiliyetine sahip bir insan her zaman kendisini açık, anlaşılabilir ve kapalılıktan uzak sözcüklerle ifade edebilir. Güç, karanlık, çetrefil ve ikircikli ifadelere başvuran yazarlar kesinlikle söylemek istedikleri şeyi tam olarak bilmiyordur. Onun hakkında belki de müphem bir bilince sahiptirler, ki hala kendisini yetiştirmeye çabalar.


Düşünmek Üzerine Alıntılar


Kendi kendisine düşünmesini öğrenmiş bir insan kendi kanaatlerini kendisi oluşturur, otoritelere ancak daha sonra başvurur, başvururken de amacı sadece kendi görüşlerini onlara teyit ettirmek ve böylelikle kendine olan inancını güçlendirmektir.



Çok değerli ve ufuk açıcı bir kitaptı. Alıntılardan zaten anlamışsınızdır.

Sevgilerimle...

Kuklanız! 




Sizlere ilk yarıda okuduğum kitaplardan bahsedeceğim. Bu sene 35 kitap okuma hedefi koymuştum ama ilk yarıda çok kitap okuyamadığımı görebiliriz. İnşallah biraz daha hız kazanacağımı ve nitelikli kitaplar okuyacağımı umuyorum.


Ocak Ayı 
  • Sikke-i Tasdik-i Gaybi - Bediüzzaman Said Nursi
  • Ortadoğu'ya Dair Yirmi Tez - Taha Kılınç
  • Eşimi Anlamak İstiyorum - Saliha Erdim
  • Gerçek Tıp - Aidin Salih (devam ediyor)
  • Dijital Minimalizm - Cal Newport
  • Emirdağ Lahikası  - Bediüzzaman Said Nursi(devam ediyor)

Şubat Ayı
  • Emirdağ Lahikası - Bediüzzaman Said Nursi
  • Gerçek Tıp - Aidin Salih (devam ediyor)
  • Amak-ı Hayal - Filibeli Ahmet Hilmi
  • Muhakemat - Bediüzzaman Said Nursi
  • Kadın Psikolojisi - Nevzat Tarhan (devam ediyor)
  • Tarihçe-i Hayat - Bediüzzaman Said Nursi (devam ediyor)

Mart Ayı
  • Tarihçe-i Hayat - Bediüzzaman Said Nursi (devam ediyor)
  • Kadın Psikolojisi - Nevzat Tarhan
  • Ölüm ve Ölüm Ötesi Hayat - İmam-ı Gazali (devam ediyor)
  • Gerçek Tıp

Nisan Ayı(Ramazan)
  • Ölüm ve Ölüm Ötesi Hayat - İmam-ı Gazali
  • Tarihçe-i Hayat - Bediüzzaman Said Nursi 
  • Sahabe İklimi - Muhammed Emin Yıldırım (devam ediyor)

Mayıs Ayı
  • Okumak Yazmak ve Yaşamak Üzerine - Schopenhauer
  • Sahabe İklimi - Muhammed Emin Yıldırım (devam ediyor)
  • Pürdikkat - Cal Newport (devam ediyor)
  • Yol Ayrımı - Kemal Tahir (devam ediyor)

Haziran Ayı
  • Pürdikkat - Cal Newport
  • Yol Ayrımı - Kemal Tahir
  • Sahabe İklimi - Muhammed Emin Yıldırım
  • Tatar Çölü - Dino Buzzati (başlanacak)
  • İrade Terbiyesi - Abdülaziz Kıranşal (başlanacak)


Sizde durumlar nasıl? Ben 15 kitap okumuşum. Eğer odağımı dağıtmazsam Haziran ayının içine 2 kitap daha eklemek istiyorum. Kalmış 20 kitap, İnşallah hedefimi gerçekleştirebilirim.

Sevgilerimle...
Kuklanız!




Daha önceki yazımı "...üniversiteyi kazandım ve yaralarıma da sünger çekerek bu bahsi kapatmaya karar verdim." diyerek bitirmişim. O zaman kaldığımız yerden devam edelim.

Önceki yazılarıma ulaşmak için aşağıdaki satırlara tıklayabilirsiniz:

  <<< Hakikat Arayışım-2

    << Hakikat Arayışım-1

      < Hakikat Arayışım

Üniversiteyi kazandıktan sonra varoluş sancılarımı rafa kaldırdım. Eğlenmeye ve arkadaşlarıma vakit ayırmaya karar verdim. Gerçekten çok eğleniyordum. Dersten sonra arkadaşlarla cafelere gidiyor ve sohbet ediyorduk. Okul kulüplerine katılıyordum. Arkadaş çevremi hayli genişletiyordum. Galiba Allah'ın varlığını hatıra getirmediğim bir dönem hiç olmamıştı. Ta ki üniversitenin ilk iki yılına kadar... Hayatı anlamdırmaya çalışıyor ancak başarılı olamıyordum bu nedenle de beynim "sorgulama, hayatını yaşa!" diyordu. Bu şekilde belirli bir süre devam ettim. Sonra bir gün vicdanım: "Hayatının amacı bu mu gerçekten?" diye sordu. Cevap veremedim. Ama bu soruyu göz ardı da edemedim. Resmen hatırlamak istemediğim şey karşıma dikilivermiş ve hesap soruyordu. Bundan sonra yavaş yavaş düşünmeye ve sorgulamaya başladım acaba ben ne yapıyorum diye... Üniversite 3 te değişmeye başlamıştım. Hatta ilk defa blogumu o zamanlar açtım ve yalnızlığa gömülmeye karar verdim. Hayatımda radikal kararlar vererek bitirmem gereken arkadaşlık ilişkilerini sonlandırdım. Çünkü artık hiçbir amaca hizmet etmediğini biliyordum. İlk önce hayatıma çeki düzen verdim. Derslerime odaklandım ve çift anadal yapmaya karar vererek bu kararımı gerçekleştirdim. Bu şekilde kendimi daha huzurlu hissettim.


Üniversite dördüncü sınıfa geldiğimde bir olay beni derinden etkiledi. Dersime 3 saat önce giren bir hocam kalp krizi geçirerek vefat etti. Halbuki 3 saat önce bize ders anlatıyordu. Bu olayla sarsıldım. Hayatı daha çok sorgulamaya başladım ve namaz kılmam gerektiğini hissettim. Yalnızca gerektiğini hissettim ama bir faaliyete geçemedim. Çünkü namaz kılmak o kadar kolay değildi.  Ben bu hislerle baş etmeye çalışırken zamanında çok yakın olduğum arkadaşlarımdan da darbe üstüne darbe geldi ve yalnızlığa gömüldüm. Artık tüm vaktimi kütüphane de yazarak geçiriyordum. Kendimle mutlu olmaya çalışıyordum ve sorgulama sürecim devam ediyordu.


Derken Allah beni terk edenlere mukabil çok güzel insanlarla denk getirdi ve çok güzel bir ortama giriverdim. Sorgulama sürecim beni hakikat arayışına iterek farklı kararlar almaya itti. Bundan sonrasına tesettür yazılarımda bahsettiğim için burada sizi yormak istemediğimden aşağıdaki linkleri bırakıyorum:

> Tesettür #3: İç Huzurum Nerede?

>> Tesettür #4 :Yüreği Gözlerinden Okunur mu İnsanın? 

>>>Tesettür #5: Bu Yazıma Fazlasıyla His Karışmıştır  

>>>>Tesettür #6: Nihayet Tesettür



Karanlığa bir mum yakmak vesilesiyle yazmış olduğum bu seriyi burada sonlandırıyorum.


Bana mail adresimden ulaşabilirsiniz.

Sevgilerimle

Kuklanız!


Sinop Gerze Otel

    Sinop'ta kendimi huzurlu hissediyorum. Sakin bir sahil kasabası, sanki yurt dışında bir yerdeymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Sinop Gezisiyle alakalı ilk yazıma, Sinop'un en güzel sahil kasabası olan Gerze ilçesiyle başlamak istedim. Gerze'nin benim için önemi büyüktür. Çünkü benim çok sevdiğim canım memleketimdir. Ayrı bir bağ kurmam bundandır diye düşünüyorum. Gerze'de tarihi yangın evleri bulunuyor. Sinop için önem arz eden eden bu yapılar, yavaş yavaş yıkılarak tarihi dokuya zarar verildi ve yerine çok katlı bina yığınları yapılmaya başlandı.  Kimse de bir dur demiyor maalesef. Bu durum beni çok rahatsız ediyor çünkü bir tarih gözümüzün önünde yerle bir ediliyor. Bu hüznümü de bu yazıma iliştirmeden geçemedim.

Sinop Gerze, Yangın Evlerinden bir görüntü
Sinop Gerze, Yangın Evlerinden bir görüntü


Gerze' de evimiz olmasına rağmen bu sene kalamadık. Gerze'ye geldiğimizde şöyle bir evimizi kolaçan ettikten sonra Gerze'de nerede kalsak diye düşündük ve iskelenin dibinde bulunan her zaman önünden geçtiğim Gerze Otel'de kaldık. 

Bu otelin önünden defalarca gelip geçmiş ve içerisini merak etmişimdir. Kalmak nasip olunca resepsiyonist bize en güzel odayı verdi, çünkü hemşeri çıktık(hemşericilik kazanmamalı). Bu arada bizim gittiğimiz 2021 Eylül'de Gerze Otel'in işletmesi değişmişti. Otelin eksikleri tespit ediliyor ve iyileştirme süreci için adımlar atılıyordu. Otel eski  ve eksikleri fazla olan bir otel ancak samimiyeti en yüksek oteldi.  Eski olmasına rağmen temiz olması beni memnun  etti. 

Bu arada Gerze'nin en güzel oteli North Star Otel'dir. Ancak biraz pahalıydı. Benim için konfor önemli derseniz burada kalmak sizi memnun edecektir. Eğer daha az maliyetli olsun derseniz de Gerze Otel iş görecektir.

2021 Eylül'de gittiğimde Gerze'de parklar yenilenmişti. Belediyenin çalıştığını görmek beni memnun etti. Sanki Avrupa'da gibi hissettim kendimi. Böyle bir güzellik olamaz. Güzel fotoğraflar çekemedim ama çektiğim iki fotoğrafı iliştireyim de anısı kalsın.

Gerze'de pek gezilecek yer yoktur ama kafa dinlemek için buradan iyisini bulamazsınız. Gerze'nin kalbi de İskele de atar. Gerze yaşlı nüfus yoğunluğu olan bir ilçe olsa da yazın çok renkli ve cıvıl cıvıldır. Birçok insan İskele'ye akşama doğru akın eder ve eğlence başlar. Hatta burada hayat akşam 8 de başlar diyebilirim.

Gerze Otel'den İskele ve Cami manzarası

Gerze'de yaşayan insanlar rahat ve mutlu insanlardır. Karadeniz bölgesinde geziniyor gibi değil de sanki Antalya'dasınız veya farklı bir Avrupa ülkesindesiniz izlenimi verir. Bu yönünü seviyorum. Ama halkı kendi halinedir, küçük bir ilçe olduğu için herkes birbirini tanır ve yabancı olduğunuz hemen anlaşılır. 

Bu arada Pazartesi ve Cuma günleri çarşıda pazar kurulur. Köylü organik ürünlerini bu pazarda satar. Bir İstanbullu olarak böyle lezzetli ve taze ürünleri uygun fiyata almak beni mest etti. Cuma günü kurulan pazar çok daha büyüktür. Buraya yolunuz düşerse muhakkak pazarına uğramanızı öneririm.

Gerze de Ne Yenir?

Karousa Mantı & Nokul'a uğrayıp cevizli ve yoğurtlu mantısını yiyin. Gerçekten çok lezzetli. Nokul ise Sinop'un yöresel lezzetidir. Nokul'dan  bir parçada olsa tatmanızı öneririm.


Yeni bir Sinop yazısında görüşmek üzere...


    


Saatleri Ayarlama Enstitüsü; benim gözümde Ahmet Hamdi Tanpınar'ın en önemli eseridir. Saatleri Ayarlama Enstitüsü; hiciv tarzında yazılmıştır. Kitap, Türk toplumunun; Tanzimat  öncesi, Tanzimat ve Cumhuriyet döneminde ki değişim sürecini konu alır.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabında Hayri İrdal ile; Türk insanının Batılılaşma etkisiyle değişimini gözler önüne serer. Tanpınar'ın bu kitapta değinmek istediği en önemli konu; Batılılaşmayla birlikte toplumun ve devlet kurumlarının işlevsiz hale gelmesidir. Toplum; Batılılaşmaya uyum sağlamaya çalışırken bocalamakta ve kimlik bunalımı yaşamaktadır.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü; Hayri İrdal'ın dedesinin uhrevi işlere yönelerek bir cami yaptırmak istemesiyle başlar. Ancak dede camiye mübarek bir saat, halı ve levha gibi birkaç ufak tefek şey aldıktan sonra vefat eder. Artık bu görev Hayri İrdal'in babasına vasiyet edilmiştir. Ancak yıllar geçse de cami yapılamaz. Hayri İrdal'ın dedesini Osmanlı Devleti ile özdeşleştirirsek, Hayri İrdal ve babası Osmanlı devletinden kalan borçlarla uğraşan Yeni Türkiye gibidir.

Tanzimat öncesi dönemde ana karakterimiz Hayri İrdal ve çevresi simya ile ilgilenmekte, değersiz madenleri değerli hale getirmeye çalışarak kolay yoldan para kazanmak istemektedir. Çünkü servet erimiş ve borca sürüklenilmiştir. Ancak bu şekilde borçların ödeneceği hayal edilmektedir. Aslında Osmanlı İmparatorluğu'nun içinde bulunduğu durumla benzerlik gösterir. Çünkü devlet çöküş döneminde ve borç batağındadır. 

Sanayi devriminin başladığı dönemde batılı toplumlarda fabrikalar artmış ve büyük saat kulelerine ihtiyaç duyulmuştur. Ancak Osmanlı'da üretim olmamasına rağmen saat kuleleri yapılmıştır ancak saatler çalışmamaktadır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü, ülke de saatleri ayarlamak için kurulmuş bir enstitüdür. Aslında saatleri ayarlamak için bir enstitü kurulmasına ihtiyaç yoktur. Neden saat kulesi yapıldığı bile bilinmemektedir. Enstitü için bir hikaye yazılır, kitapçık bastırılır. Bu enstitünün başına Halit Ayarcı geçer ve yanına Hayri İrdal'ı yardımcı olarak atar. Halit Ayarcı devlet kurumlarıyla görüşerek, hiçbir işlevi olmayan bu kuruma ödenek ayırtır, işe alımlar yapar. Halit Ayarcı'nın elinde tüm çalışanlar bir kukla hükmündedir. Hayri İrdal yaptığı ve yapmadığı işleri sorgulasa da menfaati için ses çıkarmamaktadır. Çünkü artık o bir müdür yardımcısıdır. Bu durum aslında değişen toplum düzeninde bocalayan bireylerin genel duruşudur.

Toplumda Batılılaşma'nın cereyan etme şekli aşağıdaki satırlarda dile getirilmiştir:

Çirkin diyorsunuz, binanaleyh bugünün telakkilerine göre sempatik demektir. Sesi kötü, diyorsunuz, şu halde dokunaklı ve bazı havalara elverişli demektir. Kabiliyetsiz diyorsunuz, o halde muhakkak orijinaldir... Yarından itibaren baldızınız sahnededir, meşhurdur, gazetelerde ismi sık sık geçer ... Gördünüz mü nasıl beğenildi? ... Sizin klasik makamlarınız böyle bir muvaffakiyeti dünyada elde edemezdi." (s.l83-184) "dans ediyoruz, diye birbirlerine yapmadıkları zulüm, işkence kalmıyordu. Küçük baldızım çoraplarını, iskarpinlerini çıkarmış, bir eli partnerinde, bir eli kafi derecede kısa bulmadığı eteklerinde, halısı kaldırılmış cilalı parkenin üzerinde zıplıyor, kendini yerden yere atıyor, tam bir yeri kırıldı diye imdadına koşacağım zaman tekrar kalkıyor, tekrar zıplıyor, kavalyesine sarılıyor acayip çifteler atıyor, bilinmez düşmanları başı ile süzüyor, tekrar yerlere yatıyordu. (s.274)



Kitapta Ahmet Hamdi Tanpınar için ideal insan; Tanzimat öncesi yaşayan ve Hayri İrdal'a saatleri öğreten, işini layıkıyla yapan Muvakkit Nuri Efendi ve Hayri İrdal'ı luzümsuz işler yapmakla suçlayan ve kendisi doktor olmak için çabalayan oğlu Ahmet'tir.


Ahmet Hamdi Tanpınar; Cumhuriyet devri Türkiye'sinin bozuk müesseselerini Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabıyla tenkit etmiştir. Ahmet Hamdi Tanpınar eski CHP milletvekili olması hasebiyle Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabında ki tenkitler kıymetlidir. Çünkü kitap kurumların işlevsizliğini bizzat görmüş bir milletvekili tarafından yazılmıştır. 







Yeni Başlangıçlar

 

Herkese merhaba arkadaşlar!


Blog sayfamı yeniledim. Hala eksikler var ama kullanılabilir bir hal aldı diyebilirim. Yeni blogum çok içime sindi. Beni yansıttığını düşünüyorum. Yeni blog tasarımımla yenilendiğimi hissediyorum. Yazılarımı daha büyük bir özenle yazmaya devam edeceğim. Bu arada biraz blogumda farklılaşan birkaç şeyden bahsetmek istiyorum.

Beni instagram, twitter, pinterest ve 1k uygulamasından takip edebilirsiniz. 1k uygulamamı hali hazırda aktif kullanıyorum. Abone & Takip kısmında ilgili sayfalara ulaşabilirsiniz.

Gardrops uygulamamdan genellikle ikinci el kitaplarımı satıyorum. Kitaplarımı temiz kullanıyorum. En fazla 1 kere okunmuş oluyor. İhtiyacınız olan kitaplara da "Satış" kısmından ulaşabilirsiniz.


Ayrıca domain satın aldım ve blogumu daha güvenilir hale getirdim. Artık daha aktif olacağım.

Blog tasarımıyla ilgili önerilerinize açığım. 


Sevgilerimle,

Kuklanız!





Herkesin ramazan bayramını en içten dileklerimle kutlarım.

Bu sene ramazan ayı benim için çok hızlı geçti. Ramazan ayı başından itibaren sağlık sorunlarıyla uğraşıyoruz. Öncelikle babamın sodyum değeri düştü ve düşmesiyle nefes darlığı, hafıza kaybı, iştahsızlık, halsizlik, eklemlerinde ağrı oluşmaya başladı. Bunun üzerine hastaneye gittik ve serum takıldı. 3 günün sonunda kendine gelmeye başladı. Sonra eve çıkartalım derken yine sodyum değeri düştü. Yine hastaneye gittik. Tomografi çekildi ve akciğerinde bir kitle tespit edildi. Sonrasında Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları hastanesi Doktor Murat Kavas'tan randevu aldık. Tevafuk hastanenin en iyi doktorlarından birisiymiş. Hızlı bir şekilde Pet-Ct taraması yaptırmamız gerektiği söylendi. Pet'in sonuçları 3 gün sonra çıktı. Sonuçları aldığımızda akciğerdeki kitlenin yüksek ihtimal kanser olduğu; lenf, karaciğer ve omurgasında nodüllere rastlandığı ama tam olarak emin olunamadığı söylendi. Bu nedenle  doktor -Allah razı olsun- işlerimizi kolaylaştırmak ve sonucu hızlı bir şekilde öğrenmemiz için bizi Sultanbeyli de Prof. Dr. Cansel Atinkaya'ya sevk etti. Burada da gerekli incelemeler yapıldıktan sonra MR çekimi için Maltepe Devlet Hastanesi'ne yönlendirdiler. Cansel Hanım'da bizi Süreyyapaşa Devlet Hastanesi'nde Doç. Dr. Huriye Berk Takır'a sevk etti. Bu doktorda gerçekten çok ilgilendi. Biyopsi öncesi doktor; EKG, Ultrason, Kan Tahlili, Covid Testi, Röntgen Testi yaptırdı. Anestezi ve Kalp Bölümünden onay alındı. Bu işlemleri yaptıktan sonra Biyopsi yaptırdık. Elhamdülillah tüm işlemleri bayramdan önce halletmiş olduk. Şimdi iki hafta sonra Biyopsi, MR sonuçları çıkacak. Sonrasında da tedavi süreci başlayacak. Ama bu süre zarfında Sodyum değeri hala düştüğü için hastanede. 

Bizde koşturmaktan gerçekten çok yorulduk bunu söyleyebilirim. Hemde babamı böyle görmek bende stres oluşturdu. Kendimi bu kısa süre içerisinde çok kastığımı hissettim.


İsmi geçen tüm doktorlardan çok memnun kaldım. Özel hastane doktoru olsa bu kadar ilgilenmezdi. Gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz kesinlikle. Murat Kavas'a çok kolay randevu alınmıyor ama bazen hastaları bittikten sonra ilgilenebiliyor. O yüzden saat 15:30 'dan sonra hastaları bittikten sonra kapısında bekleyip görüşmek istediğinizi söyleyebilirsiniz.


Şimdilik yazımı noktalıyorum. Görüşmek üzere...

Allah'a emanet olun.


Okuduğum Kitaplar





Yılın ilk gününde okuduğum kitapları paylaşmak istedim. Geçen yıllarda okuduğum kitaplara aşağıdan ulaşabilirsiniz:

< 2020
< 2018
< 2017
 
Efendim geçen yıl 30 kitap hedefi koymuştum. Bir 3 ay kitap okumadım çünkü bir karar verme sürecindeydim ve kafam karışmıştı. Yılın son 2 ayında kendime çeki düzen vererek kitap okumalarımı sıklaştırdım ve hedefimi gerçekleştirdim. Bunun haklı gururunu yaşıyorum.

Şimdi sizlerle okuduğum kitapları paylaşayım:

1- Hidayete İlk Adım - İmam-ı Gazali

2- Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Ahmet Hamdi Tanpınar

3- Çocuklarımıza Peygamberimizi Nasıl Anlatalım? - Salih Suruç

4- Merhaba Söğüt - Yavuz Bahadıroğlu

5- Uzun Hikaye - Mustafa Kutlu

6- Yüksek Ökçeler - Ömer Seyfettin

7- Fatih Harbiye - Peyami Safa

8- Yalnızız - Peyami Safa

9- Kiralık Konak - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

10- Bir Noel Şarkısı - Charles Dickens

11- Son Kuşlar - Sait Faik Abasıyanık

12- Ölü Ozanlar Derneği - Kleinbaum

13- Ümmet Gerçeği - İsmail Lütfi Çakan

14- Fahrenheit 451 - Ray Bradbury

15- Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar

16- İnsanın Anlam Arayışı - Viktor Emil Frankl 

17- Hz. Ali Cenkleri - N. Ahmet Özalp

18- Son Okçular Tepesi - Abdülaziz Kıranşal

19- Tasavvuf - Osman Nuri Topbaş

20- Mesnevi-i Nuriye - Bediüzzaman Said Nursi

21- Şualar - Bediüzzaman Said Nursi

22- Kastamonu Lahikası - Bediüzzaman Said Nursi

23- Barla Lahikası - Bediüzzaman Said Nursi

24- Emirdağ Lahikası-1 -Bediüzzaman Said Nursi

25- Sözler - Bediüzzaman Said Nursi

26- Lemalar - Bediüzzaman Said Nursi

27- İşaratül İcaz - Bediüzzaman Said Nursi

28- İman ve Küfür Muvazeleri -Bediüzzaman Said Nursi

29- 30 Günde 10 Yıl - Yavuz Yörükoğlu

30- Sikke-i Tasdiki Gaybi - Bediüzzaman Said Nursi (devam ediyor)

31- Gerçek Tıp - Aidin Salih (devam ediyor)

32- Yayınlanmamış bir kitap okudum.

Geçen yıla nazaran gerçekten verimli geçti. İnşallah bu yıl daha verimli geçeceğine gönülden inanıyorum. 2022 Kitap okuma hedefim 35 kitap. İnşallah gerçekleştirebilirim.


Sevgilerimle, 
Kuklanız!

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

HAKKIMDA

Mühendis. Şu günlerde İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünü okuyor. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi seviyor. Küçük bir "merhaba" demekten çekinmeyin!

ABONE & TAKİP

İzleyiciler

POPÜLER YAYINLAR

  • Arap Cami ve Yeraltı Cami'yi Ziyaret
  • Kore Yemeği Yedik! : Sopung Kore Pasta ve Yemekleri - Fatih/İstanbul
  • Ölmek İstemek Caiz Midir?
  • 2023 yılında Okuduğum Kitaplar
  • A Silent Voice - Koe no Katachi Anime & Manga Yorumu ve İncelemesi
  • Acımak - Reşat Nuri Güntekin | Kitap Yorumu
  • Tesettüre Girmeden Önce Okunacak 7 Kitap
  • Yusuf ile Züleyha - Nazan Bekiroğlu | Kitap Yorumu
  • Dualarınıza Talip Bir Kalem Kuklası
  • Korkunç Bir Çocukluğun Şaşırtıcı Avantajı : “Acılar Kahramanlar Çıkarır”

KATEGORİLER

  • Derin Mevzular 27
  • Kalemimden 28
  • Kediler 2
  • Kitap 57
  • Kore Dizi 25
  • anime&manga 16

Blog Arşivi

  • 2024 6
    • Ağustos 5
      • Tiyatro: Rüstemoğlu Cemal' in Tuhaf Hikayesi
      • Herkes Okumalı: SINIRLAR - Henry Cloud & John Town...
      • A Silent Voice - Koe no Katachi Anime & Manga Yoru...
      • 2023 yılında Okuduğum Kitaplar
      • Korkunç Bir Çocukluğun Şaşırtıcı Avantajı : “Acıla...
    • Temmuz 1
  • 2023 4
    • Eylül 1
    • Şubat 3
  • 2022 15
    • Kasım 3
    • Ekim 2
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Haziran 4
    • Mayıs 3
    • Ocak 1
  • 2021 20
    • Aralık 2
    • Kasım 2
    • Ekim 1
    • Haziran 2
    • Mayıs 3
    • Nisan 4
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2020 10
    • Ekim 5
    • Eylül 2
    • Ağustos 1
    • Nisan 1
    • Mart 1
  • 2019 8
    • Ağustos 1
    • Temmuz 1
    • Haziran 1
    • Nisan 1
    • Şubat 2
    • Ocak 2
  • 2018 21
    • Aralık 3
    • Kasım 1
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 1
    • Temmuz 3
    • Haziran 1
    • Mayıs 2
    • Nisan 2
    • Mart 1
    • Şubat 4
    • Ocak 1
  • 2017 30
    • Aralık 9
    • Kasım 6
    • Ekim 1
    • Eylül 1
    • Ağustos 2
    • Temmuz 2
    • Haziran 2
    • Mayıs 1
    • Mart 1
    • Şubat 1
    • Ocak 4
  • 2016 54
    • Aralık 2
    • Kasım 4
    • Ekim 3
    • Eylül 3
    • Ağustos 9
    • Temmuz 7
    • Haziran 5
    • Mayıs 4
    • Nisan 3
    • Mart 2
    • Şubat 2
    • Ocak 10
  • 2015 17
    • Aralık 7
    • Kasım 6
    • Ekim 3
    • Ağustos 1
Blogger tarafından desteklenmektedir

Blog Hakkında



Okur & Yazar. Doğayı, sağlıklı yiyecekleri ve iyi kahveyi sever. Küçük bir "merhaba" demek için gelmekten çekinmeyin.

POPÜLER YAYIN

  • Herkes Okumalı: SINIRLAR - Henry Cloud & John Townsend
  • 22 Blogger 1 Hikaye / Bölüm 3: Kardeşim
  • Signal Kore Drama Yorumu ve Tanıtımı / 2016
Bumerang - Yazarkafe

Copyright © KALEM KUKLASI. Designed by KALEM KUKLASI